Eşya ve Taşınmaz HukukuBOZMA
T.C. YARGITAY

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

2022/4508 Esas · 2024/6127 Karar

Kelime ve Kanun Dizini

Yargıtay Karar Künyesi

Yargı MerciiYargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas Numarası2022/4508
Karar Numarası2024/6127
Karar Tarihi21 Ekim 2024
Hüküm TürüBOZMA

Dava Konusu ve Uyuşmazlık

Tapu iptali ve tescil

Yargılama Aşamaları Haritası

  1. 1. Aşama

    İlk Derece Mahkemesi

    davanın kısmen kabulüne
  2. 2. Aşama

    Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı
  3. 3. Aşama · bu karar

    YARGITAY

    BOZMA

Süreç kaydındaki diğer halkalar: İnceleme konusu karar

Mahkemesi
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/324 E., 2022/400 K.
Karar
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesi
Borçka Asliye Hukuk Mahkemesi
Hüküm kalemleri (1)
  • Davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Karardan Alıntı (Uyuşmazlık Tanımı)
Öte yandan, davalıların dayandıkları 15/10/2009 tarihli ve 20 sıra nolu tapu kaydı taşınmazlara yöntemince uygulanarak kapsamı belirlenmemiş ve ayrıca bu tapu kaydının 4785 sayılı Kanun kapsamında hukuki değerini koruyup korumadığı da tartışılmamıştır. Bu haliyle yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olduğundan söz edilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu…
* Bu metin doğrudan karar tutanağından alıntılanmış olup, mahkemenin uyuşmazlığa ilişkin tespitini içerir.

Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları

Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 3 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.

Gerekçe Pasajı 11318 karakter
Öte yandan, davalıların dayandıkları 15/10/2009 tarihli ve 20 sıra nolu tapu kaydı taşınmazlara yöntemince uygulanarak kapsamı belirlenmemiş ve ayrıca bu tapu kaydının 4785 sayılı Kanun kapsamında hukuki değerini koruyup korumadığı da tartışılmamıştır. Bu haliyle yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olduğundan söz edilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri bulundukları yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan, daha önceki keşiflerde yer almayan, bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla keşif yapılmalıdır.
Gerekçe Pasajı 22841 karakter
Yapılacak bu keşifte, dosya arasına getirtilen belgeler, çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun), 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun) sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler, fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan, yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve bu şekilde, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmeli ve ayrıca davalı tarafın dayandığı 15.10.2009 tarihli ve 20 sıra nolu tapu kaydının 4785 sayılı Kanun karşısında hukuki kıymete haiz olup olmadığı değerlendirilerek, söz konusu tapu kaydının hukuki kıymetini koruduğunun anlaşılması halinde, tapu kaydının yöntemince uygulanması suretiyle taşınmaza uyup uymadığı ve uyması halinde kapsamı belirlenmelidir.
Gerekçe Pasajı 31491 karakter
Dava konusu taşınmazların, orman vasfında olmadıklarının ve dayanılan tapu aydının kapsamında kalmadıklarının belirlenmesi durumunda bu kez, davalı taraf yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli ve bu cümleden olarak; yapılacak keşifte ve hava fotoğrafları üzerinde tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi uyarınca, davalılar yanında, önceki bayiiler yönünden de tapu ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 03.07.2005 tarih 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

Karar Özeti ve Gerekçe Analizi

Dosya sırasıyla İlk Derece Mahkemesi ve Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi aşamalarından geçmiştir. Yargıtay, bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur. Gerekçe (karar metninden): “Öte yandan, davalıların dayandıkları 15/10/2009 tarihli ve 20 sıra nolu tapu kaydı taşınmazlara yöntemince uygulanarak kapsamı belirlenmemiş ve ayrıca bu tapu kaydının 4785 sayılı Kanun kapsamında hukuki değerini koruyup korumadığı da tartışılmamıştır.”

