Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
2023/6218 Esas · 2024/8287 Karar
Kelime ve Kanun Dizini
Yargıtay Karar Künyesi
Dava Konusu ve Uyuşmazlık
Limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili
Yargılama Aşamaları Haritası
- 1. Aşama
İlk Derece Mahkemesi
davanın reddine - 2. Aşama
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı - 3. Aşama · bu karar
YARGITAY
DÜZELTEREK ONAMA
Süreç kaydındaki diğer halkalar: İstinaf · ilk derece hükmü · İnceleme konusu karar
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1167 Esas, 2023/288 Karar
- Hüküm
- Esas Hakkında Yeniden Hüküm Kurulması
- İlk Derece Mahkemesi
- Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Hüküm kalemleri (1)
- VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi'nin vekalet ücretine ilişkin kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan “İlk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle davalı kendisini ve
“Uyuşmazlık, limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili istemine ilişkindir.”
Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları
Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 4 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.
“Uyuşmazlık, limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili istemine ilişkindir.”
“İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.”
“Davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazı bakımından yapılan incelemede; dava, haklı sebeplere dayalı limited şirket ortaklığından çıkma ile ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesinin, davacı ortağın şirketle haksız rekabet teşkil edecek iş ve eylemlere girişmesi dışında başka bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin kararının davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yönün görülmediği, ancak; davalı vekili Avukat ...'in 24.12.2019 tarihli dilekçesi ile vekillik görevinden istifa ettiği, karar tarihi itibariyle davalı şirketi davada temsil eden bir vekil bulunmadığı ve bu husus gerekçeli karar başlığında da gösterildiği halde karar tarihi itibariyle kendisini vekille temsil ettirmeyen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine davalı lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.”
“Vekalet ücreti, 6100 sayılı Kanun'un 323. maddesi kapsamında yargılama giderlerindendir. Yargılama sonucunda aleyhine hüküm verilen tarafça vekalet ücreti ödenmesine karar verilir. (6100 sayılı Kanun 326 md.) Yargı organlarınca vekalet ücretine hükmedilebilmesi için bir tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi ve davanın da kısmen ya da tamamen bu taraf lehine sonuçlanması gerekir. Mahkemece davanın reddedilmesi nedeniyle davalı yararına tarife hükümlerine göre belirlenen ücrete hükmedilmesi gerekir. Avukatlık Ücret Tarifesinin 2. maddesinde, kesin hüküm elde edilinceye kadarki dava, iş ve işlemler için avukatlık ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre verileceği yazılıdır. vekilin yargılama aşamasında davalıyı temsil ettikten sonra istifa etmesi, davalının vekalet ücretini kazanmasına engel değildir. Ayrıca yargılama ve hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. 6100 sayılı Kanun'un 330. maddesine göre, dava sonunda mahkemece hükme bağlanan vekalet ücreti, lehine hüküm verilen tarafa aittir. Hüküm sırasında vekilin istifa ettiği gerekçesiyle davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilemeyeceğine ilişkin karar verilmesi bozmayı gerektirir Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.”
Karar Özeti ve Gerekçe Analizi
Kararın Tam Metni
13.293 karakter · metni göstergizle
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1167 Esas, 2023/288 Karar
HÜKÜM : Esas Hakkında Yeniden Hüküm Kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/1947 E., 2020/163 K.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından, duruşmasız olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, davalı şirkette her biri 1.000,00 TL değerinde olan toplam 80 paya ayrılmış şirket sermayesinin 28 paya karşılık olan 28.000,00 TL'sine sahip ortağı olduğunu, ancak müvekkilinin ortağı olduğu şirketin yönetim ve işleyişi ile gelir-gider tabloları hakkında davalı şirketten bilgi alamadığını, şirket ortaklarına şirketin işleyişi için ve şirket adına harcamalar yapmak üzere tahsis edilen banka kartının bozulduğunu, yenisi talep edilmesine rağmen yeni bir banka kartı çıkartılmadığını, müvekkilinin adeta dışlandığını, davalı şirketin yönetici ortağının kişisel menfaatlerine göre hareket edip şirketi zarara uğrattığını, müvekkilinin bilgisi dışında çalıştırılan işçilerin sürekli değiştirildiğini, şirket işlerinde karışıklık meydana geldiğini, bu durumun süreklilik arz ettiğini, yönetici ortak ve yaşadıkları sorunlardan dolayı daha öncede bazı ortakların şirketten ayrıldığını, bugüne kadar kâr dağıtımı yapılmadığını, müvekkilline şirket ortağı yerine işçi muamelesi yapıldığını, müvekkilinin şirketteki görevlerini yerine getirmesi sırasında müşterilerle görüşme taleplerinin olumsuz karşılandığını, müvekkilinin ortaklıktan çıkmak için gönderdiği ihtarnameye olumsuz cevap verildiğini, cevabi ihtarnamede ileri sürülen hususların doğru olmadığını, ortaklığın çekilemez hale geldiğini, ortaklar arasındaki uyumsuzluğun ve husumetin sürekli hale geldiğini ileri sürerek müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkmasına ve esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin belirlenerek davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine, dava süresince müvekkili davacı ortağın uğrayabileceği olası zararları engellemek amacıyla müvekkili ortağın davalı şirketteki hak ve borçlarının tedbiren tamamen dondurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının şirketin kuruluşunda herhangi bir sermaye katkısı olmadığını, şirketin diğer ortağı ... tarafından tek başına kurulduğunu, davacının şirketin herhangi bir çalışanı iken şirkete olan bağlılığını ve motivasyonunu artırmak için şirkete ortak yapıldığını, davacının koyduğu sermayeyi ispatlaması gerektiğini, davacının ortağı olduğu şirkete karşı doğruluk ve bağlılıkla bağdaşmayacak şekilde haksız rekabet içerisine girdiğini, şirkette çalıştığı dönemde ve halen "....com" isimli bir web sayfası oluşturduğunu, bu sayfa üzerinden davalı şirket ile aynı konuda ticari faaliyette bulunduğunu, davalı şirketin müşteri çevresini kendisine bağlamaya çalıştığını, davalı şirketin müşterisi olan ... Tekstil ünvanlı işyerinin yetkililerini arayarak davalı firmayı karaladığını, davalı şirket adına başlanan projeleri yarım bıraktığını, davalı şirkete ait projelerin müşterilerine giderek kendi adına yürütmek için teklifler verdiğini, davacının şirkete ait bilgisayar, telefon ve diğer elektronik eşyalara haksız bir şekilde el koyduğunu, davacının mesai saatlerine uymadığını, iş karşılığı alınan çeklerin karşılıksız çıkmasına sebebiyet verdiğini, yapılan işlere ait yazılım programları ile yazılım bilgisayarını alıp götürdüğünü, şirkete iade etmediğini, açılan davayı kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının çıkma sebebi olarak gösterdiği vakıalar hakkında her hangi bir delil ve belge göstermediği, bu sebeplerin ispatlanamadığı, diğer taraftan davacının dava tarihinden önce ... ismiyle şahsi bir iş yeri kurduğu, bu iş yerinin faaliyet konusunun davalı firma ile aynı olduğu, davacının şahsi işletmesi için web sayfası oluşturduğu, burada işyerinin tanıtımının yapıldığı, faaliyetler konusunda bilgi verildiği, dava tarihinden önce diğer ortaktan kaynaklanan her hangi bir haklı sebebin ispatlanamadığı, her ne kadar dava tarihinden sonra diğer ortak ...'ında faaliyet konusu benzer başka bir firma kurduğu ve davalı şirketin yargılamanın devamı sırasında gayri faal duruma düştüğü anlaşılmış ise de, dava tarihi itibariyle davacı ortağın şirketle haksız rekabet teşkil edecek iş ve eylemlere girişmesi dışında başka bir sebebin bulunmadığı, davacının kendi eylemleri ile açıklanan sürece sebebiyet verdiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin yönetim ve işleyişi ile gelir-gider tabloları hakkında davalı şirketten bilgi alamadığını, şirket ortaklarına verilen banka kartının yenilenmediğini, müvekkilinin dışlandığını, davalı şirketin yönetici ortağının kişisel menfaatlerine göre hareket edip şirketi zarara uğrattığını, işçilerin müvekkilinin bilgisi dışında sürekli değiştirildiğini, şirkette bugüne kadar kâr dağıtımı yapılmadığını, müvekkilline işçi muamelesi yapıldığını, müşterilerle görüşme taleplerinin olumsuz karşılandığını, müvekkili yönünden ortaklığın çekilemez hale geldiğini ileri sürerek müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkmasına ve esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin belirlenerek müvekkiline ödenmesini istediği, haklı nedenlerle çıkma davası açılabilmesi için, davacı ortağın haklı nedenlerin ortaya çıkmasında kendilerinin eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla çıkmaya dayanak gösterilen haklı nedenlerin kendisinden kaynaklanmayan nedenler olduğunun da kanıtlanması gerektiği, ortağın bilgi almak için her seferinde genel kurula ve mahkemeye başvurmak zorunda kalması halinde de bu durum şirketten çıkma talebi için haklı sebep oluşturabilse de, davacı bilgi almak için genel kurula ya da mahkemeye başvurduğu yönünde bir iddiada bulunmadığı, davacının, müdürün şirketi bildiği gibi yönettiği iddiası da soyut bir iddia olup yargılama sırasında bu iddia somut delillerle ispatlanamadığı gibi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 