Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
2022/5730 Esas · 2025/4611 Karar
Kelime ve Kanun Dizini
Yargıtay Karar Künyesi
Dava Konusu ve Uyuşmazlık
Kadastro tespitine itiraz
Yargılama Aşamaları Haritası
- 1. Aşama
Kadastro Mahkemesi
İlk Derece Mahkemesi kararı - 2. Aşama · bu karar
YARGITAY
BOZMA
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/38 E., 2022/3K.
- Karar
- Kısmen kabulüne kısmen reddine
Hüküm kalemleri (1)
- S O N U Ç : Yukarıda (1, 2, ve 4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı ... İdaresi ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, (A1), (C), (D2), (E1), (F1), (G1), (G2), (H1), (İ1) ve (L) ile gösterilen bölümler yönünden BOZULMASINA,
“6831 sayılı Orman Kanunu' nun 17/2. maddesindeki bu düzenlemeyle, kanun koyucu, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapatmıştır. Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/s maddesinde "orman içinde kültür arazileri dışında, insan müdahalesi olmaksızın kendiliğinden oluşan, doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki ve bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren alanların" orman içi açıklık olduğu ve anılan Yönetmeliğin 16/i maddesinde ise, orman içi açıklıkların devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörülmüştür. Bu tür…”
Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları
Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 4 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.
“6831 sayılı Orman Kanunu' nun 17/2. maddesindeki bu düzenlemeyle, kanun koyucu, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapatmıştır. Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/s maddesinde "orman içinde kültür arazileri dışında, insan müdahalesi olmaksızın kendiliğinden oluşan, doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki ve bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren alanların" orman içi açıklık olduğu ve anılan Yönetmeliğin 16/i maddesinde ise, orman içi açıklıkların devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörülmüştür. Bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu bulunmamakta olup, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Kanun gereği orman sayılan orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yoluyla kazanılması hukuken mümkün bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.12.1997 tarih ve 1997/20-830-1034, 17.12.1997 tarih ve 1997/20-808-1039, 22.10.2003 tarih ve 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 tarih ve 2004/7-531-581 Esas, Karar sayılı içtihatlarında da açıklandığı gibi, bu tür yerler kesinleşen orman kadastro sınırları dışında bulunsa bile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağından özel mülk olarak kişiler adına tescil edilemez.”
“Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin (E1) ile gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dava konusu (E1) ile gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkin olarak davacı tarafından tescil ilamına dayanılmış ise de, söz konusu tescil ilamının hasımsız olarak açılan dava sonucu verilmiş olduğu ve bu nedenle davalı Hazine ve davalı ... İdaresi yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı anlaşılmakta olup, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmaz bölümünün dört tarafının 101 ada 1 nolu orman parseli ile çevri olması nedeniyle 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olduğu ve üst bentte açıklandığı üzere orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı gözetilerek, bu taşınmaz bölümü yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”
“Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin (H1) ve (İ1) ile gösterilen taşınmaz bölümlerine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulmasına rağmen, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; davacı ... ... tarafından dayanılan tescil ilamı dosya arasına getirtilmiş olmasına rağmen, usulünce uygulanmamış ve kaydın sınırında okuyan yolların kadim olup olmadığı araştırılmamış, bunun tespiti amacıyla memleket haritalarından yararlanılmamış ve fen bilirkişisince taşınmazların konumları krokide gösterilmemiş ve böylelikle eksik uygulamaya ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak, usuli kazanılmış haklar da gözetilmeden karar verilmesi cihetine gidilmiştir.”
“Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişinin katılımıyla mahallinde yeniden keşif icra edilmeli ve bu keşif sırasında dayanak tescil ilamı okunup sınırlarının bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, teknik bilirkişiye yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırlar haritasında işaret ettirilmeli; dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava ve temyize konu taşınmazın tasarruf ve intikal durumuna ve taşınmazın hangi tarihten beri kim tarafından hangi sıfatla kullanıldığına dair maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; fen bilirkişisine, uygulanan tescil ilamının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli; tescil ilamında sınır olarak okunan yolun tescil ilamı tarihine en yakın tarihli memleket haritası da incelenmek suretiyle kadim yol olup olmadığı araştırılmalı; daha önce verilen hüküm davacı ... ... tarafından temyiz edilmemiş olması nedeniyle davalı Hazine ve Orman İdaresi lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilmeli; dayanak tescil ilamının çekişmeli taşınmaz bölümlerine uymadığının anlaşılması halinde ise çekişmeli taşınmaz bölümlerinin 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olduğu ve orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı da gözetilerek, tüm deliller birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.”