Kararın Tam Metni

12.636 karakter · metni göster

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/324 E., 2022/400 K.

KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ : Borçka Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2018/558 E., 2021/122 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ... Genel Müdürlüğü vekili, asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle; Artvin ili ... ilçesi ... Köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, ... Köyünde bulunan 174 ada 60 parsel sayılı taşınmazın 754,46 m2 lik kısmı, 174 ada 61 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan taşınmazın 439,64 m2 lik kısmı, 174 ada 62 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan taşınmazın 429,39 m2 lik kısmı, 174 ada 63 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan taşınmazın 302,49 m2 lik kısmı, 174 ada 64 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan taşınmazın 1116,43 m2 lik kısmı, 174 ada 68 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan taşınmazın 2095,72 m2 lik kısmı, 174 ada 70 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan taşınmazın 3485,29 m2 lik kısmı, 174 ada 71 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan taşınmazın 3321,80 m2 lik kısmı, 174 ada 72 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan taşınmazın 4090.69 m2 lik kısmı, 174 ada 73 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan taşınmazın 1046,88 m² lik kısmının orman vasfında oldugu halde davalı adına tespit ve tescil gördüğünü, dava konusu taşınmazların belirtilen kısımlarının orman arazisi olup, gerek hava fotoğrafları gerekse eski memleket haritası, amenajman planları ve haritaları incelendiğinde haritada yeşile boyalı orman vasfında olduğunu beyan ederek taşınmazların ekli haritada gösterilen kısımlarının tapusunun iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescilini, taşınmazlar üzerinde bulunan davalılar lehine tesis edilen ayni hak, şerh ve beyanların kaldırılmasını talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Dava konusu 174 ada 70/A, 71/A, 73/A parsellerin tarımsal faaliyet amacıyla imar ve ihya edilerek, aralıksız ve çekişmesiz olarak malik sıfatıyla eklemeli zilyetlik yoluyla davalılar ve murisi tarafından kullanıldığı, bu hususun mahalli bilirkişi beyanları, mahkemece yapılan gözlem ve teknik bilirkişi raporları ve hava fotoğraflarıyla desteklendiği, toprağının orman toprağı yapısında olmadığı, bu sebeplerle taşınmazın orman vasfında olmayarak devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı ve zilyetlikle kazanılabileceği, 174 ada 60/A, 61/A, 62/A, 63/A, 64/A, 68/A, 72/A sayılı parsellerin uzun yıllardır orman vasfında olup, tarımsal faaliyette kullanılmadıkları, kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına tapuya tescil edildiği, bu hususun teknik bilirkişi raporları ve taşınmazın fiili durumuyla desteklendiği, bu sebeple orman vasfında olan taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağı, gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı vekilinin ayni hak, şerh ve beyanların kaldırılması talebi yönünden orman niteliğindeki taşınmazın tapu kaydı üzerinde 3. kişi lehine, kısıtlayıcı şerh bulunamayacağı" şeklindeki gerekçeyle 174 ada 70/A, 71/A, 73/A parseller yönünden davanın reddine, 174 ada 60/A, 61/A, 62/A, 63/A, 64/A, 68/A, 72/A parselleri yönünden davanın kabulüne karar verilmiş; hükmün, davacı ... İdaresi tarafından "174 Ada 70 (A) ve 71 (A) sayılı parsellerin en az 3 yanı davalı ... parselleri ile çevrili olup, 174 Ada 73 (A) parsel sayılı taşınmazın da en az 2 yanı davalı ... parselleri ile çevrili olup orman ile bütünlük arz ettiği, mahkemenin hüküm kısmında davalı taraf vekilleri lehine iki ayrı vekalet ücretine hükmetmiş olmasına ve miktarına itiraz ettikleri" iddiasıyla istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "...dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, istinaf incelemesine konu edilen taşınmazların eğiminin fazla olmadığı, 45-50 yaşlarında fındık ocakları olduğu, 1969 ve 1982 yılı hava fotoğraflarına göre orman vasfında olmadığı, orman bütünlüğünü bozmadığı hususunun rapor edilmiş olmasına, davacının vekalet ücretine yönelik istinafı yönünden dava konusu taşınmazlar ile maliklerinin farklı olması nedeniyle hükmedilen vekalet ücreti ile miktarının yerinde olmasına, kararda kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına ve tüm dosya kapsamına göre mahkeme kararı yerinde görüldüğü" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı ... İdaresi vekilince temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, temyize konu 174 ada 70/A, 71/A ve 73/A parseller yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de bilirkişi heyeti raporunun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; hükme esas alınan raporda; "1969 ve 1982 tarihli hava fotoğraflarında; alanın genelinde fındık ocaklarının hâkim olduğu. kenarlarında lokal olarak ağaç-ağaççık seklinde bir görünümde olduğu, bunun sebebinin 1969 ve 1982 yıllarında bu alanlarda fındık tarımı yapılmakta olduğundan alanlardaki yaşlı mevve ağaçları, yaşlı fındık ocakları ve lokal kestane ağaçlarından kaynaklandığının düşünüldüğü, alanların içinde lokal olarak bulunan kestane ağaçlarının da orman ağacı olmasına rağmen Karadeniz Bölgesinde meyve ağacı gibi insanların kendi elleri ile kendi arazilerine diktiklerini, orman köylüsüne yarar sağlayan bir tür olduğu için halk nezdinde korunan ve büyütülen bir ağaç olduğu, dolayısıyla dava konusu taşınmazların orman yapısında olmadığı, orman bütünlüğünü bozmadığı ve fındık tarımı yapılarak işlendiği " ifade edilmiş olmasına rağmen, dosya kapsamındaki 1969 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın kapalı olduğu görülmekte olup, söz konusu kapalılığın sebebinin açıklanmadığı, raporda kestane ağaçlarının taşınmaz içerisindeki dağılımına ve yaşlarına yer verilmediği, fındık ağaçlarının yaşları itibariyle 1969 yılında taşınmaz üzerinde bulunmasının mümkün olamayacağı anlaşılmaktadır.