616. madde hükmüne göre de, genel kurulca kâr payının dağılması yönünde karar verilmedikçe, kâr payının dağıtılması mümkün bulunmadığı, somut olayda davacı taraf iddialarını ispat için tanık deliline dayanmış ise de, dinlenilen tanıkların beyanları da davacının haklılığını kanıtlamaya yeterli görülmediği, öte yandan tarafların beyanı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının dava tarihinden önce ... ismiyle şahsi bir iş yeri kurduğu, bu iş yerinin faaliyet konusunun davalı firma ile aynı olduğu, davacının şahsi işletmesi için web sayfası oluşturduğu, burada işyerinin tanıtımının yapıldığı, faaliyetler konusunda bilgi verildiği anlaşılmakta olup, her ne kadar dava tarihinden sonra diğer ortak ...'ın da faaliyet konusu benzer başka bir firma kurduğu ve davalı şirketin yargılamanın devamı sırasında gayri faal duruma düştüğü anlaşılmış ise de, dava tarihi itibariyle davacı ortağın şirketle haksız rekabet teşkil edecek iş ve eylemlere girişmesi dışında başka bir sebebin bulunmadığı, davacının kendi eylemleri ile açıklanan sürece sebebiyet verdiği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yönün görülmediği, dosya kapsamından davalı şirketin davada kendisini Avukat ... ile temsil ettirdiği ancak davalı vekili Avukat ...'in 24.12.2019 tarihli dilekçesi ile vekillik görevinden istifa ettiği, karar tarihi itibariyle davalı şirketi davada temsil eden bir vekil bulunmadığı ve bu husus gerekçeli karar başlığında da gösterildiği halde karar tarihi itibariyle kendisini vekille temsil ettirmeyen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığından davacı yanın vekalet ücretine ilişkin istinaf sebebinin haklı görüldüğü gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 638/2 maddesi ile 614 ile 616. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazı bakımından yapılan incelemede; dava, haklı sebeplere dayalı limited şirket ortaklığından çıkma ile ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesinin, davacı ortağın şirketle haksız rekabet teşkil edecek iş ve eylemlere girişmesi dışında başka bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin kararının davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yönün görülmediği, ancak; davalı vekili Avukat ...'in 24.12.2019 tarihli dilekçesi ile vekillik görevinden istifa ettiği, karar tarihi itibariyle davalı şirketi davada temsil eden bir vekil bulunmadığı ve bu husus gerekçeli karar başlığında da gösterildiği halde karar tarihi itibariyle kendisini vekille temsil ettirmeyen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine davalı lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Vekalet ücreti, 6100 sayılı Kanun'un 323. maddesi kapsamında yargılama giderlerindendir. Yargılama sonucunda aleyhine hüküm verilen tarafça vekalet ücreti ödenmesine karar verilir. (6100 sayılı Kanun 326 md.) Yargı organlarınca vekalet ücretine hükmedilebilmesi için bir tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi ve davanın da kısmen ya da tamamen bu taraf lehine sonuçlanması gerekir. Mahkemece davanın reddedilmesi nedeniyle davalı yararına tarife hükümlerine göre belirlenen ücrete hükmedilmesi gerekir. Avukatlık Ücret Tarifesinin 2. maddesinde, kesin hüküm elde edilinceye kadarki dava, iş ve işlemler için avukatlık ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre verileceği yazılıdır. vekilin yargılama aşamasında davalıyı temsil ettikten sonra istifa etmesi, davalının vekalet ücretini kazanmasına engel değildir. Ayrıca yargılama ve hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. 6100 sayılı Kanun'un 330. maddesine göre, dava sonunda mahkemece hükme bağlanan vekalet ücreti, lehine hüküm verilen tarafa aittir. Hüküm sırasında vekilin istifa ettiği gerekçesiyle davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilemeyeceğine ilişkin karar verilmesi bozmayı gerektirir
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi'nin vekalet ücretine ilişkin kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan “İlk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle davalı kendisini vekille temsil ettirmediğinden davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA” ibaresinin çıkartılarak yerine ” İlk derece mahkemesinde davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden davalı lehine AAÜT gereğince hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine ” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuki Kavramlar ve Konular
Bu Emsal Kararla İlgili Rehber ve Dilekçe Örnekleri
Kararda ele alınan hukuki uyuşmazlığa ilişkin usul adımlarını, süreleri ve dilekçe şablonlarını inceleyebilirsiniz:
Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?
Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.