Hukuk Genel KuruluBOZMA
T.C. YARGITAY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

2025/770 Esas · 2025/894 Karar

Kelime ve Kanun Dizini

Yargıtay Karar Künyesi

Yargı MerciiYargıtay Hukuk Genel Kurulu
Esas Numarası2025/770
Karar Numarası2025/894
Karar Tarihi25 Aralık 2025
Hüküm TürüBOZMA

Dava Konusu ve Uyuşmazlık

HMK'nın 46. maddesine dayalı tazminat

Yargılama Aşamaları Haritası

  1. 1. Aşama

    İlk Derece Mahkemesi

    davanın reddine
  2. 2. Aşama

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)

    Özel Daire kararı
  3. 3. Aşama · bu karar

    YARGITAY

    BOZMA
Mahkemesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
Sayısı
2024/14 E., 2025/12 K.
Hüküm kalemleri (1)
  • Davacının temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın BOZULMASINA,
Karardan Alıntı (Uyuşmazlık Tanımı)
34. Yukarıda yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, dava dilekçesinde Kayseri 1. Aile Mahkemesi hâkiminin zararın doğmasına neden olduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğu dikkate alındığında HMK'nın 48. maddesinin 2. fıkrası gereğince davanın hâkim ...'a resen ihbar edilmesi gerekirken bu yasal gereklilik yerine getirilmeden yargılamaya devam olunması usul ve yasaya aykırıdır.
* Bu metin doğrudan karar tutanağından alıntılanmış olup, mahkemenin uyuşmazlığa ilişkin tespitini içerir.

Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları

Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 1 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.

Gerekçe Pasajı 1423 karakter
34. Yukarıda yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, dava dilekçesinde Kayseri 1. Aile Mahkemesi hâkiminin zararın doğmasına neden olduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğu dikkate alındığında HMK'nın 48. maddesinin 2. fıkrası gereğince davanın hâkim ...'a resen ihbar edilmesi gerekirken bu yasal gereklilik yerine getirilmeden yargılamaya devam olunması usul ve yasaya aykırıdır.

Karar Özeti ve Gerekçe Analizi

Dosya sırasıyla İlk Derece Mahkemesi ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) aşamalarından geçmiştir. Yargıtay, Özel Daire kararını bozmuştur. Gerekçe (karar metninden): “II. ÖN SORUN 9. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce davacının temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına yönelik istemi ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir. III. GEREKÇE A. Ön sorun yönünden 10. Ön sorun ile ilgili hususların açıklığa kavuşturulması açısından temyiz incelemesinde duruşma yapılmasına ilişkin yasal düzenlemeleri…”

Kararın Tam Metni

14.706 karakter · metni göster

MAHKEMESİ : Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)

SAYISI : 2024/14 E., 2025/12 K.

1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 2. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.

2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi

4. Davacı dava dilekçesinde; Kayseri 1. Aile Mahkemesinin 2013/261 Esas, 2013/617 Karar; 2014/557 Esas, 2014/666 Karar ile 2020/58 Esas, 2020/126 Karar sayılı kararları uyarınca boşanma kararı ile birlikte maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkûm edildiğini, verilen kararların hukuki olmadığını, hâkimin taraflı karar vermesi sebebi ile maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek 800.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabı

5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın görevsiz mahkemede ve zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 46. maddesindeki sorumluluk koşullarının oluşmadığını, dava dilekçesinde bahsedilen davaların yargılamasının usul ve yasaya uygun yapıldığını ve verilen kararların üst mahkeme tarafından denetlendiğini, ayrıca maddi zararın neden kaynaklandığı dava dilekçesinde açıklanmadığı gibi talep edilen manevi tazminat miktarının da hak ve nesafet kurallarına aykırı şekilde yüksek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Özel Daire Kararı

6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince görevsizlik kararı verilerek dosya Yargıtay 2. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.

7. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.06.2025 tarihli ve 2024/14 Esas, 2025/12 Karar sayılı kararı ile; "...Dava, ...46.maddesi gereğince 800.000,00 TL. maddi, 1.000.000,00 TL. manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi talebinden ibarettir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 46/1 maddesinde; hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği vurgulandıktan sonra, dava sebepleri;

Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması, sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması, farklı bir anlam yüklenmeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması, duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması, duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözü hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması, hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması şeklinde tahdidi olarak gösterilmiştir.

Somut olayda, ...nun 46.maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisinin mevcut olmadığı sonuç ve kanısına varılarak davanın reddine ve ...49 maddesi gereğince takdiren 3.000 TL. disiplin para cezasına karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Davanın REDDİNE,

...49 maddesi gereğince takdiren 3.000 TL. disiplin para cezasının davacıdan alınmasına,

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10.maddesinin 3 numaralı bendi gereğince 46.500,00 TL. vekâlet ücretinin davacıdan alınıp kendisini vekil ile temsil eden Maliye Hazinesine verilmesine,

Harçlar peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına ve yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,..." karar verilmiştir.