Öte yandan, davalıların dayandıkları 15/10/2009 tarihli ve 20 sıra nolu tapu kaydı taşınmazlara yöntemince uygulanarak kapsamı belirlenmemiş ve ayrıca bu tapu kaydının 4785 sayılı Kanun kapsamında hukuki değerini koruyup korumadığı da tartışılmamıştır. Bu haliyle yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olduğundan söz edilemez.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri bulundukları yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan, daha önceki keşiflerde yer almayan, bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla keşif yapılmalıdır.

Yapılacak bu keşifte, dosya arasına getirtilen belgeler, çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun), 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun) sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler, fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan, yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve bu şekilde, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmeli ve ayrıca davalı tarafın dayandığı 15.10.2009 tarihli ve 20 sıra nolu tapu kaydının 4785 sayılı Kanun karşısında hukuki kıymete haiz olup olmadığı değerlendirilerek, söz konusu tapu kaydının hukuki kıymetini koruduğunun anlaşılması halinde, tapu kaydının yöntemince uygulanması suretiyle taşınmaza uyup uymadığı ve uyması halinde kapsamı belirlenmelidir.

Dava konusu taşınmazların, orman vasfında olmadıklarının ve dayanılan tapu aydının kapsamında kalmadıklarının belirlenmesi durumunda bu kez, davalı taraf yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli ve bu cümleden olarak; yapılacak keşifte ve hava fotoğrafları üzerinde tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi uyarınca, davalılar yanında, önceki bayiiler yönünden de tapu ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 03.07.2005 tarih 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Kanun Maddeleri

Özel kanun maddesi eşleşmesi belirtilmemiştir.

Beyan.pro Hukuk Asistanı

Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?

Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.

İlgili ve Benzer Emsal Kararlar