Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
2023/4491 Esas · 2024/6489 Karar
Kelime ve Kanun Dizini
Yargıtay Karar Künyesi
Dava Konusu ve Uyuşmazlık
Davacı banka ve davalı şirket arasında imzalanan ve diğer davalının müteselsil kefil olduğu ileri sürülen ticari genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerin ve hesap kat ihtarının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali
Yargılama Aşamaları Haritası
- 1. Aşama
İlk Derece Mahkemesi
davanın reddine - 2. Aşama
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı - 3. Aşama · bu karar
YARGITAY
DÜZELTEREK ONAMA
Süreç kaydındaki diğer halkalar: İstinaf · ilk derece hükmü · İnceleme konusu karar
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1592 Esas, 2023/1031 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi
- İlk Derece Mahkemesi
- Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Hüküm kalemleri (1)
- 2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (C) bendinin (2) nolu alt bendinin hükümden tamamen çıkarılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
“Uyuşmazlık, davacı banka ve davalı şirket arasında imzalanan ve diğer davalının müteselsil kefil olduğu ileri sürülen ticari genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerin ve hesap kat ihtarının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.”
Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları
Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 3 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.
“Uyuşmazlık, davacı banka ve davalı şirket arasında imzalanan ve diğer davalının müteselsil kefil olduğu ileri sürülen ticari genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerin ve hesap kat ihtarının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.”
“Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.”
“2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında takibinde haksız ve kötü niyetli görülmesi halinde alacaklının diğer tarafın talebi üzerine kötü niyet tazminatına mahkum edileceği hükme bağlanmıştır. Davalılardan ...'na yönelik dava, kredi sözleşmesindeki kefalet imzasına dayalı olarak başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, Bölge Adliye Mahkemesince dosyadaki usulüne uygun imza incelemesiyle kefalet sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olmadığının anlaşılması karşısında davacı bankanın takip yapmakta kötü niyetli olduğu kanaatiyle davacı aleyhinde kötü niyet tazminatına karar verilmişse de, davacı bankanın imzanın davalıya ait olmadığını bile bile kötü niyetli takip başlattığı hususu ispatlanamadığından davalı ...'nun kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.”
Karar Özeti ve Gerekçe Analizi
Kararın Tam Metni
13.706 karakter · metni göstergizle
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1592 Esas, 2023/1031 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
(Yeniden esas hakkında hüküm tesis etmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2018/109 E., 2021/198 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davalı yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalılardan ... vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun reddine, davalı ... vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle her iki davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların müvekkili banka ile 04.07.2012 ve 25.10.2016 tarihli kredi sözleşmeleri ile ticari-kurumsal kredi kullandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı borçlular hakkında Karaman İcra Müdürlüğünün 2018/2483 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek; davalı borçluların Karaman İcra Müdürlüğünün 2018/2483 E. sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazlarının ayrı ayrı iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, borçluların haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle takip miktarının %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; takibe konu alacağın ipotek ile teminat altına alındığını, bu alacağa ilişkin olarak davacı banka tarafından borçlu şirket aleyhine Karaman İcra Müdürlüğü'nün 2018/2481 E. sayılı dosyası 15.03.2018 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip yapıldığını, bu defa aynı alacağa ilişkin olarak Karaman İcra Müdürlüğü'nün 2018/2483 E. sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, bu durumun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine aykırılık teşkil ettiğini, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnızca rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabileceğini, rehin tutarı borç miktarını ödemeye yetmezse alacaklının kalan alacağını teminen iflas veya haciz yolu ile takip yapabileceğini, 25.10.2016 tarihli sözleşmede davalı müvekkili ...'nun isminin ve imzasının bulunmadığını, 04.07.2012 tarihli kefalet sözleşmesindeki imzanın ise davalı ...'na ait olmadığını, kefalet sözleşmesinin düzenlendiği tarihte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) yürürlükte olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi gereğince kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu miktar ile müteselsil kefil olunması durumunda bu durumu kendi el yazısı ile belirtmesi gerektiği, sözleşmedeki imza müvekkiline ait olmamakla birlikte, sözleşmedeki diğer yazı ve ibarelerin de müvekkilinin el yazısıyla yazılmadığını ve kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacı bankanın 04.07.2012 ve 25.10.2016 tarihli kredi sözleşmeleri kapsamında davalı ... İnş. Mak. Mh. ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti'nin kullandığı kredilerden kaynaklanan alacağın tahsili için 15.03.2018 tarihinde asıl borçlu ve müteselsil kefiller ..., ... ve ... aleyhine Karaman İcra Müdürlüğü'nün 2018/2483 E. sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile icra takibi başlattığı, aynı tarihte aynı alacak için Karaman İcra Müdürlüğünün 2018/2481 E. sayılı takip dosyası ile borçlular ... İnş. Mak. Mh. ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti ve ... aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığı, davacı banka alacağının tümü 02.06.2017 tarih ve 26819 yevmiye numaralı ipotekle teminat altına alındığına göre 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca davacının öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapması gerektiği, bu takipten sonra alacağına yetecek kadar tahsilat yapılmaması halinde geri kalan alacak miktarı için genel haciz yolu ile takip yapabileceği, davacı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıp sonuçlandırmadan 15.03.2018 tarihinde ilamsız takip yolu ile davalı asıl borçlu ... İnş. Mak. Mh. ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti aleyhine takip yapmasının yasaya uygun olmadığı, bu nedenle itirazın iptali davasının reddinin gerektiği, hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 28.05.2021 tarihli raporuna göre 04.07.2012 tarihli sözleşmedeki imzaların davalı ...'na ait olmadığı, 25.10.2016 tarihli kredi sözleşmesinde ise anılan davalının imzasının bulunmadığı gerekçesiyle asıl borçlu ... İnş.Mak.Müh.Gıda.Tic.Ltd.Şti. yönünden 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi uyarınca davanın reddine, davalı ... hakkındaki davanın reddine, davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalı yanın kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılardan ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; imza incelemesi hakkında verilen bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davalı ...'nun sözleşmeyi bizzat imzaladığını, diğer davalı yönünden ise yapılan Karaman İcra Müdürlüğü 2018/2481 E. sayılı ipotek takibi sonucu satış yapılmış olup, satış bedelinin 225.000,00 TL üzerinden yapıldığını ve alacak bakiyesinin halen devam ettiğini, her iki davalı yönünden verilen vekalet ücretinin nispi olarak verilmesinin doğru olmadığını, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin yönünden maktu ücret verilmesi gerektiğini, ayrıca her iki davalı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, eldeki itirazın iptali davasında alınan uzman bilirkişi raporu ile sözleşmedeki imzaların davalının el ürünü olmadığının tespit edildiğini, bu durumda, dava konusu kredi sözleşmesinin düzenlenmesi aşamasında bu sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imza atan kişilerin kimliklerini bilmek ve denetlemenin sözleşmenin hakim tarafı olan davacı bankanın yükümlülüğünde olduğunu, bankanın takipte haksız ve kötü niyetli olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013-19-469 E., 2014/45 K. ve 29.01.2014 tarihli kararının da bu yönde olduğunu belirterek, kötü niyet tazminatı yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, müvekkili lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece resmi kurum ve kuruluşlardan davalının imzalarının bulunduğu belgeler temin edilerek ve davalının duruşmada imzaları alınarak 04.07.2012 tarihli kredi sözleşmesine ek kefalet sözleşmesindeki imzaların davalıya ait olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu raporu alındığı, buna göre belgedeki imzaların davalının eli ürünü olmadığının herhangi bir tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespit edildiği, 04.07.2012 