Kararın Temyizi

8. Özel Daire kararı süresi içinde davacı tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmiştir.

II. ÖN SORUN

9. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce davacının temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına yönelik istemi ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir.

III. GEREKÇE

A. Ön sorun yönünden

10. Ön sorun ile ilgili hususların açıklığa kavuşturulması açısından temyiz incelemesinde duruşma yapılmasına ilişkin yasal düzenlemelerin incelenmesi ve konunun adil yargılanma hakkı kapsamında irdelenmesi gereklidir.

11. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin 1. fıkrasında:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmü yer almaktadır.

12. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir. Anılan maddeye göre, “Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir…”.

13. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birisi de Anayasa’nın 141. maddesinde düzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması ilkesidir. “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin 1. fıkrası;

“Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir” şeklindedir.

14. Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişini kamu denetimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak ve yargılamada keyfiliği önlemektir. Bu yönüyle anılan ilke hukuk devletinin en önemli gerçekleştirme araçlarından birisini oluşturur. "Duruşmalı yargılama hakkı" her türlü yargılamanın mutlaka duruşmalı yapılması zorunluluğu anlamına gelmez.

15. Usul ekonomisi ilkesi, pozitif temelleri olan bir ilkedir. Zira Anayasa’nın 141. maddesine göre Devlet yargılamanın basit, çabuk ve ucuz gerçekleşmesi için gereken tedbirleri almak zorundadır. Bundan başka AİHS’nin 6. maddesine göre herkes davasının makul bir süre içinde adil ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir. HMK'nın 30. maddesinde “Usul ekonomisi ilkesi” başlığı altında düzenlenen hükme göre hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür (Aziz Serkan Arslan, E-Duruşma Hukuk Yargılamasında Videokonferans Yöntemi, İstanbul 2023, s. 82-83). Bu nedenle adil yargılama ilkelerine uyulmak şartıyla usul ekonomisi ve iş yükünün azaltılması gibi amaçlarla bazı yargılamaların duruşmadan istisna tutulması ve duruşma yapılmaksızın karara bağlanması anayasal hakların ihlâlini oluşturmaz.

16. Özellikle ilk derece mahkemeleri önünde duruşmalı yargılama yapılıp karar verildikten sonra kanun yolu incelemesinin, tarafların iddia veya savunmaları yazılı olarak alındıktan sonra dosya üzerinden yapılması hâlinde adil yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez (Anayasa Mahkemesi, Mehmet Soysal ve diğerleri, B. No: 2014/2678, 17.11.2016, § 36; Cengiz Topel Çelikoğlu, B. No: 2013/8049, 18.02.2016, § 80; Kırmızı GAA İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti, B. No: 2013/2370, 11.12.2014, § 23; Nevruz Bozkurt, B. No: 2013/664, 17.9.2013, § 32).

17. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) inandırıcılık sorunu taşımayan, karmaşık olmayan veya olaylarla ilgili hiçbir tartışmanın bulunmadığı, oldukça teknik davalar ile mahkemelerin tarafların sunduğu görüşlere ve diğer belgelere dayanarak adil ve makul bir biçimde karar verebilecekleri davalar için duruşma yapılmasının gerekli olmayabileceğini belirtmiştir (AİHM, Jussila/Finlandiya, § 41, Döry/İsveç, B. No:28394/95, 12.11.2002, § 37, Mehmet Emin Şimşek/Türkiye, B. No: 5488/05, 28.2.2012, § 30). (Adnan Altın, kararı, § 47).

18. Temyiz yolunda hüküm mahkemesinin kararı sadece hukuka uygunluk bakımından inceleme konusu yapılabilir. Yargıtay istinaf mahkemesi gibi bir vakıa, tahkikat ve yargılama mahkemesi değildir. Temyiz yolunda hüküm mahkemesinin kararı incelenerek hüküm mahkemesine bildirilmiş olan vakıaların usulüne uygun biçimde incelenip incelenmediği, özellikle o vakıalara kanunların (hukukun) doğru uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilir.

19. Nitekim Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuru yoluyla önüne gelen davalarda verdiği kararlarında, başvurucuların duruşma talepleri bulunmasına rağmen dosya üzerinden inceleme yapılmasının adil yargılanma hakkının ve bu kapsamda aleni yargılama hakkının ihlâli niteliğinde olduğu yönündeki başvurularının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

20. Yukarıda yapılan açıklamalar ve özellikle temyiz yolunda yeni vakıa ve delillerin Yargıtay tarafından incelenemeyecek olması karşısında duruşma isteminin reddi kararlarının hak ihlâli olarak değerlendirilmesi mümkün görünmemektedir.

21. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 26.03.2025 tarihli ve 2025/11-140 Esas, 2025/184 Karar, 18.05.2021 tarihli ve 2017/12-2540 Esas, 2021/571 Karar, 17.09.2019 tarihli ve 2019/4-60 Esas, 2019/879 Karar, 22.11.2017 tarihli ve 2016/11-1239 Esas, 2017/1398 Karar ile 22.11.2017 tarihli ve 2017/8-2835 Esas, 2017/1399 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

22. Somut olayda dava, HMK'nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup karmaşık bir dava türü olmadığı gibi verilen karara karşı temyiz başvurusu için taraflara olanak tanınmış, temyiz dilekçesinin bir örneği cevap hakkı için karşı tarafa tebliğ edilmiştir.

23. Hâkimlerin sorumluluğunu düzenleyen ve eldeki davanın dayanağı olan HMK'nın 46 ve devamı maddeleri gereğince Dairelerin ilk derece mahkemesi sıfatıyla karar verdiği ve temyiz incelemesini Hukuk Genel Kurulunun yaptığı işlerde duruşmalı olarak temyiz incelemesi yapılacağı konusunda açık bir düzenleme yer almamaktadır. Ayrıca Yargıtay Kanunu’nda da bu işlerin temyizinin duruşmalı olarak inceleneceği konusunda açık bir hükme yer verilmemiştir.

24. Şu durumda Hukuk Genel Kurulunun ağırlıklı işini oluşturan direnme kararlarının dahi temyiz incelemelerinin açıklanan nedenlerle duruşmalı yapılamayacağı öngörülmüşken diğer işlerinin duruşmalı yapılacağını kabule olanak verecek yasal bir düzenleme ve gereklilik bulunmadığı açıktır. Bu nedenle Hukuk Genel Kurulunun incelemesine tâbi işlerde ayrık ve açık bir düzenleme olmadığı sürece duruşmalı inceleme yapılması olanaklı görünmemektedir.

25. Bu nedenle davacının duruşma isteğinin reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra işin esasının incelenmesine geçilmiştir.

B. Esas yönünden

26. Dava, HMK'nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

27. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Anılan maddede "(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:

a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.

b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.

c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.

ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması.

d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması.

e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması." düzenlemesi bulunmaktadır.

28. Eldeki davada davacı, Kayseri 1. Aile Mahkemesinin 2013/261 Esas, 2013/617 Karar; 2014/557 Esas, 2014/666 Karar ile 2020/58 Esas, 2020/126 Karar sayılı kararları uyarınca boşanma kararı ile birlikte maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkûm edildiğini, verilen kararların hukuki olmadığını, hâkimin taraflı karar vermesi sebebi ile maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek 800.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

29. Özel Dairece ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılamada ise HMK'nın 46. maddesinde sayılan sebeplerin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

30. Bu noktada, hâkimin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan ve Devlet aleyhine açılan tazminat davalarında davanın ihbarı hakkında kısa bir açıklama yapılmasında yarar vardır.

31. Davanın ihbarını düzenleyen HMK'nın 48. maddesi;

"(1) Tazminat davası dilekçesinde hangi sorumluluk sebebine dayanıldığı ve delilleri açıkça belirtilir; varsa belgeler de eklenir.

(2) Mahkeme, açılan tazminat davasını, ilgili hâkime resen ihbar eder." şeklindedir.

32. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 48. maddesinin 2. fıkrası ile Devlet aleyhine açılan tazminat davasına bakan mahkemenin bu davayı, ilgili hâkime resen ihbar etmesi esası getirilmiştir.

33. Bu düzenleme ile dava kendisine ihbar edilen hâkimin, davalı Devlet yanında davaya katılabilmesi, böylece ilgili hâkimin de davadan haberdar olması ve hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde davada etkili olabilmesi, delil getirebilmesi imkânı sağlanmak istenmiştir. İhbar edilenin bu hakları elde edebilmesi için HMK'nın 65 ve devamı maddeleri uyarınca davaya katılması gereklidir.

34. Yukarıda yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, dava dilekçesinde Kayseri 1. Aile Mahkemesi hâkiminin zararın doğmasına neden olduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğu dikkate alındığında HMK'nın 48. maddesinin 2. fıkrası gereğince davanın hâkim ...'a resen ihbar edilmesi gerekirken bu yasal gereklilik yerine getirilmeden yargılamaya devam olunması usul ve yasaya aykırıdır.

35. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, Özel Dairece ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda davanın reddi yönünde karar verildiği, verilen kararın davacı tarafından temyiz edildiği, temyiz eden sıfatına göre davanın ilgili hâkime ihbar edilmesinin esasa etkili olmayacağı, bu nedenle kararın onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

36. Hâl böyle olunca, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir.

IV. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacının temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

25.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

Beyan.pro Hukuk Asistanı

Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?

Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.

İlgili ve Benzer Emsal Kararlar