Eşya ve Taşınmaz HukukuBOZMA
T.C. YARGITAY

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

2024/810 Esas · 2025/1356 Karar

Kelime ve Kanun Dizini

Yargıtay Karar Künyesi

Yargı MerciiYargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas Numarası2024/810
Karar Numarası2025/1356
Karar Tarihi20 Şubat 2025
Hüküm TürüBOZMA

Dava Konusu ve Uyuşmazlık

Kadastro tespitine itiraz

Yargılama Aşamaları Haritası

  1. 1. Aşama

    Kadastro Mahkemesi

    davacı ...'ın davasının reddine
  2. 2. Aşama

    Özel Daire

    Temyiz istemi kararı · İncelenen hüküm
  3. 3. Aşama · bu karar

    YARGITAY

    BOZMA
Mahkemesi
Kadastro Mahkemesi
Sayısı
2019/10 E., 2023/21 K.
Karar
Davacı ...'ın davasının reddine
Hüküm kalemleri (2)
  • Davalı ... ve müşterekleri vekilinin hükme yönelen temyiz itirazlarının REDDİNE,
  • Davacı mirasçıları ... ve müşterekleri, davacı mirasçıları ... ve müşterekleri, davacı mirasçıları ... ve müşterekleri, davacı mirasçıları ... ve ...'un hükme yönelen temyiz itirazlarının ise kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Karardan Alıntı (Uyuşmazlık Tanımı)
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama ile tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının çekişme konusu 563 parselin (A) bölümünü kapsadığı sabit olup bu husus doğru olarak mahkemenin de kabulündedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki; tapu kaydı mülkiyet belgesi olup (somut olayda olduğu gibi) doğru temele dayanan tapu kaydının varlığı halinde, 3402 sayılı Kanun'un 13/A maddesi uyarınca kural; kayıt kapsamında kalan bir yer üzerinde, tapu maliklerinin yahut mirasçılarının zilyetliğini kanıtlamasına ihtiyaç bulunmaksızın, kayıt kapsamında kalan yerin tapu malikleri…
* Bu metin doğrudan karar tutanağından alıntılanmış olup, mahkemenin uyuşmazlığa ilişkin tespitini içerir.

Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları

Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 2 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.

Gerekçe Pasajı 1978 karakter
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama ile tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının çekişme konusu 563 parselin (A) bölümünü kapsadığı sabit olup bu husus doğru olarak mahkemenin de kabulündedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki; tapu kaydı mülkiyet belgesi olup (somut olayda olduğu gibi) doğru temele dayanan tapu kaydının varlığı halinde, 3402 sayılı Kanun'un 13/A maddesi uyarınca kural; kayıt kapsamında kalan bir yer üzerinde, tapu maliklerinin yahut mirasçılarının zilyetliğini kanıtlamasına ihtiyaç bulunmaksızın, kayıt kapsamında kalan yerin tapu malikleri yahut mirasçıları adına tescilidir. Ancak bu kuralın istisnaları 3402 sayılı Kanun'un 13/B maddesinde düzenlenmiş olup bu düzenlemeler, tapuya kayıtlı bir taşınmaz üzerinde zilyet olan üçüncü kişiler, yani bir başka ifade ile tapu kayıt maliki veya mirasçıları dışındaki zilyetler yararına, bazı şartların birlikte gerçekleşmeli halinde taşınmaz mülkiyeti edinimine olanak verir.
Gerekçe Pasajı 2848 karakter
Bu istisnalar da iki tane olup ilki, Kanun'un 13/B-b maddesinde yer almakta ve taşınmaza zilyet olan 3 üncü kişi lehine; taşınmazı "kayıt maliki veya mirasçılarından haricen satın alındığının ve ayrıca en az on yıl müddetle çekişmesiz ve aralıksız malik sıfatıyla zilyetliğin ispatlanması" şartlarının birlikte gerçekleşmesi; ikincisi ise, yine taşınmaza zilyet olan 3 üncü kişi lehine aynı Kanun'un 13/B-c maddesinde yer alan " kayıt sahibinin yirmi yıl önce gaipliğine hüküm verilmiş veya tapu sicilinden malikin kim olduğu anlaşılamamış olması ve taşınmazda çekişmesiz ve aralıksız yirmi yıl müddetle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunması" şartlarının birlikte gerçekleşmesi halleri olup; 13/B-b ve 13/B-c koşullarının zilyetleri lehine gerçekleşmesi halinde; hallerinde tapulu taşınmazın mülkiyetini zilyetlikle kazanma imkanı vermektedir.

Karar Özeti ve Gerekçe Analizi

Dosya sırasıyla Kadastro Mahkemesi ve Özel Daire aşamalarından geçmiştir. Yargıtay, temyiz istemini reddetmiştir; incelenen hükmü bozmuştur. Hüküm 2 kalemden oluşmaktadır (1 red, 1 bozma). Gerekçe (karar metninden): “Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama ile tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının çekişme konusu 563 parselin (A) bölümünü kapsadığı sabit olup bu husus doğru olarak mahkemenin de kabulündedir.”

Kararın Tam Metni

12.729 karakter · metni göster

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2019/10 E., 2023/21 K.

KARAR : Davacı ...'ın davasının reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ...'ın davasının reddine; çekişmeli eski 563 yeni 138 ada 13 parsel sayılı taşınmazın (A) bölümünün tarla vasfıyla Hazine adına tesciline; eski 563 yeni 138 ada 113 parselin (B) harfi ile gösterilen kısmı ile eski 564 yeni 138 ada 114 parsel ve eski 565 yeni 138 ada 115 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Mahkememizin 2009/111 Esas ve 2015/60 Karar sayılı 15.05.2015 tarihinde verilen hükmünün Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.06.2019 tarihli ve 2019/2108 Esas, 2019/4759 Karar sayılı ilamıyla kesinleştiği anlaşılmakla bu taşınmazlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı mirasçıları ... ve müşterekleri, davalı ... vd. vekili, davacı mirasçıları ... ve müşterekleri, davacı mirasçıları ... ve müşterekleri, davacı mirasçıları ... ve ... tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, 563 parsel sayılı 6200 metrekare, 564 parsel sayılı 5300 metrekare ve 565 parsel sayılı 515 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası, davaya konu olan taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş bulunması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.

Mahkemece verilen önceki tarihli 563 parsel sayılı taşınmazda 12.04.2015 tarihli teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 3.065,37 metrekare yüzölçümlü kısmının adanın en son parsel numarası verilmek sureti ile tamamı davalı muris ...'ın mirasçıları adına hükümde gösterilen paylarla tesciline; aynı taşınmazın krokide (B) harfi ile gösterilen 3.321,62 metrekare yüzölçümlü bölümü ile 564 parsel (yeni 138 ada 114 parsel) ve 565 parsel (yeni 138 ada 115 parsel) sayılı taşınmazların Hazine adına tesciline dair hükmün davacı ... mirasçıları ... ve müşterekleri ile davalı ... varisleri ... vs. tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.05.2018 tarihli ve 2015/19042 Esas, 2018/3508 Karar sayılı kararıyla; "tarafların 563 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümü ile 564 ve 565 parsellere yönelen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Davacı ... mirasçıları ... ve müştereklerinin 563 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; hükmüne uyulan bozma ilamında “davacının tutunduğu tapu kaydının geldisinin Teşrini Evvel 1306 tarih 92 sıra numaralı tapu olup, kayıt maliki ... oğlu ... olduğu bu kaydın gittisi (davacıların tutunduğu) Mayıs 1952 tarih 8 sıra numaralı tapu kaydının iktisap sütunundaki açıklamaya göre ... oğlu ...’nin "50 yıl önce" vefat ettiğinin yazılı bulunduğu, davalı tarafın ise ... oğlu ... mirasçısı olmayıp taşınmazı dava tarihine kadar uzun süre kullandıklarını ifade ettikleri halde, davalı taraf yararına tapu kaydının hukuki kıymetini kaybedip kaybetmediği, başka bir anlatımla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddesinde yazılı koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmemiş ve araştırılmamış olmasının isabetsizliğine değinildiği; mahkemece de davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının iktisap sütunundaki açıklamaya göre ... oğlu ...'nin "50 yıl önce" vefat ettiği gerekçe gösterilerek davacı tapusunun hukuki kıymetini 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-c hükmü gereğince davalı yararına yitirmiş olduğu gerekçe gösterilerek yazılı şekilde karar verildiği; ancak yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli bulunmadığı; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c koşullarının, zilyet yararına gerçekleşebilmesi için, tapu kayıt malikinin intikalden 20 yıl önce ölmüş olması yeterli olmayıp, intikal tarihine kadar 20 yıl boyunca malik sıfatıyla zilyetliğin de davalı tarafta bulunduğunun kanıtlanmasının gerektiği; hükmüne uyulan bozma ilamından sonra çekişmeli taşınmaz başında dinlenen mahalli bilirkişilerin 1952-1959-1964 doğumlu olup 10’lu yaşlarından beri çekişmeli taşınmazı davalı tarafın kullandığını; tanık ...'nın ise, taşınmazın 50-55 yıl öncesini (1960-1965 tarihleri) hatırladığını ve davalının kullandığını beyan etmiş iseler de; alınan beyanlar tapunun intikal ettiği 1952 yılından öncesindeki zilyetlik durumunu ve 3402 sayılı Kanun’un 13/B-c koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemek bakımından yetersiz olduğuna işaret edilerek; tapunun intikal tarihi olan 1952 yılını ve öncesini bilebilecek yaşta tarafsız mahalli bilirkişiler ve aynı yöntemle tespit edilecek tanıklar eşliğinde taşınmaz başında yeniden keşif yapılması yapılacak keşifte; yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmaz bölümünün hangi tarihten beri, kim tarafından ve hangi sıfatla kullanıldığı,özellikle sulama kanalının yapıldığı belirtilen 1952 ve 53 yıllarından öncesinde bu taşınmaz bölümünün düzenli olarak kullanılan bir yer olup olmadığı ve kullanımın nizasız ve fasılasız olup olmadığı hususlarında somut olgu ve olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması.." gereklerine değinilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "... davacı tarafın tutunduğu T.evvel 1306 tarih ve.... nolu sicilden gelen 10.05.1952 tarih 8 sıra numaralı tapu kaydının davaya konu eski 563 parsel yeni 138 ada 113 parsel sayılı taşınmazın A ile gösterilen bölümünü kapsamakla birlikte; bu bölümün 1950 li yıllardan evvel göl suları altında kalması nedeniyle kullanılmadığı; 1950 yıllarında kanal yapılması nedeniyle göl sularının etkisinden kurtularak bu tarihten itibaren davalı ... tarafından tapunun intikal tarihi olan 1952 yılına kadar kullanıldığı; ancak ... lakaplı davalı ... lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunun 13/B-c Maddesinde belirtilen koşulların oluşmadığı; davacı dayanağı tapu kaydının davacılar lehine de sonuç doğurmayacağı; zira dava konusu taşınmazın kanalın yapıldığı 1950 yılından önce tamamen su altında bulunup sazlık halde olduğuna göre dava konusu taşınmazın kanalın yapıldığı 1950 yılından sonra tarla niteliğini kazandığı ve tarla olarak kullanılmaya başlanıldığı göz önüne alındığında evveliyatında su altında olup, sazlık halde bulunan dava konusu yere tapu kaydı oluşturulduğu; çekişmeli taşınmaz bölümü( 563/A) üzerinde, davacı taraf yararına da 3402 sayılı kadastro kanunu 13/A maddesinde belirtilen" kayıt sahibi veya mirasçıları zilyet bulunuyorsa" hükmünün gerçekleşmediği,,." şeklindeki gerekçe ile davacı ...'ın davasının reddine; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2. maddesi uyarınca çekişmeli eski 563 (yeni 138 ada 113 parsel) sayılı taşınmazın 03.02.2023 tarihli rapor eki krokide (A) harfi ile gösterilen 3.065,37 metrekare yüzölçümlü olarak aynı adanın en son parsel numarası verilerek tarla vasfıyla Hazine adına tesciline; eski 563 yeni 138 ada 113 parselin (B) harfi ile gösterilen kısmı ile eski 564 yeni 138 ada 114 parsel ve eski 565 yeni 138 ada 115 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Mahkememizin 2009/111 Esas ve 2015/60 Karar sayılı 15.05.2015 tarihinde verilen hükmünün Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.06.2019 tarihli ve 2019/2108 Esas, 2019/4759 Karar sayılı ilamıyla kesinleştiği anlaşılmakla bu taşınmazlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hüküm davacı mirasçıları ... ve müşterekleri, davalı ... vs. vekili, davacı mirasçıları ... ve müşterekleri, davacı mirasçıları ... ve müşterekleri, davacı mirasçıları ... ve ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmişlerdir.

Mahkemece, yukarıdaki gerekçe ile davacının davasının reddine, çekişmeli taşınmaz bölümünün (563/A bölümü) Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemektedir.

Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama ile tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının çekişme konusu 563 parselin (A) bölümünü kapsadığı sabit olup bu husus doğru olarak mahkemenin de kabulündedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki; tapu kaydı mülkiyet belgesi olup (somut olayda olduğu gibi) doğru temele dayanan tapu kaydının varlığı halinde, 3402 sayılı Kanun'un 13/A maddesi uyarınca kural; kayıt kapsamında kalan bir yer üzerinde, tapu maliklerinin yahut mirasçılarının zilyetliğini kanıtlamasına ihtiyaç bulunmaksızın, kayıt kapsamında kalan yerin tapu malikleri yahut mirasçıları adına tescilidir.

Ancak bu kuralın istisnaları 3402 sayılı Kanun'un 13/B maddesinde düzenlenmiş olup bu düzenlemeler, tapuya kayıtlı bir taşınmaz üzerinde zilyet olan üçüncü kişiler, yani bir başka ifade ile tapu kayıt maliki veya mirasçıları dışındaki zilyetler yararına, bazı şartların birlikte gerçekleşmeli halinde taşınmaz mülkiyeti edinimine olanak verir.

Bu istisnalar da iki tane olup ilki, Kanun'un 13/B-b maddesinde yer almakta ve taşınmaza zilyet olan 3 üncü kişi lehine; taşınmazı "kayıt maliki veya mirasçılarından haricen satın alındığının ve ayrıca en az on yıl müddetle çekişmesiz ve aralıksız malik sıfatıyla zilyetliğin ispatlanması" şartlarının birlikte gerçekleşmesi; ikincisi ise, yine taşınmaza zilyet olan 3 üncü kişi lehine aynı Kanun'un 13/B-c maddesinde yer alan " kayıt sahibinin yirmi yıl önce gaipliğine hüküm verilmiş veya tapu sicilinden malikin kim olduğu anlaşılamamış olması ve taşınmazda çekişmesiz ve aralıksız yirmi yıl müddetle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunması" şartlarının birlikte gerçekleşmesi halleri olup; 13/B-b ve 13/B-c koşullarının zilyetleri lehine gerçekleşmesi halinde; hallerinde tapulu taşınmazın mülkiyetini zilyetlikle kazanma imkanı vermektedir.

Hükmüne uyulan önceki tarihli Yargıtay bozma ilamlarında da işaret edildiği üzere; uyuşmazlık, çekişme konusu 563 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalan (A) bölümü üzerinde tapunun intikal tarihi olan 1952'ye kadar davalı taraf yararına, davacı tapusunun kaydının hukuki kıymetini kaybedip kaybetmediği, başka bir anlatımla 3402 sayılı Kanun'un 13/B-c maddesinde yazılı koşulların oluşup oluşmadı noktalarında toplanmakta olup; Mahkemece yapılması gereken iş; tapu kaydı hukuki kıymetini koruyorsa kayıt kapsamında bulunan bölümün davacı taraf adına tescili; tapu kaydı davalılar yararına hukuki kıymetini kaybetmiş ise, bu kez ise davalı taraf adına tescilidir.

Tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince; hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamlarına; keşif tutanaklarına, teknik bilirkişi raporlarında ve eki krokilerde işaretlenen dayanak tapunun gösterilen sınırlarına, dinlenen mahalli bilirkişi, tanık beyanlarına (bu kapsamda, dinlenen en yaşlı mahalli bilirkişi ve tanıkların dahi, davacı tapusunun intikal tarihi olan 1952 yılından geriye doğru davalı tarafın 20 yıllık malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız zilyetliğinin varlığın bahsedememesine) göre; çekişmeli 563/A bölümü üzerinde, davalı taraf yararına 3402 sayılı Kanun'un 13/B-c koşullarının oluştuğu hususu her türlü şüpheden uzak, kesin somut olgu ve olaylara dayalı olarak ispat edilemediğine göre davacı taraf tapusunun hukuki kıymetini koruduğunun kabulü gerekmekte olup mülkiyet belgesi olan ve hukuki geçerliliğini koruyan ve çekişmeli 563 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 3.065,37 metrekare yüzölçümlü bölümünün davacı ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yasal düzenlemelere uygun düşmeyen gerekçelerle Hazine adına tesciline karar verilmesi hatalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davalı ... ve müşterekleri vekilinin hükme yönelen temyiz itirazlarının REDDİNE,

Davacı mirasçıları ... ve müşterekleri, davacı mirasçıları ... ve müşterekleri, davacı mirasçıları ... ve müşterekleri, davacı mirasçıları ... ve ...'un hükme yönelen temyiz itirazlarının ise kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,

Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Beyan.pro Hukuk Asistanı

Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?

Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.

İlgili ve Benzer Emsal Kararlar