Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2024/377 Esas · 2025/666 Karar
Kelime ve Kanun Dizini
Yargıtay Karar Künyesi
Dava Konusu ve Uyuşmazlık
Tapu iptali ve tescil
Yargılama Aşamaları Haritası
- 1. Aşama
İlk Derece Mahkemesi
davanın kısmen kabulüne - 2. Aşama
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Direnme hükmü - 3. Aşama · bu karar
YARGITAY
BOZMA
Süreç kaydındaki diğer halkalar: İstinaf · ilk derece hükmü · İnceleme konusu karar
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/898 E., 2023/1294 K.
Hüküm kalemleri (1)
- Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
“Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava dilekçesi ve ön inceleme duruşma tutanağı birlikte değerlendirildiğinde, davanın hata hukuki nedenine dayalı olarak mı yoksa kadastrodan önceki nedenlere dayalı olarak mı açıldığı, dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydının iptali ve tescil isteminin Hazineye karşı mı yoksa dava dışı ...'a mı yöneltilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.”
Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları
Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 8 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.
“Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava dilekçesi ve ön inceleme duruşma tutanağı birlikte değerlendirildiğinde, davanın hata hukuki nedenine dayalı olarak mı yoksa kadastrodan önceki nedenlere dayalı olarak mı açıldığı, dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydının iptali ve tescil isteminin Hazineye karşı mı yoksa dava dışı ...'a mı yöneltilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.”
“6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 35., 39. maddeleri.”
“Dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın çözümü için öncelikle dayanılan hukuki nedenin ortaya konulması gerekmektedir.”
“Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 719. maddesi göre “Taşınmazın sınırları, tapu planları ve arz üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir” hükmüne haizdir. Dosyaya getirtilen 21.02.2014 tarihli resmî satış senet incelendiğinde; davacının 31.209, 75... büyüklüğündeki 4 32... parselin tamamını kadastrodan sonra, yani taşınmaz bir çapa bağlandıktan sonra dava dışı ...’dan satın aldığı, alıcı ve satıcı arasında hiçbir alacak ve borcun kalmadığı, bahsi geçen taşınmazın hâlen davacı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.”
“Direnme kararında, eldeki davada kadastro öncesi nedene dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunulduğu kabul edilmiş ise de davacı 4 32... parseli dava dışı ...’dan satın aldığı sırada hataya düştüğünden bahisle, gerçekte satın aldığı yerin Hazine adına kayıtlı olan ve yine çapa bağlı bulunan 4 32... parsel sayılı taşınmaz hakkında açmıştır. Davacı, yanılgılı olduğunu iddia ettiği satış işlemi ayakta bulunmasına ve dava dışı şahıstan satın aldığı taşınmaz hâlen tapuda kendi adına kayıtlı olmasına karşın, bu yanılgılı işlem dolayısıyla satıcının dava konusu 4 32... parsel sayılı taşınmazın 8.996, 65... ’lik bölümü üzerinde geçmişten beri süregeldiğini iddia ettiği zilyetlikten doğan hakkını da devraldığını ileri sürmekle birlikte, tüm bu iddia ve vakıaların temelinde yatan olgunun irade sakatlığı hâllerinden biri olan hataya dayandığı açıktır.”
“Bu durumda davanın hata hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, davacının 4 32... parsel sayılı taşınmazı çapa bağlandıktan sonra dava dışı ...'dan iktisap ettiği ve bu sözleşmenin kurulması sırasında hataya düştüğünü ileri sürdüğü, hakkında dava açtığı taşınmazın ise sözleşmeyle ve hatalı işlemle ilgisi bulunmayan Hazineye ait olduğu, oysa ki davacının iddiasını ancak sözleşmenin tarafı olan kişiye karşı ileri sürebileceği gözetildiğinde, Hazineye husumet yöneltilerek dava açılması hatalı olup, Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı gerekçeyle direnme kararı verilmesi uygun bulunmamıştır.”
“Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; dava dilekçesinde ileri sürülen iddia ve dosya kapsamı dikkate alındığında direnme kararının usul ve yasa hükümlerine uygun olduğu ve onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan gerekçelerle Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.”
“Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”
Karar Özeti ve Gerekçe Analizi
Kararın Tam Metni
10.657 karakter · metni göstergizle
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/898 E., 2023/1294 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 15.03.2023 tarihli ve
2021/6139 Esas, 2023/1542 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden davacının talebe konu ettiği miktar ve üzerinden harç ikmali yaptığı taşınmaz kısmı gözetilerek kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının davacı lehine hükmedilen vekâlet ücreti yönünden kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Sivas ili, ... ilçesi, ... Suçatı Mahallesi, 4 32... parsel sayılı taşınmazın müvekkili tarafından 21.02.2014 tarihinde dava dışı ...'dan satın aldığını, ...'ın taşınmazı edinme sebebinin malik sıfatıyla zilyetlik ve kadastrodan kaynaklandığını, ancak kadastro çalışmaları sırasında ...'ın malik sıfatıyla zilyet olduğu ve kullandığı sonrasında da davacıya göstererek sattığı alanın aslında 4 32... parsel olmayıp bu parselin bitişiğindeki 4 32... parsel içerisindeki 32 dönümlük alan olduğunu, 4 32... parsel sayılı taşınmazın ne davacı ne de önceki maliki olan ... tarafından kullanılmadığını, kadastro sırasında yanlış ölçüm yapıldığını ileri sürerek Hazine adına kayıtlı 4 32... sayılı parsel içerisinde kalan ve keşif sırasında gösterilecek yaklaşık 32 dönümlük alanın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiş; davacı vekili son duruşmada, bilirkişi raporunda B2 harfi ile gösterilen kısmın ifraz edilerek davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yapılan kadastro çalışmaları neticesinde tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda 4 32... sayılı parselin Hazine adına hali arazi vasfı ile kayıt edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli ve 2018/29 Esas, 2020/48 Karar sayılı kararı ile; dosya içerisinde yer alan fen bilirkişisinin 23.08.2019 tarihli raporuna ekli krokide mor renkle ve B2 harfi ile gösterilen 8996,65 m² alana ilişkin tapu kaydının iptali ile davacı adına .../Suçatı Mahallesi 432 adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.12.2020 tarihli ve 2020/854 Esas, 2020/845 Karar sayılı kararı ile; davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise davacının talebe konu ettiği miktar ve üzerinden harç ikmâli yaptığı taşınmaz kısmı gözetilerek kabulü ile HMK’nın 353/1-b/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, dava konusu 4 32... sayılı parselin, fen bilirkişisinin 23.08.2019 tarihli raporuna ekli krokide mor renkle ve B2 harfi ile gösterilen 8.996,65 m² kısmına ilişkin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 1. Hukuk Dairesinin 15.03.2023 tarihli ve 2021/6139 Esas, 2023/1542 Karar sayılı kararı ile;
“…Dava, hata hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup davacının maliki bulunduğu 4 32... parsel sayılı taşınmazı dava dışı ...'dan satın alma yoluyla iktisap ettiği, bu itibarla; sözleşmenin kurulması sırasında hataya düştüğü iddiasını ancak ...'a karşı ileri sürebileceği nazara alındığında, 4 32... parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu kaydının iptali ve tescil istemiyle Hazineye karşı dava açılması hatalı olup davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın, zilyedi dava dışı ... tarafından kadastro tespit tarihi olan 2008 yılından sonra davacıya devredildiği, devrin yapıldığı tarihte taşınmazın Hazine adına tapuda kayıtlı bir yer olmakla Hazine adına tapuda kayıtlı olan böyle bir yerin Hazine dışındaki kişiler tarafından satışı ve zilyetliğinin devrinin hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağı, ancak taşınmazı satan kişinin kadastrodan önceki nedenlere dayanan mülkiyeti kazanma iddiası varsa, kendisinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü süre içinde dava açma hakkının bulunduğu, böyle bir hakkı bulunan kişinin taşınmazı üçüncü kişiye satışındaki amacın, Hazine adına tapuya bağlanmadan önce gerçekleştiği iddia edilen kazanmayı sağlayan zilyetlik ve onun sonucu olan mülkiyet hakkının devredilmesi olduğu, bu sebeple davacı ...'ın satıcısı ...'dan dava hakkını devraldığının kabul edilmesi gerektiği, krokide (B2) harfi ile gösterilen bölümün öncesinde ...'a ait olduğu, ... tarafından davacıya satıldığı, taşınmazın tarla olarak kullanılmak suretiyle davacıdan önceki malik ... tarafından malik sıfatı ile yirmi yılı aşkın zilyetlik bulunduğu, taşınmazın komşu şahıs parselleri ile bir bütünlük arz ettiği ve aynı özellikte bulunduğu, davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen ziyetlikle iktisap şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacının dava konusu taşınmaza ilişikin vergi kaydı, tahrir kaydı, beyanname, tapu kaydı, satış senedi veya zilyetliğinin bulunmadığını, tanık ve mahalli bilirkişilerin beyanlarının inandırıcı olmadığını, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava dilekçesi ve ön inceleme duruşma tutanağı birlikte değerlendirildiğinde, davanın hata hukuki nedenine dayalı olarak mı yoksa kadastrodan önceki nedenlere dayalı olarak mı açıldığı, dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydının iptali ve tescil isteminin Hazineye karşı mı yoksa dava dışı ...'a mı yöneltilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 35., 39. maddeleri.
