Hukuk Genel KuruluBOZMA
T.C. YARGITAY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

2024/588 Esas · 2025/718 Karar

Kelime ve Kanun Dizini

Yargıtay Karar Künyesi

Yargı MerciiYargıtay Hukuk Genel Kurulu
Esas Numarası2024/588
Karar Numarası2025/718
Karar Tarihi12 Kasım 2025
Hüküm TürüBOZMA

Dava Konusu ve Uyuşmazlık

Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil

Yargılama Aşamaları Haritası

  1. 1. Aşama

    Asliye Hukuk Mahkemesi

    Direnme hükmü
  2. 2. Aşama · bu karar

    YARGITAY

    BOZMA
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2023/412 E., 2023/395 K.
Hüküm kalemleri (1)
  • Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Karardan Alıntı (Uyuşmazlık Tanımı)
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda mirasbırakan tarafından dava konusu 10 parselde kayıtlı 2 numaralı bağımsız bölümün çıplak mülkiyetinin davalı kızına satış suretiyle yaptığı temlikin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup olmadığı, dosya kapsamı ve toplanan delillere göre murisin taşınmazı minnet duygusu ile devrettiğinin kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
* Bu metin doğrudan karar tutanağından alıntılanmış olup, mahkemenin uyuşmazlığa ilişkin tespitini içerir.

Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları

Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 18 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.

Gerekçe Pasajı 1436 karakter
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda mirasbırakan tarafından dava konusu 10 parselde kayıtlı 2 numaralı bağımsız bölümün çıplak mülkiyetinin davalı kızına satış suretiyle yaptığı temlikin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup olmadığı, dosya kapsamı ve toplanan delillere göre murisin taşınmazı minnet duygusu ile devrettiğinin kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerekçe Pasajı 5349 karakter
Dava konusu yapılmış olan mal veya hakkın başkasına devredilmesi ile, o mal veya hakka bağlı olan dava hakkı da birlikte devredilmiş sayılır. Dava sırasında dava konusunu başkasına devreden tarafın, artık dava konusu üzerinde bir tasarruf yetkisi (hakkı) kalmaz. Başka bir anlatımla, dava konusu devreden tarafın, artık o davada taraf sıfatı kalmaz.
Gerekçe Pasajı 10857 karakter
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı ayrıca düzenlenmiş olup; davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. Görüldüğü üzere, hukuki dinlenilme hakkının bilgilenme hakkı, açıklama hakkı, dikkate alınma hakkı unsurlarına sahip olup, dava konusunun devri kurumu, her üç unsurla da yakından ilişkilidir. Çünkü dava konusunun devri ile maddi ve usuli düzeyde değişiklikler gerçekleşeceğinden devralan (hukuki halefin), devredenin (selefin) ve karşı tarafın hukuki dinlenilme hakları ihlâl edilmeden karar verilmesi gereklidir.
Gerekçe Pasajı 13425 karakter
Anılan madde hükmü, dava konusunun dava sırasında el değiştirdiği bütün hâllerde uygulanır. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, dava açıldıktan sonra iki taraftan biri dava konusunu bir başkasına devrederse, diğer taraf dilerse; devreden ile olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan üçüncü kişiye karşı davaya devam eder, dilerse; dava konusunu devreden taraf hakkında davayı tazminat davasına çevirebilir.
Gerekçe Pasajı 16828 karakter
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davaların kayıt malikine karşı açılması gerektiği, eldeki davada dosyanın Hukuk Genel Kurulunda temyiz incelemesi için beklediği sırada talepte bulunan ... İnşaat Taahhüt Beton ve Petrol Ürünleri Maden Nakliye Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekilince, dava konusu taşınmazın cebri icra yolu ile satıldığını ve satış işleminin kesinleştiğini belirten dilekçe gönderildiği, tapu kaydından da taşınmazın talepte bulunan Şirkete ihale edildiği ve ihalenin kesinleştiği şerhinin yer aldığı, TMK'nın 705. maddesi uyarınca cebri icra durumunda mülkiyetin tescilden önce kazanıldığı gözetildiğinde, ön sorun bulunduğunun kabulü ile mahkemece HMK’nın 125. uyarınca işlem ve değerlendirme yapılması için hükmün bozulması gerekmiştir.

Karar Özeti ve Gerekçe Analizi

Dosya Asliye Hukuk Mahkemesi kararından gelmektedir. Yargıtay, direnme hükmünü bozmuştur. Gerekçe (karar metninden): “II. UYUŞMAZLIK 14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda mirasbırakan tarafından dava konusu 10 parselde kayıtlı 2 numaralı bağımsız bölümün çıplak mülkiyetinin davalı kızına satış suretiyle yaptığı temlikin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup olmadığı, dosya kapsamı ve toplanan delillere göre murisin taşınmazı minnet duygusu ile devrettiğini…”

Kararın Tam Metni

14.150 karakter · metni göster

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/412 E., 2023/395 K.

ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.01.2023 tarihli ve

2022/3458 Esas, 2023/277 Karar sayılı BOZMA kararı

1. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi

4. Davacı vekili dava dilekçesinde; mirasbırakan babaları ...'in 10 parsel sayılı taşınmazdaki 2 numaralı bağımsız bölümü değerinden düşük bir bedelle kızı davalıya mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak temlik ettiğini, mirasbırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, davalının da taşınmazı alacak maddi imkânının bulunmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkilinin miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabı

5. Davalı cevap dilekçesinde; mirasbırakanın varlıklı olmasına rağmen devamlı bir gelirinin olmadığını, ihtiyaçlarını ve bakımını mallarını satarak karşıladığını, dava konusu taşınmazın çıplak mülkiyetini kendisiyle ilgilenmesi ve bakımını üstlenmesi karşılığında davalıya devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı

6. Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.04.2016 tarihli ve 2015/230 Esas, 2016/202 Karar sayılı kararı ile; temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı

7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 30.09.2019 tarihli ve 2016/21420 Esas, 2019/4873 Karar sayılı kararı ile; “...hükme yeterli bir araştırma yapılması, mirasbırakanın adına kayıtlı başkaca aktif-pasif tapu kaydı bulunup bulunmadığının taraflardan da sorulmak suretiyle ilgili tapu müdürlüğünden araştırılması, varsa tapu kayıtlarının istenilmesi ile mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyıp taşımadığının tereddüde mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir...” gerekçesi ile karar bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı

9. Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.02.2022 tarihli ve 2019/363 Esas, 2022/58 Karar sayılı kararı ile bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; mirasbırakanın dava konusu taşınmazı davalıya devrettiği tarihteki mevcut mal varlığı değeri ile dava konusu taşınmazın değerinin kıyaslanmasında terekenin adil bir şekilde dağıtılmadığı, terekede mevcut olan mal varlığı değerlerinin çok düşük olması ve üzerlerinde haciz bulunması da dikkate alındığında mirasbırakanın diğer mirasçı olan davacı oğlundan mal kaçırma kastı taşıdığı, mirasbırakan ile davalı arasındaki satış işleminin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı

10. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

11. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.01.2023 tarihli ve 2022/3458 Esas, 2023/277 Karar sayılı kararı ile; “... Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’in 09.09.2013 tarihinde öldüğü, geride davanın tarafları olan çocukları ... ve ...’nın mirasçı olarak kaldığı, mirasbırakan...’nın çekişme konusu 10 parselde kayıtlı 2 numaralı bağımsız bölümünün çıplak mülkiyetini 14.01.2013 tarihinde kızı olan davalı ...’ya temlik ettiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda; mirasbırakan ile davacı oğlu arasında herhangi bir problem olmadığı, dava konusu temlike konu taşınmaz dışında mirasbırakan adına kayıtlı çok sayıda taşınmaz bulunduğu gözetildiğinde mirasbırakanın temlikteki amacının davacıdan mal kaçırma olmadığı, davalıya olan minnet duygusu ile taşınmazın devredildiği anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmektedir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı

12. Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.12.2023 tarihli ve 2013/412 Esas, 2023/395 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi

13. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda mirasbırakan tarafından dava konusu 10 parselde kayıtlı 2 numaralı bağımsız bölümün çıplak mülkiyetinin davalı kızına satış suretiyle yaptığı temlikin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup olmadığı, dosya kapsamı ve toplanan delillere göre murisin taşınmazı minnet duygusu ile devrettiğinin kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

III. ÖN SORUN

15. Hukuk Genel Kurulunca yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; dosyanın Hukuk Genel Kurulunda temyiz incelemesi için beklediği sırada talepte bulunan ... İnşaat Taahhüt Beton ve Petrol Ürünleri Maden Nakliye Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekilince, dava konusu taşınmazın cebri icra yolu ile satıldığını ve satış işleminin kesinleştiğini belirten dilekçe göndermesi, tapu kaydınından da taşınmazın talepte bulunana ihale edildiği, ihalenin kesinleştiği şerhinin yer aldığı gözetildiğinde eldeki davada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 125. maddesi uyarınca işlem yapılmasının gerekip gerekmediği hususları ön sorun olarak ele alınıp değerlendirilmiştir.

IV. GEREKÇE

16. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

17. Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonra da sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu mal veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur.

18. Dava konusu yapılmış olan mal veya hakkın başkasına devredilmesi ile, o mal veya hakka bağlı olan dava hakkı da birlikte devredilmiş sayılır. Dava sırasında dava konusunu başkasına devreden tarafın, artık dava konusu üzerinde bir tasarruf yetkisi (hakkı) kalmaz. Başka bir anlatımla, dava konusu devreden tarafın, artık o davada taraf sıfatı kalmaz.

19. Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Dava şartı olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir.

20. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır (Kuru, Cilt:I., s. 1157 vd.).