tarihli kredi sözleşmesine ek kefalet sözleşmesindeki imzanın davalı ...'ya ait olmadığı 25.10.2016 tarihli kredi sözleşmesine ek kefalet sözleşmesinde ise davalı ...'nın imzasının bulunmadığı, davacı bankanın davalıya karşı kötü niyetli olarak takip yaptığı kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için borçlunun zararının bulunmasına gerek olmadığından, davalı Bedia lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı; öte yandan, alacaklının müteselsil kefile başvurma koşullarının düzenlendiği 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesine göre, kefilin müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmesi halinde alacaklının, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceği, ancak bunun için borçlunun, ifada gecikmesiyle ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiği, Hukuk Genel Kurulunun 18.4.2001 tarih 2001/12-354 E., 2001/367 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının anlaşılması ve bunun belirgin olması durumunda tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip yapılabileceği, buna göre alacağın rehin ile karşılanacağının anlaşılması halinde hem ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla hem de genel haciz yoluyla takip yapılmasının mümkün olmayacağı, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesindeki düzenlemeden de bu hususun anlaşılacağı, somut olayda davalı şirket ile davacı banka arasında iki adet genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, ayrıca doğmuş ve doğacak kredi borçlarını teminat almak üzere dava dışı ... adına kayıtlı taşınmaz üzerine banka lehine 680.000,00 TL üst limit ipoteği tesis edildiği, borcun ödenmemesi üzerine bankaca hesap kat ihtarnamesi tebliğ edilerek hem ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip, hem de aynı tarihte genel kredi sözleşmesinden kaynaklı ilamsız takip yapıldığı, her iki takip dosyasından da açılmış ve açılacak takiplerde tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla takip talebinde bulunulduğu, ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin Karaman İcra Müdürlüğünün 2018/2481 E. sayılı takip dosyasından yapılan kıymet takdiri raporunda, ipoteğin paraya çevrilmesi istenen taşınmazın değerinin 390.000,00 TL olarak tespit edildiği, davacının alacağının ipotek tutarı ile karşılanabileceği, davacı banka tarafından ipotek paraya çevrilmeden genel haciz yoluyla takip yapılamayacağından Mahkemece karardaki gerekçelerle davacı ... inşaat..Ltd.Şti'ye karşı açılan davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, ayrıca Mahkemece davalılar lehine takdir edilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine, davalı ...'nun istinaf başvuru talebinin kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yosluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, savcılığa başvurma haklarını saklı tuttuklarını, kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını, davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı banka ve davalı şirket arasında imzalanan ve diğer davalının müteselsil kefil olduğu ileri sürülen ticari genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerin ve hesap kat ihtarının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında takibinde haksız ve kötü niyetli görülmesi halinde alacaklının diğer tarafın talebi üzerine kötü niyet tazminatına mahkum edileceği hükme bağlanmıştır.
Davalılardan ...'na yönelik dava, kredi sözleşmesindeki kefalet imzasına dayalı olarak başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, Bölge Adliye Mahkemesince dosyadaki usulüne uygun imza incelemesiyle kefalet sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olmadığının anlaşılması karşısında davacı bankanın takip yapmakta kötü niyetli olduğu kanaatiyle davacı aleyhinde kötü niyet tazminatına karar verilmişse de, davacı bankanın imzanın davalıya ait olmadığını bile bile kötü niyetli takip başlattığı hususu ispatlanamadığından davalı ...'nun kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü doğru olmamıştır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (C) bendinin (2) nolu alt bendinin hükümden tamamen çıkarılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu Emsal Kararla İlgili Rehber ve Dilekçe Örnekleri
Kararda ele alınan hukuki uyuşmazlığa ilişkin usul adımlarını, süreleri ve dilekçe şablonlarını inceleyebilirsiniz:
Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?
Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.
İlgili ve Benzer Emsal Kararlar
2022/7587 E. · 2024/3858 K.
Genel kredi sözleşmesine dayalı ilamsız takibe yapılan itirazın iptali