Karar Özeti ve Gerekçe Analizi
Kararın Tam Metni
16.684 karakter · metni göstergizle
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/38 E., 2022/3K.
KARAR : Kısmen kabulüne kısmen reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel sayılı 2018 hektar 1888,81 m² yüzölçümündeki taşınmaz orman vasfı ile Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... 01.11.2010 havale tarihli dilekçesinde; ... ilçesi ... köyünde bulunan, dilekçesinde sınırlarını bildirdiği, zilyetliğinde bulunan taşınmazının 101 ada 1 sayılı orman parseli içinde bırakıldığını ileri sürerek, tespitin iptali ile taşınmazın adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen 2013/139 sayılı dosyada davacı ..., birleşen 2010/6 sayılı dosyada davacı ... ve birleşen 2010/7 Esas sayılı dosyada davacı ... ... tarafından, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, birleşen 2011/110 sayılı dosyada davacı ... ... ve birleşen 2010/9 sayılı dosyada davacısı ... tarafından ise, tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğene dayalı olarak, aynı parsel hakkında açılan davalar, bu dava ile birleştirilmiş ve yargılama sırasında müdahil ... davaya katılma talebinde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen, davacı ...'nın davasının reddine, ...'nın davasının kabülüne, 101 ada 1 no.lu parselin kadastro tespit tutanağının iptali ile, 28.05.2012 tarihli fen bilirkişi rapor eki krokide (C) harfi ile gösterilen 29161,23 m²'lik alanın, adanın son parsel numarası verilerek ... adına susuz tarla vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, ..., ..., ..., ... ... ve müdahil ... tarafından açılan davaların kısmen kabül ve kısmen reddine, 101 ada 1 no.lu parselin kadastro tespit tutanağının iptali ile 08.11.2013 tarihli fen bilirkişi rapor ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 8002,50 m²'lik alanın ve 18.04.2014 tarihli fen bilirkişilerin ek raporundaki krokide (D1) harfi ile gösterilen 8228,01 m²'lik alanın sırasıyla adanın son parsel numaraları verilerek ... adına susuz tarla vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, 28.05.2012 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 43782,68 m²'lik alan ve 18.04.2014 tarihli fen bilirkişilerin ek raporundaki krokide (A1) harfi ile gösterilen 13871,74 m²'lik alanın sırasıyla adanın son parsel numarası verilerek ... ve ... adına 1/2'şer eşit hisse ile susuz tarla vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, 18.04.2014 tarihli fen bilirkişilerin ek raporundaki krokide (E1) harfi ile gösterilen 8824,31 m²'lik alanın adanın son parsel numarası verilerek ... adına susuz tarla vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, 18.04.2014 tarihli fen bilirkişilerin ek raporundaki krokide (H2) harfi ile gösterilen 16500,00 m²'lik alan ve (İ2) harfi ile gösterilen 2700,00 m²'lik alanın sırasıyla adanın son parsel numarası verilerek ... ... adına susuz tarla vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline ve 101 ada 1 nolu parselden geriye kalan kısmın aynı vasıf ve nitelikte tespit gibi tesciline dair önceki karar, davalı ... İdaresi ve Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.05.2018 tarihli ve 2016/13348 Esas, 2018/3365 Karar sayılı ilamıyla; " ... köyü 101 ada 1 parsel içinde dava konusu yapılan (D) ve (E) harfi ile gösterilen taşınmazların dört tarafının 101 ada 1 kesinleşen orman parseli ile çevrili orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden oldukları ve bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu halde bu taşınmazlar yönünden davanın reddinin gerektiği, diğer taşınmazlar bakımından ise usulünce hava fotoğrafı da incelenmek suretiyle orman araştırması, zilyetlik araştırması, tapu uygulaması yapılması ve taşınmazların 17/2 gereğince orman içi açıklık olup olmadıklarının değerlendirilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel sınırları içerisinde kalan davacı ... ve ... tarafından 1/2 'şer hisse ile hak iddia edilen 10.01.2022 tarihli fen bilirkişisi raporlarında (A1) harfi ile işaretlendirilen alanın ayrı bir ada parsel numarası verilerek davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel sınırları içerisinde kalan davacı ... ve ... tarafından 1/2 'şer hisse ile hak iddia edilen 10.01.2022 tarihli fen bilirkişisi raporlarında (A2) harfi ile işaretlendirilen taşınmaza ilişkin davanın reddine, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ... ve ... tarafından 1/2' şer hisse ile hak iddia edilen 24.06.