2025/4836 E. · 2026/343 K.
Davaya konu taşınmazlar ile ilgili tasarrufların takip konusu alacak miktarı ve ferileriyle sınırlı olmak üzere iptaline karar verilmesini talep ve
2025/4770 Esas · 2025/7732 Karar
İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali
İlk Derece Mahkemesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
YARGITAY
Süreç kaydındaki diğer halkalar: İnceleme konusu karar
“İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir.”
Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 4 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.
“İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir.”
“Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.'nun 277 md) bulunması gerekir.”
“Özellikle İİK.'nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir.”
“Bu halde işlemin İİK’nun 280/1. maddesi kapsamında iptali ile dava İİK’nun 283/2. maddesi gereğince bedele dönüşeceğinden, taşınmazın dördüncü kişiye satıldığı 05/11/2015 tarihindeki değeri olan 166.787,81 TL'nin davalı ...’dan alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tahsiline karar verilmesi gerekir.”
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Davacı vekili; temlik veren dava dışı alacaklı banka ile borçlu ... arasında 17/09/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, borcun vadesinde ödenmemesi üzerine 17/05/2016’da borçluya hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini ve ardından İzmir 10. İcra Müdürlüğü’nün 2016/8099 Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, borçlunun pasif tapu kayıtlarının incelenmesinde; adına kayıtlı İzmir, ..../2015 tarihinde davalı ...’e 40.000,00 TL bedelle devredildiğini, ardından ...’e vekaleten ... tarafından dava dışı ...’ya devredildiğini, her iki devirde de taşınmaz üzerinde ipotek bulunduğunu, borçlu ... ile davalı ...’in abisi ...’in yakın arkadaş olduklarını, devir işleminin alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek İİK 277 ve devamı maddeler uyarınca taraflar arasındaki tasarrufun iptaline ve taşınmaz dördüncü kişilere devredildiğinden dördüncü kişiye devir tarihi itibariyle değerinin nakten tazminine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalılar taşınmazı üzerindeki ipotek bedelini kabul ederek ve bedeli nakden ödeyerek satın aldıklarını, satışın gerçek olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça dayanılan delillerle iddiasını ispata yönelik her türlü şüpheden uzak tam bir kanaat hasıl olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararı davacı tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md. 283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan ... bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.'nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.'nun 278, 2 79... . maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.'nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.'nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Dava koşulları yönünden somut olaya bakıldığında, iptali istenen tasarrufun takip konusu alacağın doğduğu tarihten sonra 05/11/2015 tarihinde yapıldığı, 27/05/2016 tarihli haciz tutanağının geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda; borcun 17/09/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğduğu, İzmir 10. İcra Müdürlüğü’nün 2016/8099 Esas sayılı icra dosyası kapsamında davalı borçluya ait bilinen adreste tutulan 27/05/2016 tarihli haciz tutanağının İİK’nın 105’inci maddesi kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu, davanın 5 yıllık yasal sürede açıldığı, iptali istenilen İzmir, ....İlçesi Adana, ... İlçesi, Menderes (....) mahallesi 79... parsel 4. kat 7 nolu bağımsız bölümün 25/06/2015 tarihinde 40.000,00 TL bedelle davalı ...’e ipotek yüküyle devredildiği, ardından 05/11/2015 tarihinde 48.000,00 TL bedelle davalı ...’e vekaleten abisi ... tarafından dava dışı ...’ya devredildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu gayrimenkulün 25/06/2015 tarihli ilk devir tarihi itibariyle 165.887,63 TL, 05/11/2015 tarihli ikinci devir tarih itibariyle 166.787,81 TL olabileceğinin değerlendirildiği, cevap dilekçeleri ve dosya içeriğinden borçlu ... ile davalı ...’in abisi ...’in yakın arkadaş oldukları, ...’in taşınmazın 4. kişiye satışında davalı ...’e vekaleten işlem yaptığı, davalı borçlu ve üçüncü kişi ...’in birbirlerini yakinen tanıdıkları ve üçüncü kişi ...’ın borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğunun kabulünü gerektirir. Bu halde işlemin İİK’nun 280/1. maddesi kapsamında iptali ile dava İİK’nun 283/2. maddesi gereğince bedele dönüşeceğinden, taşınmazın dördüncü kişiye satıldığı 05/11/2015 tarihindeki değeri olan 166.787,81 TL'nin davalı ...’dan alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tahsiline karar verilmesi gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 01/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.
Davaya konu taşınmazlar ile ilgili tasarrufların takip konusu alacak miktarı ve ferileriyle sınırlı olmak üzere iptaline karar verilmesini talep ve
İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali
İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali