Tapu ve Mülkiyet HukukuBOZMA
T.C. YARGITAY

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi

2025/2841 Esas · 2025/3856 Karar

Kelime ve Kanun Dizini

Yargıtay Karar Künyesi

Yargı MerciiYargıtay 1. Hukuk Dairesi
Esas Numarası2025/2841
Karar Numarası2025/3856
Karar Tarihi22 Eylül 2025
Hüküm TürüBOZMA

Dava Konusu ve Uyuşmazlık

Hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil

Yargılama Aşamaları Haritası

  1. 1. Aşama

    İlk Derece Mahkemesi

    davanın reddine
  2. 2. Aşama

    Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı
  3. 3. Aşama · bu karar

    YARGITAY

    BOZMA

Süreç kaydındaki diğer halkalar: İnceleme konusu karar

Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Karar Tarihi
17.04.2025
Sayısı
2024/2541 E., 2025/525 K.
İlk Derece Mahkemesi
... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Hüküm kalemleri (1)
  • Davalı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Karardan Alıntı (Uyuşmazlık Tanımı)
Hemen belirtmek gerekir ki, miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez.
* Bu metin doğrudan karar tutanağından alıntılanmış olup, mahkemenin uyuşmazlığa ilişkin tespitini içerir.

Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları

Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 4 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.

Gerekçe Pasajı 1187 karakter
Hemen belirtmek gerekir ki, miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Gerekçe Pasajı 2226 karakter
Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Gerekçe Pasajı 3361 karakter
O halde, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince eldeki davada dava tarihi itibariyle kesinlik sınırı nazara alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin nitelikte olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine ilişkin 17.04.2025 tarihli ek kararının ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Gerekçe Pasajı 4862 karakter
Hal böyle olunca, öncelikle taraflara ilişkin ceza dosyalarının (soruşturma, kovuşturma) ve davacı tarafın dava dilekçesinde bildirdiği 2015/401 Esas sayılı dava dosyasının dosya arasına fiziken alınması ile anılan dosyalar da incelenmek suretiyle TBK’nın 39. maddesinde belirtildiği gibi davacı tarafın aldatmayı öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirip bildirmediği veya verdiği şeyi geri isteyip istemediğinin tespit edilmesi, bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmediğinin saptanması halinde ise yukarıdaki ilkeler uyarınca ilk temlik yönünden hile iddiasının değerlendirilmesi, iradenin hile ile sakatlandığının anlaşılması durumunda ise son kayıt malikinin iyiniyetinin tespit edilmesi ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

Karar Özeti ve Gerekçe Analizi

Dosya sırasıyla İlk Derece Mahkemesi ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi aşamalarından geçmiştir. Yargıtay, bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur. Gerekçe (karar metninden): “(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır" hükmü düzenlenmiştir.”

Kararın Tam Metni

20.517 karakter · metni göster

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

EK KARAR TARİHİ : 17.04.2025

SAYISI : 2024/2541 E., 2025/525 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/30 E., 2024/458 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve ek kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar; .., ..., ... ve ... .. kardeşlerin ... ...’ın taşınmazlarını adlarına tescil ve bankalardan ipotek tesis ettirip borçlarını ödememek suretiyle onu dolandırıp kaçtıklarını, aile konutunu ... adına sahte muvafakatname düzenleyerek sattırdıklarını, ağır ceza mahkemesinde dava açıldığını, dava konusu 19 90... parsel sayılı taşınmazdaki 10 numaralı bağımsız bölümü de aynı şekilde bedelsiz olarak ... .. adına tescil ettirip ... Bankasından yüklü miktarda kredi kullandıklarını, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/401 Esas sayılı davasının açıldığını ancak takip edilemediğini, eş olarak ... adına intifa hakkı olmasına rağmen ayrıca ... ...’dan rapor istenilmeden taşınmazın devredildiğini, kredi borcu ödenmediği için taşınmazın davalı ...’a icra kanalıyla satıldığın ileri sürerek tapu kaydının iptali ile ... ... adına tescilini, takip edilemeyen 2015/401 Esas sayılı davanın kaldığı yerden devam etmesini istemişler, aşamada ... ...’ın ölümü üzerine mirasçıları yargılamaya devam etmişler, davacılar vekili 23.03.2021 havale tarihli dilekçesi ile 2008 ve öncesine ait ellerinde sadece özel bir doktordan alınmış rapor olduğu ve Adli Tıp Kurumunun bu rapora göre rapor düzenleyemeyeceği için bu delilden vazgeçtiklerini bildirmiştir.

II. CEVAP

Davalı; cevap dilekçesi sunmamış, aşamada davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2018 tarihli ve 2017/418 Esas, 2018/1131 Karar sayılı kararı ile; ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/401 Esas sayılı dosyasında açılan davanın henüz kesinleşmediği ve derdest olduğu, bunun yanı sıra davacı tarafından davalı aleyhine açılmış bir ihalenin feshi davası da bulunmadığı, davaya konu taşınmazın cebri icra yoluyla davalı tarafından satın alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.11.2020 tarihli ve 2019/792 Esas, 2020/1413 Karar sayılı kararı ile; eldeki davada davacı olan .... diğer davada taraf olmadığı, dolayısıyla iki davanın taraflarının aynı olduğundan ve derdestlikten söz edilemeyeceği, davada yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteminde bulunulduğunun kabulü ile işin esasına girilip keşfen belirlenen dava değeri üzerinden harcın tamamlanması, taraf delillerinin toplanması, davacı ...'in aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurularının kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2021 tarihli ve 2021/44 Esas, 2021/698 Karar sayılı kararı ile; davacı ...'nun davasının derdestlik olumsuz dava şartı noksanlığı nedeniyle reddine karar verilmiş, ...'nun açtığı davada davacı ...'in hastane kayıtlarının getirtildiği, davacının 2008 öncesi hastane kaydı bulunmadığı, ehliyetsizlik iddiasından vazgeçildiği bildirdiğinden Adli Tıp Kurumundan bu iddia yönünde rapor alınmadığı ve davacı ...'in bu iddiasını ispat edemediği, taşınmazın aile konutu olduğu ve 2008'de satış yapılırken eş muvafakati alınmadığı iddiası yönünden taşınmaz davacı ... adına kayıtlı iken tapu sicilinde "aile konutu" şerhinin işlenmediği, davacının davalının iyiniyetli olmadığını yani tescilin yolsuz olduğunu biliyor yahut bilmesi gerekiyor konumda olduğunu ispata yarayan delillerinin toplandığı ve davalının iyiniyetinin bulunmadığı iddiasının ispatlanamadığı, ceza mahkemesinde davalı ... sanık olarak yargılanmadığından ceza davasının bekletici mesele yapılmasının gerekmeyeceği, davalı ...'a karşı ayni hak ileri sürme hakkı tanımayacağı gerekçesi ile davacı ...'in davasının ispat edilemediğinden reddine karar verilmiş, kararın davacılar tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2023 tarih, 2022/5 31... /386 Karar sayılı kararı ile; önceki kaldırma kararının gerekliliklerinin tam olarak yerine getirilmediği, davacılardan ...'nun bu davayı açmaya aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığının Mahkemece değerlendirilmesi ve sonuca bağlanması gerekirken, bu davada dayanılmayan ehliyetsizlik ve aile konutunun eşten onay alınmadan devredilmesine dair hukuksal nedenlere ilişkin inceleme yapılarak davacının davasının esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, ...'nun davası yönünden ise eldeki davada davacı olan ..., diğer davada taraf olmadığı, dolayısıyla iki davanın taraflarının aynı olduğundan ve derdestlikten söz edilemeyeceği, ... tarafından açılan dava yönünden kaldırma kararları titizlikle incelenerek ve gerekirse davacıya ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/401 Esas, 2017/186 Karar sayılı kararını kesinleştirmesi için süre verilerek davacının davası yönünden bildirdiği delillerin eksiksiz olarak toplanması ve yolsuz tescil hukuksal nedenine ilişkin olarak yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 11.07.2023 tarihli ve 2023/118 Esas, 2023/479 Karar sayılı kararı ile; davalının kötü niyetli olduğunun kabul edilmesi için ceza yargılamasının sanıkları olan üçüncü kişilerle birlikte hareket etmesi ve sanık sıfatıyla yargılanan üçüncü kişilerin de dolandırıcılık suçunu işlediklerinin kesin olarak ortaya konulmuş olması gerektiğinden davalının kötü niyetinden söz edilemeyeceği ancak gerek davacı tarafın beyanları, gerek tanık beyanları gerekse ceza yargılaması ile davalının dolandırıcı oldukları ileri sürülen üçüncü kişilerle herhangi bir münasebetinin olmadığı, davalının kötü niyetle hareket ettiği kanaatini oluşturacak herhangi bir somut delil bulunmadığı ve icra ihalelerine gayrimenkulün satış ilanındaki şartları yerine getiren herkesin katılabileceği, davalının da bu şartları yerine getirdiği, iyi niyetle hareket ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.12.2023 tarihli ve 2023/2631 Esas, 2023/2644 Karar sayılı kararı ile; davacı ... ...’ın öldüğü için taraf teşkilinin sağlanması ile davacı tarafın dava dışı ... ... ve yanındaki şahıslar tarafından dolandırılarak 28.03.2008 tarihinde ... ... bedel almaksızın temlik ettiği ve taşınmazın bu şahsın borcundan dolayı davalıya ihale edildiği, davalının kardeşi olan ...'un icra katibi olarak çalıştığı ve yaptığı usulsüzlükler nedeniyle yargılandığına ilişkin iddiaları üzerinde durularak ve davalının nüfus kaydının incelenmesinde ... isimli bir kardeşinin bulunduğu gözetilerek ...'un hangi icra dairesinde çalıştığı, davalıya yapılan ihalenin bu icra müdürlüğünde yapılıp yapılmadığı, dava konusu taşınmazın ihalesinde davalının kardeşinin görev alıp almadığı, taşınmazın o tarihteki değerinden çok aşağı bir bedelle ihale edilip edilmediği, davalının kardeşi hakkında hangi eyleminden dolayı soruşturma veya yargılama bulunduğu, ../ ... oturan davalının bu ihaleden ne şekilde haberdar olduğu hususları ilgili adli birimlerden sorularak bu konuların açıklığa kavuşturulması ve İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 134. maddesi hükmü çerçevesinde cebri ihalenin usulsüzlüğünden bahisle feshi istenebileceği gibi ihale sonucu edinilen mülkiyete dayalı tescilin yolsuz olduğu ileri sürülerek tapu iptali ve tescil davası açılmasına da yasal bir engel bulunmadığı dikkate alınarak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın beyanları ve tanık beyanları ile ceza yargılamasından yola çıkarak davalının kötü niyetle hareket ettiği kanaatini oluşturacak herhangi bir somut delil bulunmadığı, davalının erkek kardeşi Medet'in söz konusu ihaleden kaynaklı herhangi bir soruşturma dosyasının yer almadığı, sanık sıfatıyla yargılandığı ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/206 Esas sayılı dosyasında ceza aldığı suçların "resmi belgede sahtecilik" ile "tefecilik yapma" olduğu ve davaya konu ihale ile ilgili olmadığı, Avcılar'da oturan davalının bu ihaleden ne şekilde haberdar olduğu araştırılmasında ise taşınmazın satışına ilişkin satış ilanının ... 3. İcra Dairesi 2009/5837 Esas dosyası üzerinden İcra Müdür Yardımcısı .. ... tarafından düzenlendiği, satış ilanının Basın İlan Kurumu'na ve ayrıca ... Belediye Başkanlığına gönderildiği, ihale tarihi itibariyle ... 3. İcra Dairesi nezdinde görev yapan ... kardeşi davalıyı söz konusu satıştan haberdar etme olasılığı bulunmakla birlikte aksi de olasılık dahilinde olduğu, yapılan ihale ve satış işlemlerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı ve taşınmazın o tarihteki değerinden çok aşağı bir bedelle ihale edilmediği gerekçeleri ile davaya dahil olan ... mirasçıları yönüyle davanın reddine karar verilmiş, diğer davacı yönüyle kaldırma kararı öncesinde verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğinden bu hususta yeniden hüküm verilmemiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; müteveffa davacı ...'nun, adına kayıtlı dava konusu 10 numaralı bağımsız bölümü 28.03.2008 tarihinde 25.200,00 TL bedelle dava dışı ... .... temlik ettiği, dava dışı Mustafa'nın 18.09.2008 tarihinde taşınmaz üzerinde ... Bankası lehine ipotek tesis ettirdiği ve bu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte taşınmazın, dava dışı Mustafa'nın borcundan dolayı 13.09.2013 tarihinde davalıya 82.200,00 TL bedelle ihale edildiği, satış işleminin ... 3. İcra Dairesi tarafından yapıldığı ve davalının kardeşi olan dava dışı ...'un satışın yapıldığı tarihte bu icra dairesinde icra katibi olarak çalıştığı, ...'un, 12.01.2024 tarihinde ise ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/17 63... /1563 Karar sayılı kararı ile aldığı ceza nedeniyle devlet memurluğundan çıkarıldığı, Mahkemece kaldırma kararından sonra yapılan keşif sonucu alınan ve hükme esas almaya yeterli bulunan 28.05.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda dava konusu taşınmazın ihale tarihindeki değerinin 125.000,00 TL, dava tarihindeki değerinin ise 170.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/206-310 Esas-Karar sayılı dosyasında ...'un "resmi belgede sahtecilik ve tefecilik" suçlarından cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, davalının İstanbul ilinde ikamet ettiği, ihale ile satılan taşınmazın ise ... ilinde bulunduğu, davalı adına yapılan tescil işleminin yolsuz hale gelmesi için tescile esas ihalenin feshine karar verilmiş olmasının veya ihale sırasında icra müdürlüğünde görev yaptığı sabit olan ...'un bu ihale nedeniyle ceza almış olmasının gerekmediği, davalının davaya cevap vermemek suretiyle davanın reddini istediği ancak açıklanan sebepler ve toplanan deliller ile İstanbul'da ikamet eden davalının, kardeşi olan ve işlediği suçlar nedeniyle devlet memurluğundan çıkarılan ...'un çalıştığı icra dairesi kanalıyla yapılan satış sonucunda ... ilinde bulunan taşınmazı satın almış olması gözetildiğinde davalı adına oluşan kaydın yolsuz olduğu gerekçesiyle başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.04.2025 tarihli ek kararı ile temyiz başvurusunun kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşınmazı cebri icra yoluyla açık ihale ve bedel ödemesi suretiyle edindiğini, iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, davacıların murisin taşınmazının dolandırıcılık suretiyle elinden çıkarıldığını iddia etmelerine rağmen müvekkilin bu olaylarla ilgisi olduğuna dair hiçbir somut delil sunamadıklarını, müvekkilinin ceza davasında taraf olmadığını, kesin nitelikte hüküm verilmesinin Anayasa ve AİHS ile çelişir nitelikte olduğunu, müvekkili hakkında verilen kararda ağabeyi hakkında açılmış olan ceza davasında verilen kararın gerekçeye esas alındığını, suçların ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiğini, müvekkilinin ağabeyi hakkındaki ceza kararının muhalefet şerhi de olay kapsamında müvekkilinin iyiniyetini ortaya koyduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Dosya içeriğinden, davacı ...’in kayden maliki olduğu 19 90... parsel sayılı taşınmazdaki 10 numaralı bağımsız bölümünü dava dışı .... ...’ya satış suretiyle temlik ettiği, ... 3. İcra Müdürlüğünün 2009/5837 Esas sayılı takip dosyasında 23.07.2013 tarihinde yapılan ihale ile taşınmazın davalı ...’a ihale edildiği, taşınmazın ihale gereği tescilinin 13.09.2013 tarihinde yapıldığı, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/401 Esas sayılı davası ile davacı ...’in davalı ... aleyhine dava açtığı, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve kararın 25.04.2023 tarihinde kesinleştiği, eldeki davada ön inceleme duruşmasında davanın tapu iptali ve tescil olarak nitelendirildiği, davacı ...’in 24.10.2023 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak eşi .... ile çocukları .... ve ...’nin kaldığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 17.04.2025 tarihli ek karar ile temyiz başvurusunun kesinlik nedeniyle reddine karar verildiği, davanın 25.05.2017 tarihinde açıldığı görülmüştür.

Hemen belirtmek gerekir ki, miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

HMK'nın ek 1. maddesinde: "(1) 200, 201, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başında geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.

(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır" hükmü düzenlenmiştir.

Bununla birlikte, 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

O halde, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince eldeki davada dava tarihi itibariyle kesinlik sınırı nazara alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin nitelikte olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine ilişkin 17.04.2025 tarihli ek kararının ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2025 tarihli kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Bilindiği üzere; hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1 hükmünde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.

Hile, her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.

TMK’nın 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.”, 1024/1 hükmünde; “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.” 1024/2 hükmünde; “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.” 1024/3 hükmünde ise “Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesinin yapılmadığı, genel olarak tapu iptali ve tescili istemine ilişkin olduğunun belirtildiği, dava dilekçesi ve dosya kapsamından davacının dava dışı ...’ya yapılan temlike yönelik iddialarının hile hukuksal nedenine dayalı olduğu, ilk temlikin hukuken geçerli olmadığının saptanması halinde ise son kayıt malikinin iyiniyetinin soruşturulması gerektiği hususunda bir şüphe bulunmamaktadır.

Ne var ki, hem Bölge Adliye Mahkemesince hem de İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın yolsuz tescil olarak nitelendirilmesi doğru olmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesinin 20.12.2023 tarihli kaldırma kararında “dava dışı ... ... ve yanındaki şahıslar tarafından dolandırılarak 28.03.2008 tarihinde.......'ya bedel almaksızın temlik ettiği” iddiasının üzerinde durulması gerektiğine değinilmiş ise de sonrasında hem İlk Derece Mahkemesince hem de Bölge Adliye Mahkemesince ilk temlik olan 28.03.2008 tarihli devir hususunda bir değerlendirme yapılmaksızın, diğer bir deyişle ilk temlikin hangi nedenle geçersiz olduğu tespit edilmeksizin son kayıt malikinin iyiniyetli olmadığı sonucuna ulaşılması da doğru değildir.

Hal böyle olunca, öncelikle taraflara ilişkin ceza dosyalarının (soruşturma, kovuşturma) ve davacı tarafın dava dilekçesinde bildirdiği 2015/401 Esas sayılı dava dosyasının dosya arasına fiziken alınması ile anılan dosyalar da incelenmek suretiyle TBK’nın 39. maddesinde belirtildiği gibi davacı tarafın aldatmayı öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirip bildirmediği veya verdiği şeyi geri isteyip istemediğinin tespit edilmesi, bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmediğinin saptanması halinde ise yukarıdaki ilkeler uyarınca ilk temlik yönünden hile iddiasının değerlendirilmesi, iradenin hile ile sakatlandığının anlaşılması durumunda ise son kayıt malikinin iyiniyetinin tespit edilmesi ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Beyan.pro Hukuk Asistanı

Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?

Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.

İlgili ve Benzer Emsal Kararlar