Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2025/299 Esas · 2025/915 Karar
Kelime ve Kanun Dizini
Yargıtay Karar Künyesi
Dava Konusu ve Uyuşmazlık
HMK'nın 46. maddesine dayalı tazminat
Yargılama Aşamaları Haritası
- 1. Aşama
İlk Derece Mahkemesi
davanın reddine - 2. Aşama
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
Özel Daire kararı - 3. Aşama · bu karar
YARGITAY
ONAMA
- Mahkemesi
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
- Sayısı
- 2022/5 E., 2022/23 K.
Hüküm kalemleri (1)
- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA,
“Dava, HMK'nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.”
Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları
Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 4 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.
“Dava, HMK'nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.”
“Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Anılan maddede “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir: a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması. ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması. d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması. e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması.” düzenlemesi bulunmaktadır.”
“Somut olayda HMK'nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından Özel Dairece davanın reddine karar verilmesi yerindedir.”
“Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.”
Karar Özeti ve Gerekçe Analizi
Kararın Tam Metni
9.940 karakter · metni göstergizle
MAHKEMESİ : Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2022/5 E., 2022/23 K.
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 3. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir.
2. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu bazı taşınmazların kiralanmasıyla ilgili olarak dava dışı ... Enerji Tarım Hayvancılık A.Ş. ile sözleşme imzaladığını, 20 19... yıllarına ait kira bedeli olan 11.664.156,90 TL'yi ödememesi nedeniyle borçların ödenmesi, taşınmazların da tahliye edilmesi yönünde gönderilen ihtarname üzerine kiracının Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/392 Esas sayılı dosyasıyla kira ödemelerinin Haziran-Temmuz 2020 tarihine karar ertelenmesi talebiyle dava açtığını, bu davada mahkemenin 21.04.2020 tarihinde tensiben teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin durdurulmasına ve kiracının kiralanan arazide faaliyetine devam etmesine karar verildiğini, söz konusu ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini ancak Mahkemenin itirazın duruşmada değerlendirilmesine karar verdiğini, bunun yaratacağı gecikmenin zarara sebep olacağını defaten dile getirerek itirazlarının değerlendirilmesi için talepte bulunmalarına rağmen işlem yapılmadığını, tedbir kararının nihayet 13.10.2020 tarihinde kaldırıldığını, hemen akabinde kiracı hakkında icra takipleri başlatıldıysa da bu süreçte borçlu üzerinde hiçbir mal varlığı kalmadığı için müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesince 7226 sayılı Kanun'un Geçici 2. maddesindeki 01.03.2020-30.06.2020 tarihleri arasındaki kira bedeli ödenmemesinin sözleşmenin feshi ve tahliye nedeni olamayacağına ilişkin düzenlemesine dayanarak ihtiyati tedbir kararı verdiğini, oysa taraflar arasındaki uyuşmazlığın 2019 yılına ait muaccel kira bedellerinden kaynaklandığını ve çatılı iş yeri kirasının söz konusu olmadığını, bu nedenle anılan düzenlemenin somut olayda uygulanabilirliği yokken hâkimin açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı şekilde verdiği karar ve hakkın yerine getirilmesinden kaçınması nedeniyle müvekkilinin ağır şekilde zarara uğradığını, hukuka aykırı verilen ihtiyati tedbir kararı, bu karara itirazların incelenmemesi, üst kanun yoluna başvuru hakkının engellenmesi, amacı dışında verilen tedbir kararı nedeniyle müvekkilinin hapis hakkını kullanmasına engel olunması şeklinde gerçekleşen eylemlerle borçlunun mal kaçırılmasına zemin hazırlandığını, bu nedenlerle oluşan zarardan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 46. maddesi gereği Devletin sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak niteliğindeki 100.000,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı
5. Davalı ... Hazinesi vekili cevap dilekçesinde; somut olayda yargısal faaliyetten dolayı Devletin sorumluluğuna ilişkin koşulların oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Özel Daire Kararı
6. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 23.11.2022 tarihli ve 2022/5 Esas, 2022/23 Karar sayılı kararı ile; "…Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.07.2011 gün ve 2011/4 Esas 2011/4 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Hâkimlerin görevlerini yaparken yargısal faaliyetleri sebebiyle, kasıtla veya ağır ihmalle kanuna açıkça aykırı karar vermiş olmaları durumunda, vermiş oldukları zararlar için HMK'nun 46. maddesinde sayılan hallerde Maliye ve Hazine Bakanlığına karşı tazminat davası açılabilir. Bu davanın açılmasına dayanak olan hükümler, Hâkimin vicdani kanaatindeki bağımsızlığını, yargı erkinin herhangi bir etki altında kalmamasını ve adalete güven duygusunun sarsılmamasını temin amacıyla Yasa’ya konulmuştur.
T.C. Anayasasının 138/1-2. maddesi gereğince; “Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” Hâkimlerin Anayasa güvencesi altına alınan bağımsızlığı, ilke olarak yargı fonksiyonunun ifa edilmesi dolayısıyladır. Yargı yetkisinin özellikleri, hâkimlerin kişisel sorumluluğunda, özel bir sorumluluk düzeninin uygulanmasını zorunlu kılmıştır. Zira yargı görevinin bağımsızlık ve tarafsızlık içinde aksatılmadan yerine getirilmesi esastır. Gerçekten, hâkimlerin diğer devlet memurlarının tâbi bulundukları sorumluluk esaslarına bağlanmaları, yaptıkları her işlemin, aleyhlerine bir tazminat davasına yol açabileceğini düşünmelerine ve bunun sonucu olarak şüphe ve tereddüt içinde kalmalarına yol açabilir.
Tabiidir ki; adaletin gerçekleşmesi, hâkim hakkında sorumsuzluk müessesesinin kabulünü gerektirmez. Ancak, hâkimin hukuki sorumluluk halleri benimsenirken, yargısal faaliyetten ibaret olan esas görevinin aksatılmamasına büyük özen gösterilmesi zorunludur. Gelişigüzel bir sorumluluk sisteminin benimsenmesi, hâkimin bağımsızlığını ve tarafsızlığını tehlikeye düşürebilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46/1. maddesinde; Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği vurgulandıktan sonra, dava sebepleri; a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması,
b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması,
c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması,
ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması,
d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması,
e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması şeklinde tahdidi olarak gösterilmiştir.
Somut olayın incelenmesinde; Ankara 10. SHM 'nin 2020/392 E. Sayılı dosyasında davacı kiraya verene karşı dava dışı firma tarafından kira ilişkisine dayalı, covid-19 salgını sebepli olarak açılan muarazanın önlenmesi davasında davacı aleyhine verilen ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan itirazın incelenmesi ile bu incelenme sonucunda verilen karar nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi istemli davada davacının dava sebebi olarak gösterdiği ilgili mahkeme kararları, hakim işlemleri, eylem ve olaylar, HMK'nın 46. maddesinde sayılan hakim sorumluluğunu gerektiren eylemlerden ve olaylardan değildir.
Anılan bu yasal düzenlemeler ve mevcut olgular karşısında; ihbar olunan hâkimin kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı, sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı, farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm vermiş olduğunu, duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak, duruşma tutanakları ile hüküm veya kararları değiştirmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözü hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi göstermiş ve buna dayanılarak hüküm vermiş olduğunu, hakkın yerine getirilmesinden kaçınmış olduğunu, kasıtlı hareketle veya ağır ihmal sonucu, yasaya ve adalete aykırı karar verdiğini veya memuriyet görevini savsadığını kabule yeterli delil bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hatalı olduğu ileri sürülen yargısal işlemlerde, devletin sorumluluğu ve hakime rücuyu gerektirir herhangi bir somut delil davacı tarafça ortaya konulamamıştır. Sınırlı ve sayılı hukuki sorumluluk nedenlerinden hiçbirisi eldeki davada mevcut değildir. ...nun 46 ve devamı maddesindeki şartların hiç birisi oluşmamıştır…" şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın Temyizi
7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. GEREKÇE
8. Dava, HMK'nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
9. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Anılan maddede “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:
a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.
ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması.
d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması.
e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması.” düzenlemesi bulunmaktadır.
10. Somut olayda HMK'nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından Özel Dairece davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
11. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.
III. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
İlgili Kanun Maddeleri
Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?
Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.