21. Yukarıda da değinildiği üzere, dava konusunu başkasına devretmiş olan tarafın, davaya taraf sıfatıyla devam etmesine veya kendisine karşı davaya (eski hâli ile) devam edilmesine olanak yoktur. Bununla birlikte, dava sırasında dava konusu malın veya hakkın bir üçüncü kişiye devredilmesi, bir taraf usul işlemi olarak, mevcut dava üzerinde ne şekilde etkileri olacağı usul hukukundaki "dava konusunun devri" ile çözüme kavuşturulması amaçlanmıştır. Medenî Usul Kanunlarında düzenlenmiş olan dava konusunun devri kurumu sayesinde, salt taraflardan birinin dava sırasında dava konusu malı veya hakkı bir üçüncü kişiye devretmesi hâlinde, davanın sıfat yokluğundan esastan reddedilmesinin önüne geçilmiştir (Börü, Levent: Dava Konusunun Devri, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk (Medeni Usul Ve İcra-İflâs Hukuku) Anabilim Dalı , Doktora Tezi, Ankara 2012, s. 32- 37). Bu durum, devre kadar elde edilmiş hukuki sonuçlar da korunarak yargılamanın ucuz, basit ve çabuk olması ilkelerini kapsayan 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa)nın 141/4 ve HMK'nın 30. maddesinde yer verilen yargılamaya hakim olan "usul ekonomisine" de hizmet etmektedir.

22. Öte yandan dava konusunun devri kurumu, hukuki dinlenilme hakkı ile sıkı bir ilişki içindedir. Taraflara hukuki dinlenilme hakkı verilmesi anayasal bir haktır. Anayasanın 36. maddesine göre teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenilme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6. maddesinde de hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir (Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2020 tarihli ve 2017/4-1498 Esas, 2020/791 Karar sayılı kararı).

23. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı ayrıca düzenlenmiş olup; davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. Görüldüğü üzere, hukuki dinlenilme hakkının bilgilenme hakkı, açıklama hakkı, dikkate alınma hakkı unsurlarına sahip olup, dava konusunun devri kurumu, her üç unsurla da yakından ilişkilidir. Çünkü dava konusunun devri ile maddi ve usuli düzeyde değişiklikler gerçekleşeceğinden devralan (hukuki halefin), devredenin (selefin) ve karşı tarafın hukuki dinlenilme hakları ihlâl edilmeden karar verilmesi gereklidir.

24. Usul hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş ve HMK’nın 125. maddesinde (HUMK md.186) dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki hâlinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir.

25. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 125. maddesinin 1. fıkrasında; “(1)Davanın açılmasından sonra davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:

a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.

b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür…” hükmü yer almaktadır.

26. Anılan madde hükmü, dava konusunun dava sırasında el değiştirdiği bütün hâllerde uygulanır. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, dava açıldıktan sonra iki taraftan biri dava konusunu bir başkasına devrederse, diğer taraf dilerse; devreden ile olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan üçüncü kişiye karşı davaya devam eder, dilerse; dava konusunu devreden taraf hakkında davayı tazminat davasına çevirebilir.

27. Dava görülmekte iken davalının dava konusunu üçüncü bir kişiye devrettiğini öğrenen mahkemenin, bunu kendiliğinden (resen) gözeterek, davacıya maddede belirtilen seçimlik haklarını hatırlatarak hangisini seçtiğini sorması ve davacının vereceği cevaba göre işlem yapması gereklidir. Dava sırasında davalının dava konusunu üçüncü bir kişiye devretmiş olmasına rağmen mahkemece HMK'nın 125. maddesinde belirtilen haklardan hangisini seçtiği davacıya sorulmadan ve ona seçimi yaptırılmadan, sanki devir yapılmamış gibi eski taraflar arasında davaya devam edilerek karar verilemez.

28. Bu seçimlik hakkının hatırlatılması kuralı, kamu düzenine ilişkindir ve kanun yolu dahil yargılamanın her aşamasında yapılır (Yılmaz, Ejder: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 819).

29. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davaların kayıt malikine karşı açılması gerektiği, eldeki davada dosyanın Hukuk Genel Kurulunda temyiz incelemesi için beklediği sırada talepte bulunan ... İnşaat Taahhüt Beton ve Petrol Ürünleri Maden Nakliye Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekilince, dava konusu taşınmazın cebri icra yolu ile satıldığını ve satış işleminin kesinleştiğini belirten dilekçe gönderildiği, tapu kaydından da taşınmazın talepte bulunan Şirkete ihale edildiği ve ihalenin kesinleştiği şerhinin yer aldığı, TMK'nın 705. maddesi uyarınca cebri icra durumunda mülkiyetin tescilden önce kazanıldığı gözetildiğinde, ön sorun bulunduğunun kabulü ile mahkemece HMK’nın 125. uyarınca işlem ve değerlendirme yapılması için hükmün bozulması gerekmiştir.

30. Hukuk Genel Kurulunca yapılan görüşmeler sırasında, ön sorun bulunmadığı yönünde görüş ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

31. Hâl böyle olunca, direnme kararı açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulmuştur.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

12.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Beyan.pro Hukuk Asistanı

Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?

Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.

İlgili ve Benzer Emsal Kararlar