Ceza Genel KuruluRED
T.C. YARGITAY

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

2023/186 Esas · 2025/541 Karar

Kelime ve Kanun Dizini

Yargıtay Karar Künyesi

Yargı MerciiYargıtay Ceza Genel Kurulu
Esas Numarası2023/186
Karar Numarası2025/541
Karar Tarihi26 Kasım 2025
Hüküm TürüRED

Dava Konusu ve Uyuşmazlık

İddianamede sanıklar hakkında uygulanması istenen türk ceza kanunu'nın 110. maddesinin, sanıklara ek savunma hakkı verilmeden uygulanmamasının, CMK'nın 226. maddesine aykırılık oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi

Yargılama Aşamaları Haritası

  1. 1. Aşama · bu karar

    YARGITAY

    RED

Süreç kaydındaki diğer halkalar: Asliye Ceza

Mahkemesi
Asliye Ceza
Sayısı
157-762
Hüküm kalemleri (2)
  • 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
  • 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 26.11.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Karardan Alıntı (Uyuşmazlık Tanımı)
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; iddianamede sanıklar hakkında uygulanması istenen TCK'nın 110. maddesinin, sanıklara ek savunma hakkı verilmeden uygulanmamasının, CMK'nın 226. maddesine aykırılık oluşturup oluşturmadığının belirlenmesine ilişkindir.
* Bu metin doğrudan karar tutanağından alıntılanmış olup, mahkemenin uyuşmazlığa ilişkin tespitini içerir.

Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları

Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 9 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.

Gerekçe Pasajı 1338 karakter
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; iddianamede sanıklar hakkında uygulanması istenen TCK'nın 110. maddesinin, sanıklara ek savunma hakkı verilmeden uygulanmamasının, CMK'nın 226. maddesine aykırılık oluşturup oluşturmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Gerekçe Pasajı 6920 karakter
Diğer taraftan, yargılamanın esas itibarıyla, iddia (tez)- savunma (antitez)- yargı/hüküm (sentez) diyalektiğinin inşasından ibaret olduğu bilinen bir gerçekliktir. Bu denklemde adil bir sonuca/senteze ulaşmanın zorunlu koşullarından biri de silahların eşitliği ilkesi ile teminat altına alınmış savunma ve makamının varlığıdır. Aksi hâlde iddia (tez), doğrudan çürütülemez bir hükme/senteze dönüşür. (Sami Selçuk, Suç Yargılama Süreci Hukuku İmge s.468,469). Kamu adına dava açma görevini üstlenen Cumhuriyet savcısı (CMK m.170/1,2), düzenlediği iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayları mevcut delillerle ilişkilendirerek açıklamak ve "yüklenen suçu ve uygulanmasını istediği kanun maddelerini" göstermek zorundadır (CMK m.170/3-h,4). Böylece iddianame yargılamanın sınırlarını da belirlemiş olur. Çünkü; hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilecektir (CMK m. 225/1).
Gerekçe Pasajı 71160 karakter
Savunma makamı, hakkındaki isnadı iddianameden öğrenir ve savunmasını bu çerçevede yapar. Yargılama sürecinde sanık, fiile ilişkin maddi savunma yönünden "hakkındaki isnadı öğrenme" sorunu ile karşılaşmaz ise de mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı olmayacağından (CMK m.225/2), sabit olduğunu kabul ettiği fiilin, nitelik itibarıyla bir başka suçu oluşturduğu düşüncesinde ise hukuki savunma bakımından dezavantajlı bir duruma düşebilir. Keza iddia makamı da bu süreçte suç vasfının değiştiğini ileri sürebilir. İşte bu ihtimali değerlendiren kanun vazıı, çelişmeli yargılamanın gereği olarak sanığın hakkındaki hukuki isnadı da öğrenmesinin zaruretini belirterek CMK'nın 226. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; "Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır." hükmünü getirmiştir.
Gerekçe Pasajı 81215 karakter
Bu düzenleme ile sanığın hukuki savunmasını yapma bakımından da dezavantajlı bir konumda olmasının önüne geçilmek istendiği açıktır. Hükmün uygulanması bakımından suç vasfının lehe ya da aleyhe değişmesinin bir önemi bulunmamaktadır (CGK 21.6.2011 tarihli ve 261-141 sayılı). Bu hâllerde sanığa, ek savunmasını hazırlamak için de gerekli zaman ve imkânın sağlanması icap eder (CMK m. 226/3). Keza, normun sarahati nazara alındığında, cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması durumunda da sanığa ek savunma imkânı tanınması gerektiğinde kuşku yoktur. Ancak iddianamede kanun maddesi gösterilen, bu suretle olgusal temelleri itibarıyla da tartışma ve savunmaya açılan ve fakat yargılama sonunda şartları oluşmadığından uygulanmaması nedeniyle cezanın artırılması sonucunu doğuracak olan hâllerin, "ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkmamış olmak" şartıyla madde kapsamında ek savunma hakkı tanınmayı zorunlu kılan, "cezanın artırılmasını gerektirecek hâller" cümlesinden olarak değerlendirilmemesi gerekir. Aksinin kabulü, maddenin kapsamını amacından inhirafla genişleterek yargılamanın makul sürede bitirilememe riskini sonuçlayacaktır.
Gerekçe Pasajı 91076 karakter
Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanıklar hakkında TCK'nın 110. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması istenilmiş, yapılan yargılama sırasında ek savunma hakkı verilmeyen sanıklara TCK'nın 110. maddesi uygulanmadan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. Görüldüğü üzere, CMK'nın 226. maddesinde öngörüldüğü biçimde suçun hukuki niteliği değişmemiş, etkin pişmanlık hükmünün uygulanmamasını gerektiren bir hâl de ilk kez duruşma sırasında ortaya çıkmamıştır. Kaldı ki sanıklar TCK'nın 110. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünden duruşmanın başından beri savunma yapma imkânına sahip olmuşlardır. Dolayısıyla savunma hakkının sınırlandırılması söz konusu olmayıp iddianamede sanıklar hakkında uygulanması istenen TCK'nın 110. maddesinin, sanıklara ek savunma hakkı verilmeden uygulanmamasının, CMK'nın 226. maddesine aykırılık oluşturmadığı kabul edilmelidir. Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmiştir.

Karar Özeti ve Gerekçe Analizi

Yargıtay, Başsavcılık itirazını reddetmiştir. Hüküm 2 kalemden oluşmaktadır (1 red, 1 tevdi). Gerekçe (karar metninden): “III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; iddianamede sanıklar hakkında uygulanması istenen TCK'nın 110. maddesinin, sanıklara ek savunma hakkı verilmeden uygulanmamasının, CMK'nın 226. maddesine aykırılık oluşturup oluşturmadığının belirlenmesine ilişkindir.”

Kararın Tam Metni

11.020 karakter · metni göster

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza

SAYISI : 157-762

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109/2, 109/3-a-b, 29/1, 62/1, 53/1 ve 54. maddeleri uyarınca 2 yıl 7 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesince 01.12.2015 tarih ve 157-762 sayı ile verilen hükümlerin, sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 07.11.2022 tarih, 1255-15996 sayı ve "Sanık ... ile mağdur ... arasında kız meselesi nedeniyle husumet olduğu tarafların beyanında ileri sürülmüş ise de tüm dosya evrakından anlaşılacağı üzere mağdurun sanıklara yönelik somut bir tahrik unsurunun mevcut olmadığı göz önüne alındığında şartları oluşmadığı hâlde haksız tahrik hükümleri uygulanması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır." açıklamasıyla onanmasına karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 24.11.2022 tarih ve 43331 sayı ile; "...Cumhuriyet savcısının etkin pişmanlık hükümlerinin (TCK m. 110) uygulanması gerektiğini düşündüğü suçta mahkeme, anılan hükmün uygulanmasına karar vermemiştir. Ancak, mahkeme bu değerlendirmesini ortaya koyan hükmünü sanıkların savunmasını alıp, tüm delilleri topladıktan sonra hükmü açıklama aşamasında göstermiş, sanıkların bundan haberi olmamış, savunmalarını haklarında etkin pişmanlık hükmünün uygulanmaması ihtimaline yönelik olarak revize edememiştir. Sanıklar hakkında uygulanması istenen bir indirim hükmünün kendileri aleyhine olacak şekilde uygulanmaması halinde ek savunma hakkı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Dolayısıyla, TCK'nın 110. maddesinin uygulanmama ihtimaline binaen sanıklara ek savunma hakkı tanınması gerektiği halde bu hak tanınmadan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 'Adil yargılanma hakkı' başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 'Hak arama hürriyeti' başlıklı 36. maddesine ve CMK'nın 226. maddesine muhalefet edilerek mahkumiyet hükmü kurulmasının savunma hakkının ihlali olduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 20.03.2023 tarih ve 6115-1470 sayı ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KONUSU

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; iddianamede sanıklar hakkında uygulanması istenen TCK'nın 110. maddesinin, sanıklara ek savunma hakkı verilmeden uygulanmamasının, CMK'nın 226. maddesine aykırılık oluşturup oluşturmadığının belirlenmesine ilişkindir.

IV. OLGULAR

İncelenen dosya kapsamından;

Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2012 tarihli ve 126-58 sayılı iddianamesi ile; sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nın 109/1-3-b, 110, 53... . maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,

10.05.2012 tarihli ilk oturumda sanık ...'ya, 11.09.2012 tarihli üçüncü oturumda sanık ...'a, 15.11.2012 tarihli dördüncü oturumda ise sanık ...'e iddianame okunarak kanuni haklarının hatırlatıldığı, bu doğrultuda sanıkların isnat olunan suç ve sevk maddelerinden haberdar olarak savunmalarını yaptıkları,

15.11.2012 tarihli dördüncü oturumda sanıklar ... ve ...'e, 07.11.2013 tarihli yedinci oturumda ise sanık ...'ya 109/2 ve 109/3-a maddelerinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verildiği,

İddianamede talep edilen suçu işleyen kişilerin, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararları dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakmaları hâlinde cezadan indirim yapılabilmesini öngören TCK'nın 110. maddesinin şartları oluşmadığından bahisle uygulanmadığı ve bu yönde sanıklara ek savunma hakkı verilmediği,

Anlaşılmaktadır.

V. GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar

CMK’nın "Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi" başlıklı 225. maddesi şöyledir;

"(1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.

(2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.".

"Suçun niteliğinin değişmesi" başlıklı 226. maddesi de uygulama tarihi itibarıyla şöyledir;

"1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.

2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.

3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.

4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır.".

TCK’nın "Etkin pişmanlık" başlıklı 110. maddesi ise şöyledir;

"Yukarıdaki maddede tanımlanan suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.".

Savunma hakkı, suç isnadıyla karşı karşıya kalan insan için; en doğal, kutsal ve insani bir haktır. Zira her suç isnadı bir yönüyle doğrudan haysiyetine dokunması cihetiyle insan, fıtratı gereğince ve öncelikle en üstün değerini korumak ihtiyacındadır. Çağdaş yargılama hukuku da bu değere saygı duyulması gereğini ön plana çıkarmakta ve maddi gerçeğe insan onuruna saygı çerçevesinde ulaşmayı amaçlamaktadır.

Hükümranlık hakkını kullanan üstün kamu gücü nezdinde yargılanan bireyin savunma hakkı, adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Bu önem ve hassas konumu nedeniyle temel insan haklarından biri olarak, Anayasa (madde 36/1) ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerde (İHEB m.11, İHAS m.6, MvSHS m.14/3-b) en üst düzeyde güvence altına alınmıştır. CMK'nın 289. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre de savunma hakkının kısıtlanması, mutlak hukuka aykırılık hallerinden birisidir.

Diğer taraftan, yargılamanın esas itibarıyla, iddia (tez)- savunma (antitez)- yargı/hüküm (sentez) diyalektiğinin inşasından ibaret olduğu bilinen bir gerçekliktir. Bu denklemde adil bir sonuca/senteze ulaşmanın zorunlu koşullarından biri de silahların eşitliği ilkesi ile teminat altına alınmış savunma ve makamının varlığıdır. Aksi hâlde iddia (tez), doğrudan çürütülemez bir hükme/senteze dönüşür. (Sami Selçuk, Suç Yargılama Süreci Hukuku İmge s.468,469).

Kamu adına dava açma görevini üstlenen Cumhuriyet savcısı (CMK m.170/1,2), düzenlediği iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayları mevcut delillerle ilişkilendirerek açıklamak ve "yüklenen suçu ve uygulanmasını istediği kanun maddelerini" göstermek zorundadır (CMK m.170/3-h,4). Böylece iddianame yargılamanın sınırlarını da belirlemiş olur. Çünkü; hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilecektir (CMK m. 225/1).

Savunma makamı, hakkındaki isnadı iddianameden öğrenir ve savunmasını bu çerçevede yapar. Yargılama sürecinde sanık, fiile ilişkin maddi savunma yönünden "hakkındaki isnadı öğrenme" sorunu ile karşılaşmaz ise de mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı olmayacağından (CMK m.225/2), sabit olduğunu kabul ettiği fiilin, nitelik itibarıyla bir başka suçu oluşturduğu düşüncesinde ise hukuki savunma bakımından dezavantajlı bir duruma düşebilir. Keza iddia makamı da bu süreçte suç vasfının değiştiğini ileri sürebilir. İşte bu ihtimali değerlendiren kanun vazıı, çelişmeli yargılamanın gereği olarak sanığın hakkındaki hukuki isnadı da öğrenmesinin zaruretini belirterek CMK'nın 226. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; "Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır." hükmünü getirmiştir.

Bu düzenleme ile sanığın hukuki savunmasını yapma bakımından da dezavantajlı bir konumda olmasının önüne geçilmek istendiği açıktır. Hükmün uygulanması bakımından suç vasfının lehe ya da aleyhe değişmesinin bir önemi bulunmamaktadır (CGK 21.6.2011 tarihli ve 261-141 sayılı). Bu hâllerde sanığa, ek savunmasını hazırlamak için de gerekli zaman ve imkânın sağlanması icap eder (CMK m. 226/3).

Keza, normun sarahati nazara alındığında, cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması durumunda da sanığa ek savunma imkânı tanınması gerektiğinde kuşku yoktur.

Ancak iddianamede kanun maddesi gösterilen, bu suretle olgusal temelleri itibarıyla da tartışma ve savunmaya açılan ve fakat yargılama sonunda şartları oluşmadığından uygulanmaması nedeniyle cezanın artırılması sonucunu doğuracak olan hâllerin, "ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkmamış olmak" şartıyla madde kapsamında ek savunma hakkı tanınmayı zorunlu kılan, "cezanın artırılmasını gerektirecek hâller" cümlesinden olarak değerlendirilmemesi gerekir. Aksinin kabulü, maddenin kapsamını amacından inhirafla genişleterek yargılamanın makul sürede bitirilememe riskini sonuçlayacaktır.

B. Hukuki Değerlendirme

Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanıklar hakkında TCK'nın 110. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması istenilmiş, yapılan yargılama sırasında ek savunma hakkı verilmeyen sanıklara TCK'nın 110. maddesi uygulanmadan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

Görüldüğü üzere, CMK'nın 226. maddesinde öngörüldüğü biçimde suçun hukuki niteliği değişmemiş, etkin pişmanlık hükmünün uygulanmamasını gerektiren bir hâl de ilk kez duruşma sırasında ortaya çıkmamıştır. Kaldı ki sanıklar TCK'nın 110. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünden duruşmanın başından beri savunma yapma imkânına sahip olmuşlardır. Dolayısıyla savunma hakkının sınırlandırılması söz konusu olmayıp iddianamede sanıklar hakkında uygulanması istenen TCK'nın 110. maddesinin, sanıklara ek savunma hakkı verilmeden uygulanmamasının, CMK'nın 226. maddesine aykırılık oluşturmadığı kabul edilmelidir.

Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 26.11.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Bu Emsal Kararla İlgili Rehber ve Dilekçe Örnekleri

Kararda ele alınan hukuki uyuşmazlığa ilişkin usul adımlarını, süreleri ve dilekçe şablonlarını inceleyebilirsiniz:

Beyan.pro Hukuk Asistanı

Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?

Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.

İlgili ve Benzer Emsal Kararlar