Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
2024/4825 Esas · 2025/5211 Karar
Kelime ve Kanun Dizini
Yargıtay Karar Künyesi
Dava Konusu ve Uyuşmazlık
Yapılan fenni hataların düzeltilmesi çalışmasının iptali
Yargılama Aşamaları Haritası
- 1. Aşama
Asliye Hukuk Mahkemesi
İlk Derece Mahkemesi kararı - 2. Aşama · bu karar
YARGITAY
BOZMA
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/585 E., 2021/181 K.
Hüküm kalemleri (2)
- Davacı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde görüldüğünden kabulü ile, Dairemizin 06.05.2024 tarihli, 2021/17463 Esas ve 2024/3019 Karar sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA,
- İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
“Şöyle ki, dosya kapsamından; Kütahya ili ... ilçesi ... köyünde 1979 yılında orman kadastrosu yapıldığı, daha sonra 1988 yılında yapılan 2/B çalışmasında ise .... noktaları arasındaki yerin ... parseli olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, ardından 1991 yılında arazi kadastrosu yapıldığı, arazi kadastrosu sırasında ... numaralı 2/B parselinin ham toprak vasfıyla 290 ada 24 parsel (yeni 476 ada 18 parsel) numarası alarak Hazine adına tespit edildiği, taşınmazın kadastro paftasındaki sınırları ile orman kadastro haritasındaki sınırlarının birbirini tutmadığının görüldüğü, bu…”
Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları
Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 4 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.
“Şöyle ki, dosya kapsamından; Kütahya ili ... ilçesi ... köyünde 1979 yılında orman kadastrosu yapıldığı, daha sonra 1988 yılında yapılan 2/B çalışmasında ise .... noktaları arasındaki yerin ... parseli olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, ardından 1991 yılında arazi kadastrosu yapıldığı, arazi kadastrosu sırasında ... numaralı 2/B parselinin ham toprak vasfıyla 290 ada 24 parsel (yeni 476 ada 18 parsel) numarası alarak Hazine adına tespit edildiği, taşınmazın kadastro paftasındaki sınırları ile orman kadastro haritasındaki sınırlarının birbirini tutmadığının görüldüğü, bu arada 1991 yılında yapılan tespite, Orman İdaresince, 290 ada 24 parselin tespitinin orman sınırlarına uyulmadan yapıldığı ve bir kısmının kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla, bu kısımların tespitinin iptali ile orman vasfıyla tesciline karar verilmesine ilişkin kadastro tespitine itiraz davası açıldığı, Tavşanlı Kadastro Mahkemesinin 1994/91 Esas ve 1995/67 Karar sayılı kararına göre; "bilirkişilerce, kadastro sırasında belirlenen 290 ada 24 parsel sınırlarının 1979 yılında yapılan orman kadastro tutanaklarında anlatılan sınırlara uygun olduğu belirtilmiş olsa da, esas alınması gerekenin orman tahdit haritasında gösterilen sınırlar olduğunu, bilirkişilerin, haritaların gerçek durumu yansıtmadığı yolundaki görüşlerine değer verilemeyeceği" belirtilerek, diğer bir deyişle, 1979 yılındaki sınırların orman kadastro haritasındaki sınırlar olduğu, arazi kadastro paftasındaki sınırlar olmadığı ifade edilerek, 290 ada 24 parselin tespitinin iptali ile 01.05.1995 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 1539 metrekarelik kısmın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı anlaşıldığından Kadastro Kanunu 22/son uyarınca bu kısma ait kayıt ve belgelerin olduğu gibi tapu kütüğüne aktarılmasına, aynı raporda (A) ile gösterilen 520 m²”
“ve (C) ile gösterilen 30 m² toplamları 550 m²nin tespit gibi davalı adına tesciline karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek 1996 yılında kesinleştiği ve tapuda infaz edildiği, ardından 2011 yılında 3402 sayılı Kanun'un Ek4. maddesi uyarınca fenni hataların düzeltilmesi çalışması yapıldığı ve orman sınırlarının, aynı zamanda 290 ada 24 parselin de sınırları olan bu hattın, arazi kadastrosu sırasında belirlenen sınırlar gibi gösterildiği, zira, düzeltmede, 1979 yılında yapılan orman kadastro tutanaklarına göre sınırların bu şekilde olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.”
“Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, düzeltme çalışmasında belirlenen ... no.lu orman sınırlarının 1979 yılında yapılan çalışmaya uygun olduğu belirlenerek davanın reddine karar verilmiş ise de; bu hususta daha önce, yukarıda belirtilen kadastro tespitine itiraz davasında değerlendirme yapıldığı, yani orman sınırlarının nereden geçtiği konusu kadastro tespitine itiraz davasında tartışıldığı ve bu değerlendirmeye göre, söz konusu orman sınırlarının 290 ada 24 parsel açısından 1979 tarihli orman tahdit haritasındaki gibi olması gerektiğinin belirlendiği, sonuç olarak anılan parsel açısından bu belirlemenin kesin hüküm oluşturduğu sabit olduğuna göre; kaldı ki, ... noktaları arasında gidiş orman kadastro tutanaklarına göre güneybatı yönde olmasına rağmen düzeltme çalışmasında bu hat arası batı yönde çizildiğinden, tutanaklara uymadığının da anlaşılmasına göre; İlk Derece Mahkemesince, sınırların Tavşanlı Kadastro Mahkemesinin 1994/91 Esasında kabul edilen şekilde belirlenmesi, diğer bir ifadeyle, dosya arasında bulunan 19.11.2012 tarihli bilirkişi kurul raporuna ekli krokide kırmızı renkte gösterilen sınırlar gibi olması gerektiği göz önüne alınarak aynı raporda b harfi ile gösterilen kısım bakımından düzeltme çalışmasının iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.”
“Bu doğrultuda, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerekirken maddi hataya dayalı olarak onandığı anlaşılmakla, Dairemizin onama ilâmının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.”
Karar Özeti ve Gerekçe Analizi
Kararın Tam Metni
11.364 karakter · metni göstergizle
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/585 E., 2021/181 K.
TALEP EDEN : Davacı vekili
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 06.05.2024 tarihli, 2021/17463 Esas ve 2024/3019 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... İdaresi vekili 29.07.2011 havale tarihli dava dilekçesiyle Sulh Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu davasında; ... köyünde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4. maddesi gereğince 2/B alanlarında güncelleme ve teknik mevzuata göre fennî hataların düzeltilmesi yolunda çalışma yapıldığını, bu çalışma sırasında yörede 1979 yılında yapılmış bulunan orman kadastro sınırlarına aynen uyulmaması nedeniyle orman alanlarının daraltıldığını, ... köyünde kalan ... numaralı 2/B parselinin ormana tecavüzlü olduğunu ileri sürerek, yapılan düzeltme çalışmalarının iptali istemiyle dava açmıştır.
Davalı vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen 1.515.28 m²lik bölüm yönünden düzeltme işleminin kaldırılmasına; (A) ve (C) harfli bölümler yönünden davanın reddine karar verilmiş, hükmün, davalı Hazine vekili ile davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 30.05.2013 tarihli ve 2013/913 Esas, 2013/6266 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesi ile birlikte mülkiyete ilişkin davaların taşınmazın değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesinde görüleceğinin hükme bağlandığı, ancak, özel kanunlarında yetki verilmesi halinde, bu tür davaların sulh hukuk mahkemesinde görülebileceği, bu tür bir yetkinin, yalnızca 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesinde yer aldığı, somut olayda; uyuşmazlığın, 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi değil, 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunla eklenen Ek 4. maddesinden kaynaklandığı, dolayısıyla, davaya bakma görevinin, sulh hukuk mahkemesine ait olmadığı, görev, kamu düzeni ile ilgili olduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetileceği, açıklanan nedenle; mahkemece, görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine, istek halinde ve karar kesinleştiğinde dava dosyasının görevli ve yetkili Tavşanlı Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, değinilen yön gözetilmeden uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulmasının doğru olmadığı" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bozma ilâmına uyularak verilen görevsizlik kararı sonrası, görevli İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 16.03.2015 tarihli ve 2014/8405 Esas, 2015/1598 Karar sayılı ilamıyla; "İncelenen dosya kapsamına göre mahkemece, her ne kadar dava şartı ve hukukî yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş ise de mahkemenin bu değerlendirmesinin yerinde olmadığı, davacı ... Yönetiminin dava dilekçesinde, ... köyünde 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi gereğince 2/B alanlarında güncelleme ve teknik mevzuata göre fennî hataların düzeltilmesi yolunda çalışmalar yapıldığı, bu çalışma sırasında yörede 1979 yılında yapılmış bulunan orman kadastro sınırlarına aynen uyulmaması nedeniyle orman alanlarının daraltıldığını, ... beldesi, ..., ve ... Mahallelerinde kalan ... numaralı 2/B parselinin ormana tecavüzlü olduğunu ileri sürerek dava açtığı, sulh hukuk mahkemesinde yapılan keşif sonrasında dava edilen yerin ... Köyü 290 ada 24 parsel sayılı taşınmaz olduğunun belirlendiği, Orman Yönetimi bu taşınmazın Hazineden idarî yolla orman olarak tahsisini talep edebileceği gibi bu talebini dava yolu ile de isteyebileceği, bu doğrultuda Ek 4. madde gereğince yapılan orman sınır düzeltme çalışmasının kesinleşmiş orman tahdit tutanak ve haritalarına uygun olarak yapılıp yapılmadığının araştırılması, kesinleşmiş orman kadastrosu, varsa aplikasyon ve 2/B madde haritaları, Ek 4. madde gereğince düzeltilen orman sınırı ile tapulama paftası ölçekleri denkleştirilip birbiri üzerine aplike edilerek değişik açı ve uzaklıklarda olan, en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktası görülecek biçimde dava konusu taşınmazın ve komşu taşınmazların orman kadastrosu ve aplikasyon hattına göre konumu, orman kadastro haritasındaki sınır noktaları ile varsa aplikasyon haritasındaki sınır noktaları, Ek 4 çalışmasında düzeltilen orman sınır noktaları ile kadastro paftası üzerinde ayrı renkli kalemlerle çizilmek suretiyle bilirkişilerden denetime elverişli krokili rapor alınıp bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Mahkemece yapılan keşif sonrası hazırlanan kök bilirkişi raporunun bozma ilamında belirtilen hususlarda gerekli açıklıkta olmadığından ek rapor alındığı, 03.04.2020 havale tarihli ek bilirkişi raporunda ek 4.maddesi çalışması sonucunda düzenlenen tapulama paftasındaki orman sınır noktalarının orman kadastrosu sınır tutanağına göre aplikesinin paftasına doğru yapıldığının tespit edildiği, bu itibarla 03/04/2020 havale ek bilirkişi raporu ile dava konusu ek 4. maddesi gereğince yapılan düzeltme çalışmasının kesinleşmiş orman tahdit tutanaklarına uygun olarak yapıldığının anlaşıldığı" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 06.05.2024 tarihli, 2021/17463 Esas ve 2024/3019 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararı onanmıştır. Davacı vekili tarafından bu defa, onama ilamına yönelik olarak karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Dava, 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi uyarınca yapılan fenni hataların düzeltilmesi çalışmasının iptali istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk kez 1979 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1988 yılında aplikasyon ve 2/B madde uygulamaları yapılmış ve kesinleşmiştir. Arazi kadastrosu ise 1991 yılında yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de; ulaşılan sonuç dosya kapsamıyla uyuşmamaktadır.
Şöyle ki, dosya kapsamından; Kütahya ili ... ilçesi ... köyünde 1979 yılında orman kadastrosu yapıldığı, daha sonra 1988 yılında yapılan 2/B çalışmasında ise .... noktaları arasındaki yerin ... parseli olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, ardından 1991 yılında arazi kadastrosu yapıldığı, arazi kadastrosu sırasında ... numaralı 2/B parselinin ham toprak vasfıyla 290 ada 24 parsel (yeni 476 ada 18 parsel) numarası alarak Hazine adına tespit edildiği, taşınmazın kadastro paftasındaki sınırları ile orman kadastro haritasındaki sınırlarının birbirini tutmadığının görüldüğü, bu arada 1991 yılında yapılan tespite, Orman İdaresince, 290 ada 24 parselin tespitinin orman sınırlarına uyulmadan yapıldığı ve bir kısmının kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla, bu kısımların tespitinin iptali ile orman vasfıyla tesciline karar verilmesine ilişkin kadastro tespitine itiraz davası açıldığı, Tavşanlı Kadastro Mahkemesinin 1994/91 Esas ve 1995/67 Karar sayılı kararına göre; "bilirkişilerce, kadastro sırasında belirlenen 290 ada 24 parsel sınırlarının 1979 yılında yapılan orman kadastro tutanaklarında anlatılan sınırlara uygun olduğu belirtilmiş olsa da, esas alınması gerekenin orman tahdit haritasında gösterilen sınırlar olduğunu, bilirkişilerin, haritaların gerçek durumu yansıtmadığı yolundaki görüşlerine değer verilemeyeceği" belirtilerek, diğer bir deyişle, 1979 yılındaki sınırların orman kadastro haritasındaki sınırlar olduğu, arazi kadastro paftasındaki sınırlar olmadığı ifade edilerek, 290 ada 24 parselin tespitinin iptali ile 01.05.1995 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 1539 metrekarelik kısmın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı anlaşıldığından Kadastro Kanunu 22/son uyarınca bu kısma ait kayıt ve belgelerin olduğu gibi tapu kütüğüne aktarılmasına, aynı raporda (A) ile gösterilen 520 m²
ve (C) ile gösterilen 30 m² toplamları 550 m²nin tespit gibi davalı adına tesciline karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek 1996 yılında kesinleştiği ve tapuda infaz edildiği, ardından 2011 yılında 3402 sayılı Kanun'un Ek4. maddesi uyarınca fenni hataların düzeltilmesi çalışması yapıldığı ve orman sınırlarının, aynı zamanda 290 ada 24 parselin de sınırları olan bu hattın, arazi kadastrosu sırasında belirlenen sınırlar gibi gösterildiği, zira, düzeltmede, 1979 yılında yapılan orman kadastro tutanaklarına göre sınırların bu şekilde olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, düzeltme çalışmasında belirlenen ... no.lu orman sınırlarının 1979 yılında yapılan çalışmaya uygun olduğu belirlenerek davanın reddine karar verilmiş ise de; bu hususta daha önce, yukarıda belirtilen kadastro tespitine itiraz davasında değerlendirme yapıldığı, yani orman sınırlarının nereden geçtiği konusu kadastro tespitine itiraz davasında tartışıldığı ve bu değerlendirmeye göre, söz konusu orman sınırlarının 290 ada 24 parsel açısından 1979 tarihli orman tahdit haritasındaki gibi olması gerektiğinin belirlendiği, sonuç olarak anılan parsel açısından bu belirlemenin kesin hüküm oluşturduğu sabit olduğuna göre; kaldı ki, ... noktaları arasında gidiş orman kadastro tutanaklarına göre güneybatı yönde olmasına rağmen düzeltme çalışmasında bu hat arası batı yönde çizildiğinden, tutanaklara uymadığının da anlaşılmasına göre; İlk Derece Mahkemesince, sınırların Tavşanlı Kadastro Mahkemesinin 1994/91 Esasında kabul edilen şekilde belirlenmesi, diğer bir ifadeyle, dosya arasında bulunan 19.11.2012 tarihli bilirkişi kurul raporuna ekli krokide kırmızı renkte gösterilen sınırlar gibi olması gerektiği göz önüne alınarak aynı raporda b harfi ile gösterilen kısım bakımından düzeltme çalışmasının iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Bu doğrultuda, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerekirken maddi hataya dayalı olarak onandığı anlaşılmakla, Dairemizin onama ilâmının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde görüldüğünden kabulü ile, Dairemizin 06.05.2024 tarihli, 2021/17463 Esas ve 2024/3019 Karar sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Kanun Maddeleri
Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?
Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.