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile işaretlendirilen taşınmaza ilişkin açılan davanın tefriki ile ayrı bir esas üzerinden yürütülmesine, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ...'nın hak iddia ettiği 24.06.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile işaretlendirilen taşınmazın ayrı bir ada parsel numarası verilerek davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ... tarafından hak iddia edilen 10.01.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda (D2) harfi ile simgelendirilen taşınmazın davacı adına ayrı bir ada parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ... tarafından hak iddia edilen 10.01.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda (D1) harfi ile simgelendirilen taşınmaza yönelik açılan davanın reddine, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ... tarafından hak iddia edilen 10.01.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda (E1) harfi ile simgelendirilen taşınmazın davacı adına ayrı bir ada parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ... tarafından hak iddia edilen 10.01.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda (E2) harfi ile simgelendirilen taşınmaza yönelik açılan davanın reddine, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ... ... tarafından hak iddia edilen 10.01.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda (F1) harfi ile simgelendirilen taşınmazın davacı adına ayrı bir ada parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ... ... tarafından hak iddia edilen 10.01.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda (F2) harfi ile simgelendirilen taşınmaza yönelik açılan davanın reddine, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ... ... tarafından hak iddia edilen 10.01.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda (G1) ve (G2) harfi ile simgelendirilen taşınmazın davacı adına ayrı bir ada parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ... ... tarafından hak iddia edilen 10.01.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda (G3) harfi ile gösterilen taşınmaza yönelik açılan davanın reddine, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ... ... tarafından hak iddia edilen 10.01.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda (H1) harfi ile simgelendirilen taşınmazın davacı adına ayrı bir ada parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ... ... tarafından hak iddia edilen 10.01.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda (H2) harfi ile simgelendirilen taşınmaza yönelik açılan davanın reddine, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ... ... tarafından hak iddia edilen 10.01.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda (İ1) harfi ile simgelendirilen taşınmazın davacı adına ayrı bir ada parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ... ... tarafından hak iddia edilen 10.01.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda (İ2) harfi ile simgelendirilen taşınmaza yönelik açılan davanın reddine, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ... tarafından hak iddia edilen 24.06.2021 tarihli fen bilirkişisi raporunda (K) harfi ile simgelendirilen taşınmazın davacı adına ayrı bir ada parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel içerisinde kalan davacı ... tarafından hak iddia edilen 24.06.2021 tarihli fen bilirkişisi raporunda (L) harfi ile simgelendirilen taşınmazın davacı adına ayrı bir ada parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan kısmı aynı vasıf ve aynı ada parsel numarası ile tespit gibi tesciline, Siirt ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan kısmı aynı vasıf ve aynı ada parsel numarası ile tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin, (L), (F1), (G1) ve (G2) ile gösterilen taşınmaz bölümlerine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesinin önceki tarihli kararında, davacı ...'nın davasının reddine, davacı ... ...'nun davasının ise kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup, bu karar davacı ... ve ... ... tarafından temyiz edilmemiştir. Temyiz incelemesine konu son kararda ise, daha önce hakkında ret kararı verilen (L), (F1), (G1) ve (G2) ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin, önceki hükme temyiz etmeyen davacılar adına tesciline karar verilmek suretiyle davalılar Hazine ve Orman İdaresi lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlal edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, (L), (F1), (G1) ve (G2) ile gösterilen taşınmaz bölümleri hakkındaki hükmün bozulmasını karar vermek gerekmiştir.
2. Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin (A1), (C) ve (D2) ile gösterilen taşınmaz bölümlerine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6831 sayılı Kanun'un 17/2 nci maddesinde; "Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya hangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Devlet ormanlarında el konulan bütün yapı ve tesisler, inşa aşamasında olanlar da dâhil olmak üzere, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, ... tarafından derhal yıkılır veya ihtiyaç görüldüğü takdirde ormancılık hizmetlerinde kullanılabilir. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir" hükmüne yer verilmiştir.
6831 sayılı Orman Kanunu' nun 17/2. maddesindeki bu düzenlemeyle, kanun koyucu, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapatmıştır. Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/s maddesinde "orman içinde kültür arazileri dışında, insan müdahalesi olmaksızın kendiliğinden oluşan, doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki ve bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren alanların" orman içi açıklık olduğu ve anılan Yönetmeliğin 16/i maddesinde ise, orman içi açıklıkların devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörülmüştür. Bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu bulunmamakta olup, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Kanun gereği orman sayılan orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yoluyla kazanılması hukuken mümkün bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.12.1997 tarih ve 1997/20-830-1034, 17.12.1997 tarih ve 1997/20-808-1039, 22.10.2003 tarih ve 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 tarih ve 2004/7-531-581 Esas, Karar sayılı içtihatlarında da açıklandığı gibi, bu tür yerler kesinleşen orman kadastro sınırları dışında bulunsa bile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağından özel mülk olarak kişiler adına tescil edilemez.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu (A1), (C) ve (D2) ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin dört taraflarının 101 ada 1 nolu orman parseli ile çevri olması nedeniyle, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında oldukları ve orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile bu bölümler yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
3. Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin (E1) ile gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dava konusu (E1) ile gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkin olarak davacı tarafından tescil ilamına dayanılmış ise de, söz konusu tescil ilamının hasımsız olarak açılan dava sonucu verilmiş olduğu ve bu nedenle davalı Hazine ve davalı ... İdaresi yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı anlaşılmakta olup, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmaz bölümünün dört tarafının 101 ada 1 nolu orman parseli ile çevri olması nedeniyle 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olduğu ve üst bentte açıklandığı üzere orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı gözetilerek, bu taşınmaz bölümü yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4. Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin (H1) ve (İ1) ile gösterilen taşınmaz bölümlerine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulmasına rağmen, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; davacı ... ... tarafından dayanılan tescil ilamı dosya arasına getirtilmiş olmasına rağmen, usulünce uygulanmamış ve kaydın sınırında okuyan yolların kadim olup olmadığı araştırılmamış, bunun tespiti amacıyla memleket haritalarından yararlanılmamış ve fen bilirkişisince taşınmazların konumları krokide gösterilmemiş ve böylelikle eksik uygulamaya ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak, usuli kazanılmış haklar da gözetilmeden karar verilmesi cihetine gidilmiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişinin katılımıyla mahallinde yeniden keşif icra edilmeli ve bu keşif sırasında dayanak tescil ilamı okunup sınırlarının bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, teknik bilirkişiye yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırlar haritasında işaret ettirilmeli; dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava ve temyize konu taşınmazın tasarruf ve intikal durumuna ve taşınmazın hangi tarihten beri kim tarafından hangi sıfatla kullanıldığına dair maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; fen bilirkişisine, uygulanan tescil ilamının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli; tescil ilamında sınır olarak okunan yolun tescil ilamı tarihine en yakın tarihli memleket haritası da incelenmek suretiyle kadim yol olup olmadığı araştırılmalı; daha önce verilen hüküm davacı ... ... tarafından temyiz edilmemiş olması nedeniyle davalı Hazine ve Orman İdaresi lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilmeli; dayanak tescil ilamının çekişmeli taşınmaz bölümlerine uymadığının anlaşılması halinde ise çekişmeli taşınmaz bölümlerinin 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olduğu ve orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı da gözetilerek, tüm deliller birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
S O N U Ç : Yukarıda (1, 2, ve 4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı ... İdaresi ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, (A1), (C), (D2), (E1), (F1), (G1), (G2), (H1), (İ1) ve (L) ile gösterilen bölümler yönünden BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?
Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.