Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
2022/3883 Esas · 2024/283 Karar
Kelime ve Kanun Dizini
Yargıtay Karar Künyesi
Dava Konusu ve Uyuşmazlık
YİDK kararının iptali
Yargılama Aşamaları Haritası
- 1. Aşama
İlk Derece Mahkemesi
davanın kabulüne - 2. Aşama
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı - 3. Aşama · bu karar
YARGITAY
ONAMA
Süreç kaydındaki diğer halkalar: İnceleme konusu karar
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/930 Esas, 2022/330 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk Derece Mahkemesi
- Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Hüküm kalemleri (1)
- Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
“Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 551 sayılı KHK'nın 62 nci maddesinin onbirinci fıkrasında bir patent başvurusunun en fazla üç kez incelemeye tabi tutulabileceğini düzenlediğini, 4 üncü incelemenin yapılmasının ve inceleme raporu düzenlenmesinin mümkün olmadığını, mahkemece bu sınırların aşılarak yeni bir incelemenin yapıldığını, oysa mahkemece YİDK'in inceleyebileceği sınırların içinde kalınarak bir değerlendirmenin yapılmasının gerektiğini, kaldı ki bu incelemede varılan sonucun da hatalı olduğunu, yenilik ve buluş basamağı değerlendirmelerinin hatalı yapıldığını, ayrıca tescil…”
Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları
Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 1 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.
“Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 551 sayılı KHK'nın 62 nci maddesinin onbirinci fıkrasında bir patent başvurusunun en fazla üç kez incelemeye tabi tutulabileceğini düzenlediğini, 4 üncü incelemenin yapılmasının ve inceleme raporu düzenlenmesinin mümkün olmadığını, mahkemece bu sınırların aşılarak yeni bir incelemenin yapıldığını, oysa mahkemece YİDK'in inceleyebileceği sınırların içinde kalınarak bir değerlendirmenin yapılmasının gerektiğini, kaldı ki bu incelemede varılan sonucun da hatalı olduğunu, yenilik ve buluş basamağı değerlendirmelerinin hatalı yapıldığını, ayrıca tescil talebinin idari bir işlem olması nedeniyle reddine ve müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.”
Karar Özeti ve Gerekçe Analizi
Kararın Tam Metni
7.443 karakter · metni göstergizle
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/930 Esas, 2022/330 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/402 E., 2020/34 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararını iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin bilişim teknolojileri alanında faaliyet gösteren ve “jacca” ismiyle yarattığı aplikasyonun sahibi olduğunu, aplikasyonun özetle tüketicilerin servis kalitesi ve müşteri memnuniyetini puanlaması üzerine kurulu bir buluş olduğunu, müvekkilinin bu hususta 2012/08905 sayılı patent başvurusunun, 2018-P-8 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin gerçekleştirdiği buluşun özetle, hizmet sektöründe müşterinin hizmet veren personel ile buluştuğu noktalarda, müşterinin açık veya kapalı kaynak kodlu iletişim sistemine sahip mobil iletişim cihazıyla anında puanlama ve geri bildirim yapması esasına dayandığını, buna göre işletimin kimlik kartı, sistem merkezi ve mobil cihaz olmak üzere üç ana unsurunun bulunduğunu, müvekkili şirketin yapmış olduğu ilk başvurunun davalı kurumca hazırlanan raporla geri çevrildiğini, bunun üzerine müvekkilinin istem değişikliği yoluna gittiğini, ancak ikinci metnin de 08.03.2016 tarihli 2 nci inceleme raporu ile revize edilmek üzere yine iade edildiğini, müvekkilinin bir kez daha düzenlemede bulunduğu başvurunun bu defa yine 08.11.2016 tarihli 3 üncü inceleme raporu neticesinde “patentlenebilirlik kriterlerine sahip olmaması” gerekçesiyle reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı TÜRKPATENT YİDK kararının iptalini ve müvekkilinin patentinin tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu patent başvurusunun, 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (551 sayılı KHK) hükümleri uyarınca, tüm istemlerinin tekniğin bilinen durumuna ait D1 dokümanı karşısında yenilik kriterini ve buluş basamağı kriterini karşıladığı, başvurunun tescil koşullarını sağladığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne TÜRKPATENT YİDK'in 2018-P-8 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 551 sayılı KHK'nın 62 nci maddesinin onbirinci fıkrasında bir patent başvurusunun en fazla üç kez incelemeye tabi tutulabileceğini düzenlediğini, 4 üncü incelemenin yapılmasının ve inceleme raporu düzenlenmesinin mümkün olmadığını, mahkemece bu sınırların aşılarak yeni bir incelemenin yapıldığını, oysa mahkemece YİDK'in inceleyebileceği sınırların içinde kalınarak bir değerlendirmenin yapılmasının gerektiğini, kaldı ki bu incelemede varılan sonucun da hatalı olduğunu, yenilik ve buluş basamağı değerlendirmelerinin hatalı yapıldığını, ayrıca tescil talebinin idari bir işlem olması nedeniyle reddine ve müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve dava konusu patent başvurusunun tüm istemlerinin, 551 sayılı KHK hükümleri uyarınca, redde mesnet D1 dokümanı karşısında, yenilik ve buluş basamağı kriterlerini karşıladığının mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporundaki tespitlerden açıkça anlaşıldığı, yine tescilin idari bir işlem olması nedeniyle tescil isteminin reddedilmesi gerekirse de esasen mahkemece tescil isteminin kabulüne dair bir hüküm kurulmadığı, tescil isteminin reddedildiği gerekçesiyle davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine de hükmedilemeyeceği, Yargıtay'ın emsal uygulamasının da bu yönde olduğu (Yargıtay HGK.'nın 22.03.2017 gün ve 2017/11-78 E.-521 K.) anlaşılmakla, davalı TÜRKPATENT vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı TÜRKPATENT vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, 551 sayılı KHK'nın inceleme sürecini 3 aşama ile sınırlandırdığını, 551 sayılı KHK’nın 62 nci maddesinin onbirinci fıkrasına göre en fazla 3 kez inceleme yapılabilmekte ve Kurumun 3 üncü inceleme sonucunda istem ve istemlerin tamamı veya bir kısmı için patent verilmesi şeklinde nihai kararını verdiğini, Kurumun, 3 inceleme raporunu düzenledikten sonra 4 üncü incelemeyi yapması ve inceleme raporu düzenlemesinin mümkün olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeni bir bilirkişi raporu alınması talebinde bulunmuş olmalarına karşın, bu taleplerinin olumlu veya olumsuz değerlendirilmeden hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporunda yenilik ve buluş basamağı değerlendirmelerinin hatalı yapıldığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci hükmüne aykırı ve çelişkili olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava,YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?
Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.
İlgili ve Benzer Emsal Kararlar
2023/928 E. · 2024/4111 K.
Davalı marka başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü