2023/455 E. · 2024/191 K.
Suça konu kaçak alkollü içkilerin hukuka uygun yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi
2023/80 Esas · 2025/208 Karar
Sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu yoksa kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu oluşturduğunun, bu bağlamda sanığa isnat edilen uyuşturucu madde suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesi
YARGITAY
Süreç kaydındaki diğer halkalar: Ağır Ceza · İstinaf (BAM)
“İlk Derece Mahkemesi ile Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu yoksa kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu oluşturduğunun, bu bağlamda sanığa isnat edilen uyuşturucu madde suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.”
Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 10 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.
“İlk Derece Mahkemesi ile Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu yoksa kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu oluşturduğunun, bu bağlamda sanığa isnat edilen uyuşturucu madde suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.”
“İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir.”
“Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357).”
“Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.”
“Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Herşeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı).”
“Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).”
“Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Öte yandan, uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu yoksa uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu oluşturduğunun tespitinde belirgin rol oynayan husus bulundurmanın amacıdır. Ceza Genel Kurulunun 06.03.2012 tarihli ve 387-75, 20.02.2018 tarihli ve 10-57, 22.11.2018 tarihli ve 723-562 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında da belirtildiği üzere, uyuşturucu madde bulundurmanın, hangi maksada matuf olduğunun belirlenmesinde; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etme hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediği, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimi, bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktarı gibi kriterler her somut olayda nazara alınarak suç vasfı tayin edilmelidir.”
“Somut Olayda Hukuki Nitelendirme”
“Uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin yürütülen çalışmalar kapsamında, muhbir ile yapılan görüşme ve kolluk tarafından gerçekleştirilen araştırmalar neticesinde; sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığı ve inceleme dışı sanık ...'den bu amaçla tablet satın alacağı tespit edilmiştir. Tanık olarak dinlenen tutanak düzenleyicilerince doğrulanan olay tutanağında; inceleme dışı sanık ... ile buluşup adı geçenden suç konusu tabletleri satın alan sanığın, kendisini başka bir sokakta bekleyen inceleme dışı sanıklar ... ve ...'ın yanına giderek suç konusu tabletleri inceleme dışı sanık ...'a teslim ettiği belirtilmiştir. İnceleme dışı sanık ...'ın kullandığı telefonun rehberinde sanığın kullandığı 05** *** ** ** numaralı hat, uyuşturucu maddelerden amfetamini çağrıştıran "C Vitamini" ibaresiyle kayıtlıdır. Adı geçen inceleme dışı sanığın 23.01.2019 tarihinde gerçekleştirdiği Whatssap yazışmalarında; "Ot yok, küçük bir şey vardı, sabah attık. Sen içmiyorum sk deyince. ... ile konuşur musun 26 tane için, ne kadara yapacak?", "26 tane.", "...’den olduğunu bilmesin, anlaşamıyorlar." şeklindeki, sanık ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçu arasında ilgi ve irtibatı gösteren ifadeler yer almaktadır. Her ne kadar sanık tüm aşamalarda; suç konusu tabletleri inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile birlikte kullanmak amacıyla satın aldığını ileri sürmüş ise de adı geçenlerin aşamalardaki savunmalarında; ele geçirilen tabletleri sanık ile birlikte kullanacaklarına dair sanığın bu yöndeki savunmalarını doğrulayan bir beyanda bulunmadıkları anlaşılmaktadır. Hakkındaki uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanarak kesinleşen inceleme dışı sanık ... savumalarında; sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığını ifade etmiştir. Bu açıklamalar karşısında; sanığın suç ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilemeyeceği ve isnat edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği sabittir.”
“Diğer taraftan, sanığın savunmasından ve idrar örneğindeki esrar tespitinden hareket ederek sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğuna ve bu suçtan da sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiğinden, uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin iddianameye konu edilen eylem nedeni ile beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin; somut olayda tek olan eylemin ikiye bölünmesi gibi bir durumun mevcut olmaması, idrar örneğinde esrar kullanıldığına ilişkin tespitin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna delil kabul edilip kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesi, suç konusu otuz adet tabletin satışına ilişkin eylemin ise uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna konu edilerek iddianame düzenlenmesi nedeniyle isabetli olmadığının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.”