2. Değerlendirme
1. Dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın çözümü için öncelikle dayanılan hukuki nedenin ortaya konulması gerekmektedir.
2. Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 719. maddesi göre “Taşınmazın sınırları, tapu planları ve arz üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir” hükmüne haizdir. Dosyaya getirtilen 21.02.2014 tarihli resmî satış senet incelendiğinde; davacının 31.209, 75... büyüklüğündeki 4 32... parselin tamamını kadastrodan sonra, yani taşınmaz bir çapa bağlandıktan sonra dava dışı ...’dan satın aldığı, alıcı ve satıcı arasında hiçbir alacak ve borcun kalmadığı, bahsi geçen taşınmazın hâlen davacı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
3. Direnme kararında, eldeki davada kadastro öncesi nedene dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunulduğu kabul edilmiş ise de davacı 4 32... parseli dava dışı ...’dan satın aldığı sırada hataya düştüğünden bahisle, gerçekte satın aldığı yerin Hazine adına kayıtlı olan ve yine çapa bağlı bulunan 4 32... parsel sayılı taşınmaz hakkında açmıştır. Davacı, yanılgılı olduğunu iddia ettiği satış işlemi ayakta bulunmasına ve dava dışı şahıstan satın aldığı taşınmaz hâlen tapuda kendi adına kayıtlı olmasına karşın, bu yanılgılı işlem dolayısıyla satıcının dava konusu 4 32... parsel sayılı taşınmazın 8.996, 65... ’lik bölümü üzerinde geçmişten beri süregeldiğini iddia ettiği zilyetlikten doğan hakkını da devraldığını ileri sürmekle birlikte, tüm bu iddia ve vakıaların temelinde yatan olgunun irade sakatlığı hâllerinden biri olan hataya dayandığı açıktır.
4. Bu durumda davanın hata hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, davacının 4 32... parsel sayılı taşınmazı çapa bağlandıktan sonra dava dışı ...'dan iktisap ettiği ve bu sözleşmenin kurulması sırasında hataya düştüğünü ileri sürdüğü, hakkında dava açtığı taşınmazın ise sözleşmeyle ve hatalı işlemle ilgisi bulunmayan Hazineye ait olduğu, oysa ki davacının iddiasını ancak sözleşmenin tarafı olan kişiye karşı ileri sürebileceği gözetildiğinde, Hazineye husumet yöneltilerek dava açılması hatalı olup, Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı gerekçeyle direnme kararı verilmesi uygun bulunmamıştır.
5. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; dava dilekçesinde ileri sürülen iddia ve dosya kapsamı dikkate alındığında direnme kararının usul ve yasa hükümlerine uygun olduğu ve onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan gerekçelerle Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
6. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
7. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?
Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.
İlgili ve Benzer Emsal Kararlar
2024/472 E. · 2025/549 K.
6831 sayılı kanun'un 2/b maddesi kapsamında hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmaza ilişkin kullanıcı şerhi verilmesi