Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
2022/3417 Esas · 2025/6887 Karar
Kelime ve Kanun Dizini
Yargıtay Karar Künyesi
Dava Konusu ve Uyuşmazlık
Kadastro tespitine itiraz
Yargılama Aşamaları Haritası
- 1. Aşama
Kadastro Mahkemesi
Temyiz istemi kararı · İlk Derece Mahkemesi kararı - 2. Aşama · bu karar
YARGITAY
DÜZELTEREK ONAMA
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/148 E., 2022/16 K.
Hüküm kalemleri (2)
- SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
- (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; diğer temyiz itirazlarının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde yer alan "4 11... parsel" ibaresinin hüküm yerinden çıkartılmasına; yerine "4 11... parsel" ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
“eylemli orman olmadığı, bu kısmın önceden çalılık ve makilik iken davacıların murisi ... tarafından üzerindeki maki örtüsü temizlenerek ve deliceler aşılanarak zeytinlik ve tarla olarak kullanılmaya başlandığı, onun ölümüyle mirasçısı ... ve ailesinin bu kısmı tarım arazisi olarak kullanmaya devam ettikleri, 1985 yılında bu kısmın imar ve ihyasını tamamladıkları..." gerekçesiyle, dava konusu 4 11... parsel hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 4 11... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, hükme esas alınan 28.02.2022 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli ifraz krokisinde (A)…”
Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları
Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 3 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.
“eylemli orman olmadığı, bu kısmın önceden çalılık ve makilik iken davacıların murisi ... tarafından üzerindeki maki örtüsü temizlenerek ve deliceler aşılanarak zeytinlik ve tarla olarak kullanılmaya başlandığı, onun ölümüyle mirasçısı ... ve ailesinin bu kısmı tarım arazisi olarak kullanmaya devam ettikleri, 1985 yılında bu kısmın imar ve ihyasını tamamladıkları..." gerekçesiyle, dava konusu 4 11... parsel hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 4 11... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, hükme esas alınan 28.02.2022 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli ifraz krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1.672,335 m² miktarındaki kısmının aynı parsel numarası ve tespitteki niteliği ile 1/4 payının ... oğlu ..., 1/4 payının ... oğlu ..., 1/4 payının ... oğlu ... ve 1/4 payının ... kızı ... adına tapuya tesciline, aynı ifraz krokisinde (B) harfi ile gösterilen 1.714,333 m² miktarındaki kısmının dere yatağı olarak terkinine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.”
“Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.”
“Ancak; 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup, İlk Derece Mahkemesince hüküm yerinde infazı kabil olmayacak şekilde dava konusu taşınmazın parsel numarasının hatalı yazılması hükmün bozulmasını gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı anlaşıldığından, hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.”
Karar Özeti ve Gerekçe Analizi
Kararın Tam Metni
7.434 karakter · metni göstergizle
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/148 E., 2022/16 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında 4 11... parsel sayılı 3.386,68 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz senetsizden tarla vasfıyla ve beyanlar hanesinde "bu parsel 4/16 hisse ... kızı ... ve 3/16'şar hisse ... evlatları ..., ... kullanımında olup üzerindeki zeytin ağaçları kendilerine aittir" şeklinde şerh verilmek suretiyle Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan ve 4 11... parsel sayılı taşınmaz, imar-ihya ederek atadan beri yaklaşık 40 yıldır ekip biçtiğini belirterek, davalı adına yapılan kadastro tespitinin iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2012/5489 Esas ve 2012/13212 Karar sayılı ilamıyla; "bilirkişi raporuna göre, çekişmeli 4 11... sayılı parselin öncesinin çalılık ve eğiminin de % 8-10 olduğu bildirildiğine göre toprak muhafaza karakteri taşıdığından söz edilemeyeceği, bu tür yerlerde sürdürülen zilyetliğin başlangıç tarihinin tespit dışı bırakıldığı tarihten başlayacağı, yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu taşınmazın en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında açık alanda gözükmesine rağmen, meyilinin % 12'nin altında olduğu ve eylemli durum itibariyle deliceliklerden aşılanmak suretiyle kazanılmadığı, aksine kişilerce bizzat düzenli şekilde dikilmek suretiyle yetiştirilmiş zeytin ağaçları ile kaplı olduğunun belirlenmesi halinde, bu tür yerlerin zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olduğu düşünülerek zilyetliğin başlangıç tarihinin 1969 yılında yapılan genel kadastronun kesinleşme tarihinden itibaren dikkate alınması gerektiğinden bahisle yeniden keşif yapılarak taşınmazın kesinleşen orman tahdidine göre konumu, hava fotoğrafı ve memleket haritasının incelemesi, zilyetlik ve imar-ihya araştırması yapılması gerektiği..." gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, dava konusu 4 11... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile, taşınmazın muris ... 'un veraset ilamına göre 4/16 hissesi ..., 3/16 hissesi ..., 3/16 hissesi ..., 3/16 hissesi ... ve 3/16 hissesi ise ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.09.2019 tarihli ve 2016/13313 Esas, 2019/5132 Karar sayılı ilamıyla: "...Mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verildiği halde, bozma kararının gereği yerine getirilmediği, bozmada işaret edildiği şekilde yeniden keşif ve inceleme yapılmaksızın sadece dosya üzerinden alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle karar verildiği..." gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yargılama sonunda; "...dava konusu 4 11... parselin tamamının kesinleşmiş orman sınırları dışında orman
sayılmayan yerler içerisinde olduğu, hükme esas alınan 28.02.2022 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli ifraz krokisinde (B) harfi ile gösterilen 1.714,333 m² miktarındaki kısmının dere yatağı olduğu, aynı ifraz krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1.672,335 m² miktarındaki kısmının eğiminin % 8 olduğu ve toprak muhafaza karakteri taşımadığı,
eylemli orman olmadığı, bu kısmın önceden çalılık ve makilik iken davacıların murisi ... tarafından üzerindeki maki örtüsü temizlenerek ve deliceler aşılanarak zeytinlik ve tarla olarak kullanılmaya başlandığı, onun ölümüyle mirasçısı ... ve ailesinin bu kısmı tarım arazisi olarak kullanmaya devam ettikleri, 1985 yılında bu kısmın imar ve ihyasını tamamladıkları..." gerekçesiyle, dava konusu 4 11... parsel hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 4 11... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, hükme esas alınan 28.02.2022 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli ifraz krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1.672,335 m² miktarındaki kısmının aynı parsel numarası ve tespitteki niteliği ile 1/4 payının ... oğlu ..., 1/4 payının ... oğlu ..., 1/4 payının ... oğlu ... ve 1/4 payının ... kızı ... adına tapuya tesciline, aynı ifraz krokisinde (B) harfi ile gösterilen 1.714,333 m² miktarındaki kısmının dere yatağı olarak terkinine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak; 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup, İlk Derece Mahkemesince hüküm yerinde infazı kabil olmayacak şekilde dava konusu taşınmazın parsel numarasının hatalı yazılması hükmün bozulmasını gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı anlaşıldığından, hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; diğer temyiz itirazlarının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde yer alan "4 11... parsel" ibaresinin hüküm yerinden çıkartılmasına; yerine "4 11... parsel" ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?
Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.
İlgili ve Benzer Emsal Kararlar
2025/4267 E. · 2026/245 K.
Kadastro tespiti sırasında malik hanesi boş bırakılan taşınmazın malik hanesinin doldurulması