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 10. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza
SAYISI : 248-374
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine ilişkin Mersin 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 07.11.2019 tarihli ve 53-458 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince 10.01.2020 tarih ve 4324-48 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Söz konusu hükmün Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 14.06.2021 tarih ve 2317-7484 sayı ile; "Dosya kapsamına göre; ihbar üzerine fiziki takibe alınan sanık ...'in sanık ...'den aldığı uyuşturucu maddeleri, inceleme dışı sanık ...'a vermek suretiyle uyuşturucu madde ticareti suçuna aracılık ettiği anlaşıldığından, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği sabit olduğu hâlde, mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesince 02.11.2021 tarih ve 248-374 sayı ile; "...Sanığın kastının ... ve ... ile birlikte kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın almak olduğu, zaten bu bu amaç için evden çıktıkları, her ne kadar olay anında ...'a satın aldığı uyuşturucuyu vermiş ise de kendisinin de kullanacağı bir uyuşturucu madde için 'aracılık etme ve temin' şartının oluşmayacağı, dosya kapsamında sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına ilişkin başka bir delil de elde edilemediği anlaşıldığından, sanığın eyleminin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu yönünde Mahkememizce tam bir vicdani kanaate varılmakla, her ne kadar hakkında bu suçtan hüküm tesisi gerekmekte ise de, sanığın söz konusu eylemi nedeniyle dosyanın tefrik edilerek uyuşturucu madde kullanma suçundan Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/10819 soruşturma numaralı dosyasında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği anlaşıldığından, sanığın CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekmiş," gerekçesiyle bozma kararına direnilerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar verilmiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2022 tarihli ve 162439 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 12.12.2022 tarih ve 14744-13078 sayı ile direnme kararının yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
İnceleme dışı sanıklar ... ... ve ... ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen beraat hükümleri kanun yoluna başvurulmaksızın, inceleme dışı sanık ... ...hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ise Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme; sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen beraat hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi ile Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu yoksa kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu oluşturduğunun, bu bağlamda sanığa isnat edilen uyuşturucu madde suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
25.01.2019 tarihli muhbir görüşme tutanağı ile aynı tarihli fiziki takip ve yakalama tutanağına göre; Mersin İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Amirliği görevlilerince, uyuşturucu madde ticareti yapan şahısların tespitine ve yakalanmasına yönelik yapılan çalışmalar kapsamında muhbir ile 25.01.2019 tarihinde yapılan görüşmede; açık kimlik bilgilerini bilmediği ... adlı şahsın, bir erkek ve bayan ile birlikte Kushimoto Sokağı ve çevresinde ekstazi sattığı, adı geçenin 25.01.2019 tarihinde PTT Güvenevler Şubesi yakınlarında buluşacağı ... adlı bir şahıstan, satmak amacıyla ekstazi alacağı bilgilerinin elde edildiği, bunun üzerine konu hakkında yapılan araştırmalar neticesinde; ... isimli şahsın sanık ..., adı geçen ile birlikte uyuşturucu madde sattığı değerlendirilen kişilerin, aynı evde ikamet eden inceleme dışı sanıklar ... ile ..., ... isimli şahsın ise inceleme dışı sanık ... olduğunun tespit edildiği, görevlilerce aynı gün saat 17.30 sıralarında Kushimoto Sokağı, GMK Bulvarı İş Bankası Şubesi ve PTT Güvenevler Şubesi çevrelerinde tertibat alındığı, saat 19.10 sıralarında sanığın Kushimoto Sokağından merkez ilçe Mezitli istikametine doğru yürüdüğünün görülmesi üzerine takip edilmeye başlandığı, bir süre sonra 1904 Sokağa girip biraz ilerideki ... Döner adlı iş yerinin yakınlarında duran sanığın yanına inceleme dışı sanıklar ... ve ...’ın geldiği, ardından hep birlikte 1911 Sokak istikametine doğru yürümeye başladıkları, söz konusu sokağın girişine yaklaştıklarında sanığın, inceleme dışı sanıkların yanından ayrılıp PTT Güvenevler Şubesine doğru ilerlediği, inceleme dışı sanıkların ise söz konusu sokağın girişinde beklemeye başladıkları, bir süre sonra PTT Güvenevler Şubesi önüne gelen sanığın, burada beklemekte olan inceleme dışı sanık ... ile buluştuğu, 1906 Sokak istikametine doğru yürümeye başlayan sanık ile inceleme dışı sanık ...’nin, anılan sokağa giriş yaptıktan sonra takip edildiklerini fark etmeleri üzerine, birbirlerinden uzaklaşıp ayrı yönlere doğru ilerledikleri, bu esnada 1911 Sokak girişinde beklemekte olan inceleme dışı sanıklar ... ile ...’ın ise 1902 Sokak yönüne doğru yürüyüp söz konusu sokağı geçtikten sonra, 1. Cadde üzerinde beklemeye başladıkları, farklı istikametlere giden sanık ile inceleme dışı sanık ...’nin belli bir süre sonra 1. Cadde üzerindeki bankamatiklerin önünde tekrar bir araya geldikleri ve birlikte 1918 Sokak yönüne doğru yürümeye başladıkları, cadde üzerinde ilerledikleri sırada sanığın cebinden çıkardığı parayı inceleme dışı sanığa verdiği, 1918 Sokağa giriş yapıp sokak üzerinde yürüdükleri esnada inceleme dışı sanığın cebinden çıkarmış olduğu bir şeyi sanığa verdiği, ardından sanığın 1. Cadde, inceleme dışı sanığın ise 20. Cadde istikametine doğru ilerlediği, taraflar arasındaki uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştirildiğini değerlendiren görevlilerin iki gruba ayrılıp fiziki takip faaliyetine devam ettikleri, bu kapsamda 20. Caddeye giriş yapan inceleme dışı sanık ...'nin yanına yaklaşılıp polis tanıtma kartlarının gösterildiği, inceleme dışı sanığın; "Ben bir şey yapmadım." dedikten sonra koşmaya başladığı, yaşanan kovalamaca esnasında telefonu ile arama gerçekleştiren inceleme dışı sanığın; "Polis beni yakaladı." deyip telefonu yere attığı, bir süre sonra inceleme dışı sanığın görevlilerce yakalandığı, yapılan üst yoklamasında 05** *** ** ** numaralı hattın takılı olduğu Samsung marka cep telefonu ile 5 adet 100 TL, 2 adet 20 TL ve 5 adet 10 TL olmak üzere toplam 590 TL'nin ele geçirildiği, görevlilerce çevrede yapılan araştırma neticesinde inceleme dışı sanığın kaçarken yere attığı 05** *** ** ** numaralı hattın takılı olduğu Samsung marka cep telefonu bulunarak muhafaza altına alındığı,
İnceleme dışı sanık ...’nin yanından ayrılıp 1. Cadde istikametine doğru yürüyen sanığın sırasıyla 1. Caddeyi, 1902 Sokağı ve 1911 Sokağı geçtikten sonra, 1904 Sokak üzerinde kendisini beklemekte olan inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile buluştuğu, görevlilerce sanık ile inceleme dışı sanıkların yanına yaklaşıldığı esnada, sanığın cebinden çıkardığı bir maddeyi inceleme dışı sanık ...'a verdikten sonra "Koş." diye bağırdığı, koşmaya başlayan inceleme dışı sanığın kısa bir süre sonra görevlilerce yakalandığı, üzerinde suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda adı geçenin, cebinden çıkardığı bir adet metal sakız kutusunu teslim ettiği, üzerinde "VIVIDENT XYLIT" ibaresi yazan kutunun içi görevlilerce kontrol edildiğinde toplam 30 adet suç konusu tabletin ele geçirildiği, tabletler muhafaza altına alındıktan sonra inceleme dışı sanığın yapılan üst yoklamasında; 05** *** ** ** numaralı hattın takılı olduğu Samsung marka cep telefonu ile 2 adet 50 TL, 1 adet 20 TL ve 2 adet 5 TL olmak üzere toplam 130 TL'nin ele geçirildiği, sanık ile inceleme dışı sanık ...’ın yakalanması amacıyla görevlilerce çevrede yapılan araştırmalar sonucunda; inceleme dışı sanığın saat 20.30 sıralarında ... Mahallesi, ... Sokak üzerindeki kafeteryanın önünde, sanığın ise saat 20.45 sıralarında ... Mahallesi, ... Bulvarı üzerinde yakalandığı, görevlilerce yapılan üst yoklamaları neticesinde; sanığın üzerindeki 05** *** ** ** numaralı hattın takılı olduğu LG marka cep telefonu ile 1 adet 100 TL ve 4 adet 20 TL olmak üzere toplam 180 TL'nin, inceleme dışı sanığın üzerindeki 05** *** ** ** numaralı hattın takılı olduğu General Mobil marka cep telefonu ile 1 adet 20 TL ve 1 adet 10 TL olmak üzere toplam 30 TL'nin ele geçirildiği, gerçekleştirilen işlemler hakkında bilgilendirilen Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine sanık ile inceleme dışı sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan işlem yapıldığı,
Adana Kriminal Polis Laboratuvarının 11.02.2019 tarihli raporuna göre; ele geçirilen 30 adet tabletin ekstazi olarak bilinen ve bir amfetamin türevi olan MDMA etken maddesi içerdiği, tabletlerin içerdiği toplam MDMA miktarının 0,814 gram olduğu,
Mersin Toros Devlet Hastanesinin 01.02.2019 tarihli uzmanlık raporunda; sanık ile inceleme dışı sanıklar ... ve ...'ın idrar örneğinde esrar, inceleme dışı sanık ...'nin idrar örneğinde ise esrar, amfetamin ve metamfetamin tespit edildiğinin belirtildiği,
Kolluk tarafından düzenlenen 27.01.2019 tarihli telefon inceleme tutanağına göre; inceleme dışı sanık ...'ın kullandığı telefonun rehberinde; sanığın kullandığı 05** *** ** ** numaralı hattın "C Vitamini" şeklinde kayıtlı olduğu,
Dosya içindeki belgelere göre; inceleme dışı sanık ...'ın, 05** *** ** ** numaralı hattı kullanan bir bayan ile 23.01.2019 tarihinde Whatssap üzerinden gerçekleştirdiği yazışmaların; Karşı taraf: "Napıyorsun?", ...: "Sıra bekliyorum.", Karşı taraf: "....", ...: "Ot yok, küçük bir şey vardı, sabah attık. Sen içmiyorum sk deyince. ... ile konuşur musun 26 tane için, ne kadara yapacak?", Karşı taraf: "Bir kapak bıraksaydınız keşke, karnımın ağrısı geçerdi. Kökünü kurutmak gerekiyor mu?", ...: "Zaten o kadar yoktu, dün kuruttuk. Kökü bende değil zaten, bildiğin üzere.", Karşı taraf: "Akşama dedim. Ne zamana dedi?", ...: "İyi demişsin.", Karşı taraf: "Kime?", ...: "... da.", Karşı taraf: "26 tane.", ...: "...’den olduğunu bilmesin, anlaşamıyorlar.", Karşı taraf: "...yla işim yok zaten, üstüne kâr koymak için sordum.", ...: "Biliyorum, zaten 780 ediyor, 30’dan, o kadar verecekler." şeklinde olduğu,
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca 01.03.2019 tarih ve 4902-792 sayı ile; sanık ile inceleme dışı sanıklar hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayırma kararı verildiği,
Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden alınan güncel adli sicil kaydına göre; Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca 05.03.2019 tarih ve 10819-236 sayı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
İnceleme dışı sanık ... ...aşamalarda; ekstazi kullandığını, söz konusu maddeyi açık kimlik bilgilerini bilmediği kişilerden satın aldığını, inceleme dışı sanıklar ... ile ...'ı tanımadığını, sanığı ise tanıdığını, sanık ile olay tarihinden yaklaşık iki hafta önce bir parkta tanıştığını, uyuşturucu madde kullandığını anlayan sanığın kendisi ile iletişime geçip "Uyuşturucu madde lazım olursa temin edebilirim." dediğini, olay tarihinde sanıktan uyuşturucu madde satın almak için saat 19.30 sıralarında söz konusu parka gittiğini, burada göremediği sanığı aramak için ara sokaklarda dolaşmaya başladığını, bir süre sonra sanığı yanındaki birkaç genç ile birlikte bir kaldırımın üzerinde gördüğünü, sanığın el sallayıp "Peşimden gel." demesi üzerine, arkasından yürümeye başladığını, açık adresini bilmediği bir yerde durduklarında sanığın; "Hap ihtiyacın var mı?" dediğini, "Dört tane hapa ihtiyacım var." şeklinde cevap vermesi üzerine sanığın bir naylon içindeki hapları gösterdiğini, söz konusu tabletleri inceleyip "Ben bu hapları daha önce kullandım, bunlar iyi değil, mavi olanlardan dört tane istiyorum." dediğinde sanığın 100 TL talep ettiğini, parayı verdiğinde sanığın; "Git, ... Sitesi önünde bekle." dediğini, anılan yere gidip beklemeye başladığını, belli bir zaman geçip sanığın gelmemesi üzerine sanığa telefon açtığını, çağrıya cevap veren sanığın bankamatiklerin önünde olduğunu belirttiğini, söz konusu yere gittiğinde sanığın; "Senin istediğin mavi haplardan yok." dediğini, bunun üzerine sanıktan verdiği 100 TL'yi geri istediğini, parayı aldıktan sonra sanığın yanından ayrıldığını, sokak üzerinde yürüdüğü sırada polislerce durdurulmak istendiğinde panikleyip koşmaya başladığını, ancak bir süre sonra görevlilerce yakalandığını, sanığa uyuşturucu madde satmadığını, aksine sanıktan uyuşturucu madde aldığını,
İnceleme dışı sanık ... ... aşamalarda; inceleme dışı sanık ... ile birlikte aynı evde kaldıklarını, esrar kullandığını, sanığı tanıdığını, sanığın uyuşturucu madde kullandığını, ancak uyuşturucu madde ticareti yapıp yapmadığını bilmediğini, inceleme dışı sanık ...’yi tanımadığını, olay tarihinde işten çıkıp eve gittiğinde inceleme dışı sanık ... ve sanık ile karşılaştığını, bir süre evde sohbet ettikten sonra dolaşmak amacıyla hep birlikte dışarı çıktıklarını, ... Sitesinin karşısındaki postanenin önüne geldiklerinde sanığın yanlarından ayrılıp burada bekleyen bir şahıs ile buluştuğunu, ardından sanık ile söz konusu şahsın birlikte yürüyüp uzaklaştıklarını, inceleme dışı sanık ... ile birlikte sanığı beklemeye başladıklarını, belli bir zaman geçmesine rağmen sanığın geri gelmemesi üzerine, inceleme dışı sanık ...'ın sanığa telefon açtığını, çağrıya cevap veren sanığın postanenin önünde geleceğini söylediğini, inceleme dışı sanık ile birlikte söz konusu yere gittiklerini, kısa bir süre sonra yanlarına gelen sanığın metal bir sakız kutusunu ve kendisinden aldığı cep telefonunu verip "Koş." diye bağırdığını, ne olduğunu anlamadığı için koşmaya başladığını, kısa bir süre sonra polisleri görüp durduğunu, üzerinde suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda montunun cebinden çıkardığı sakız kutusunu görevlilere teslim ettiğini, ele geçirilen suç konusu tabletlerin sanığa ait olduğunu, sanığın söz konusu maddeleri eline tutuşturduğunu, olay tarihinde dolaşmak amacıyla dışarı çıktıklarını, kesinlikle uyuşturucu madde satın almak gibi bir niyetlerinin olmadığını,
İnceleme dışı sanık ... ... aşamalarda; esrar kullandığını, söz konusu maddeyi genelde arkadaş ortamında içtiğini, birkaç kez de ekstazi kullandığını, inceleme dışı sanık ... ile birlikte aynı evde kaldıklarını, sanığı tanıdığını, inceleme dışı sanık ...'yi ise tanımadığını, olay günü sanık ve inceleme dışı sanık ... ile birlikte birkaç bardak şarap içtikten sonra dolaşmak amacıyla dışarı çıktıklarını, ... Sitesinin karşısındaki postanenin önüne geldiklerinde sanığın hiçbir söylemeden yanlarından ayrılıp uzaklaştığını, belli bir süre geçmesine rağmen sanığın geri gelmediğini, bunun üzerine sanığa telefon açtığını, çağrıya cevap veren sanığın postanenin önüne geleceğini söylediğini, inceleme dışı sanık ile birlikte söz konusu yere gittiklerini, kısa bir süre sanığın yanlarına geldiğini, ardından inceleme dışı sanık ...'ın yanlarından ayrılıp gittiğini, sanığın adı geçene "Koş." dediğini duymadığını, ele geçirilen suç konusu tabletler ile herhangi bir irtibatının bulunmadığını, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapmadığını,
Tutanak düzenleyici tanıklar ... ve ... mahkemede; altında imzaları bulunan fiziki takip ve yakalama tutanağının doğru olduğunu, olay günü muhbirden uyuşturucu madde alışverişi yapılacağına dair bilgi elde edildiğini, söz konusu bilgide belirtilen sokağa gidip çevrede gerekli tertibatı aldıklarını, gerçekleştirdikleri fiziki takip neticesinde; sanığın para karşılığında inceleme dışı sanık ...'den aldığı suç konusu tabletleri, kendisini başka bir sokakta bekleyen inceleme dışı sanık ...'a verdiğini ve ardından inceleme dışı sanık ...'ın koşmaya başladığını tespit ettiklerini,
İfade etmişlerdir.
Sanık aşamalarda; çalışmadığını, esrar ve ekstazi kullandığını, inceleme dışı sanıklar ... ve ...'ın arkadaşları olduğunu, adı geçenlerin de esrar ve ekstazi kullandığını, bazen inceleme dışı sanıklar ile birlikte evde ya da dışarıda uyuşturucu madde içtiklerini, inceleme dışı sanık ...'yi tanımadığını, kimseye uyuşturucu madde temin etmediğini, muhbirin yaptığı açıklamaları kabul etmediğini, olay tarihinde inceleme dışı sanık ... ile birlikte adı geçenin ikametinde şarap içtiklerini, bu sırada inceleme dışı sanık ...'ın geldiğini, alkol kullanmayan inceleme dışı sanık ...'ın; "Başka bir şey alalım, takılalım." dediğini, kendisinin olumlu cevap vermesi üzerine yanında parası olmayan inceleme dışı sanık ...'ın para bulmak için dışarı çıktığını ve yaklaşık yarım saat sonra temin ettiği para ile geri geldiğini, inceleme dışı sanık ...'a; "Benim hap aldığım ... isminde bir arkadaşım var. Ondan alabiliriz." dediğini, söz konusu kişiye "Var mı?" şeklinde mesaj gönderdiğini, bahsi geçen şahsın da; "Bende yok ama bir arkadaşımda var, onu yönlendirebilirim." biçiminde cevap verdiğini, inceleme dışı sanık ...'ın da onayı aldıktan sonra, hep birlikte tablet almak amacıyla evden çıktıklarını, Kushimoto Sokağında yürüdükleri sırada birkaç kez telefon ile kendisini arayan ...'ın; "Hap alacağınız kişinin kontörü yok, sizi şalgamcının önünde bekliyor." dediğini, bunun üzerine inceleme dışı sanıklar ile birlikte söz konusu yere gidip beklemeye başladıklarını, bir süre sonra yolun karşı tarafındaki inceleme dışı sanık ...'nin kendisine bakarak başını salladığını, cep telefonunda hesap makinesi uygulaması olmadığı için satın alacakları tabletlere ödeyecekleri miktarı belirleyebilmek amacıyla inceleme dışı sanık ...’ın cep telefonunu alıp inceleme dışı sanık ...'nin yanına gittiğini, telefon ile kaç tableti ne kadar fiyata alabileceklerini hesapladığı sırada, inceleme dışı sanık ...'nin fazla miktardaki suç konusu tableti avucunun içine bırakıp "Geliyorum." dedikten sonra yanından uzaklaştığını, kısa bir süre sonra telefonuna tanımadığı bir numaradan arama geldiğini, çağrıya cevap verdiğinde karşı taraftaki şahsın; "... Sitesinin önündeki bankamatiğin önüne gel." dediğini, söz konusu yere gittikten kısa bir süre sonra inceleme dışı sanık ...'nin geldiğini, adı geçene 530 ya da 630 TL verdiğini, miktarı tam hatırlamadığını, birlikte bir süre yürüdükten sonra inceleme dışı sanığın yanından ayrılıp uzaklaştığını, kendisinin de inceleme dışı sanıklar ... ile ...'ın yanına geri geldiğini, inceleme dışı sanık ...'a cep telefonunu ve satın aldığı suç konusu tabletleri verdiğini, adı geçenden tabletleri eve ya da başka bir yere koyması amacıyla yanlarından ayrılıp gitmesini istediğini, söz konusu maddeleri yalnızca inceleme dışı sanık ... kullansın diye vermediğini, alkollü olduğu için inceleme dışı sanık ...'a "Koş." diye bir uyarıda bulunup bulunmadığını hatırlamadığını, ancak buna benzer bir kelime kullanmış olabileceğini, suç konusu tabletleri satın almak için inceleme dışı sanık ...'ın 400 TL verdiğini, kalan kısmını ise kendisinin tamamladığını, inceleme dışı sanık ...’ın herhangi bir para vermediğini, adı geçenin ödeyeceği miktarı da inceleme dışı sanık ...'ın verdiğini, hep birlikte ele geçirilen suç konusu tabletleri kullanacaklarını, ancak içemeden yakalandıklarını, sakız kutusunu inceleme dışı sanıklar ... ile ...'ın birlikte kaldıkları evden aldığını, söz konusu kutuyu suç konusu tabletleri koymak amacıyla kullandığını savunmuştur.
IV. GEREKÇE
A.İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler
Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.
Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir.
Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357).
Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.
Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Herşeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı).
Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).
Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.
Öte yandan, uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu yoksa uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu oluşturduğunun tespitinde belirgin rol oynayan husus bulundurmanın amacıdır.
Ceza Genel Kurulunun 06.03.2012 tarihli ve 387-75, 20.02.2018 tarihli ve 10-57, 22.11.2018 tarihli ve 723-562 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında da belirtildiği üzere, uyuşturucu madde bulundurmanın, hangi maksada matuf olduğunun belirlenmesinde; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etme hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediği, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimi, bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktarı gibi kriterler her somut olayda nazara alınarak suç vasfı tayin edilmelidir.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin yürütülen çalışmalar kapsamında, muhbir ile yapılan görüşme ve kolluk tarafından gerçekleştirilen araştırmalar neticesinde; sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığı ve inceleme dışı sanık ...'den bu amaçla tablet satın alacağı tespit edilmiştir. Tanık olarak dinlenen tutanak düzenleyicilerince doğrulanan olay tutanağında; inceleme dışı sanık ... ile buluşup adı geçenden suç konusu tabletleri satın alan sanığın, kendisini başka bir sokakta bekleyen inceleme dışı sanıklar ... ve ...'ın yanına giderek suç konusu tabletleri inceleme dışı sanık ...'a teslim ettiği belirtilmiştir. İnceleme dışı sanık ...'ın kullandığı telefonun rehberinde sanığın kullandığı 05** *** ** ** numaralı hat, uyuşturucu maddelerden amfetamini çağrıştıran "C Vitamini" ibaresiyle kayıtlıdır. Adı geçen inceleme dışı sanığın 23.01.2019 tarihinde gerçekleştirdiği Whatssap yazışmalarında; "Ot yok, küçük bir şey vardı, sabah attık. Sen içmiyorum sk deyince. ... ile konuşur musun 26 tane için, ne kadara yapacak?", "26 tane.", "...’den olduğunu bilmesin, anlaşamıyorlar." şeklindeki, sanık ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçu arasında ilgi ve irtibatı gösteren ifadeler yer almaktadır. Her ne kadar sanık tüm aşamalarda; suç konusu tabletleri inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile birlikte kullanmak amacıyla satın aldığını ileri sürmüş ise de adı geçenlerin aşamalardaki savunmalarında; ele geçirilen tabletleri sanık ile birlikte kullanacaklarına dair sanığın bu yöndeki savunmalarını doğrulayan bir beyanda bulunmadıkları anlaşılmaktadır. Hakkındaki uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanarak kesinleşen inceleme dışı sanık ... savumalarında; sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığını ifade etmiştir. Bu açıklamalar karşısında; sanığın suç ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilemeyeceği ve isnat edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği sabittir.
Diğer taraftan, sanığın savunmasından ve idrar örneğindeki esrar tespitinden hareket ederek sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğuna ve bu suçtan da sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiğinden, uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin iddianameye konu edilen eylem nedeni ile beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin; somut olayda tek olan eylemin ikiye bölünmesi gibi bir durumun mevcut olmaması, idrar örneğinde esrar kullanıldığına ilişkin tespitin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna delil kabul edilip kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesi, suç konusu otuz adet tabletin satışına ilişkin eylemin ise uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna konu edilerek iddianame düzenlenmesi nedeniyle isabetli olmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1-Mersin 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.11.2021 tarihli ve 248-374 sayılı direnme kararına konu hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2025 tarihli müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.
Suça konu kaçak alkollü içkilerin hukuka uygun yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi
Sanığa isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesi