Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2024/299 Esas · 2025/711 Karar
Kelime ve Kanun Dizini
Yargıtay Karar Künyesi
Dava Konusu ve Uyuşmazlık
Tazminat
Yargılama Aşamaları Haritası
- 1. Aşama
İlk Derece Mahkemesi
davanın kabulüne - 2. Aşama
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Direnme hükmü - 3. Aşama · bu karar
YARGITAY
BOZMA
Süreç kaydındaki diğer halkalar: İnceleme konusu karar
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1953 E., 2023/2065 K.
Hüküm kalemleri (1)
- Direnme kararının usulden BOZULMASINA,
“Yargılama sonunda tarafların tüm delilleri toplanıp tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hâkimin HMK'nın 298. maddesi uyarınca kararlarını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve 297. maddeye uygun şekilde oluşturulan hüküm sonucunu tefhim etmesi asıldır (HMK md. 297/2).”
Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları
Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 10 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.
“Yargılama sonunda tarafların tüm delilleri toplanıp tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hâkimin HMK'nın 298. maddesi uyarınca kararlarını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve 297. maddeye uygun şekilde oluşturulan hüküm sonucunu tefhim etmesi asıldır (HMK md. 297/2).”
“Ancak kanun koyucu gerekçenin nihai kararın tefhim edildiği anda düzenlenmesinin her zaman mümkün olmayabileceğini öngörmüş, buna ilişkin olarak da HMK'nın 294. maddesinde "Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir." düzenlemesine yer alan imkânı tanımıştır.”
“Böyle bir durumda sonradan yazılan gerekçenin tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olması zorunludur. Nitekim 298/2. maddede bu durum “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde açıkça düzenlenmiştir.”
“Tefhim edilen kısa kararda mahiyeti itibariyle hükmün tashihi (md. 304), tavzihi (md.305) ve tamamlanması (md. 305/A) usulleriyle giderilemeyecek bir hata bulunması hâlinde, gerekçeli kararın yazılması aşamasında bu durum fark edilse bile nihai kararı vermekle dosyadan el çeken hâkimin bu hatayı kendiliğinden düzeltmesi mümkün olmadığından yanlışlık ancak kanun yollarına başvurulması hâlinde bu mercilerce düzeltilebilecektir.”
“Hükmün tefhim edilen kısa karara uygun yazılması ve gerekçe taşıması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardandır. Aksi durumda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ve yargılamanın aleniyeti ilkelerine, bu ilkeler gözetilerek HMK'da yer verilen ve yukarıda bahsi geçen hükümlere aykırılık oluşur.”
“Herhangi bir nedenle kısa kararda benimsenen sonucu, gerekçeli kararı yazarken vicdanına ve hukuki görüşüne uygun bulmayan hâkimin gerekçeli kararında kısa kararla çelişen bir durumu benimsemesi hâli ve bunun yarattığı etki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararı gerekçesinde tartışılmış ve böyle bir durumun yargılamanın aleniyetini zedeleyeceği tespit edildikten sonra, yazılan gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması gerektiğine, aksi hâlde mahkeme kararlarına güvenin sarsılacağına işaret edilerek neticeten bu uygunsuzlukların tek başına bozma nedeni teşkil ettiği kabul edilmiştir.”
“Tüm bu açıklamalar ışığında direnme kararı incelendiğinde; temyiz istemine konu direnme kararının son celsede tesis edilen kısa karar ve devamında gerekçeli karara işlenen hüküm fıkrasında "Davanın KISMEN KABULÜNE, davalı ...Ş. 310.980,87 USD'si ile sınırlı olarak sorumlu olmak üzere toplam 1.323.487,86 USD'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" denilmiş olmasına rağmen, karar gerekçesinde "…davalı ... İnş. Tic. Turz. A.Ş'nin ilk zarardan da sorumlu tutulması için yapılan hesaplama sırasında, adı geçen davalı yönünden, ilk hasar tutarı olan 335.980,87 USD ile ikinci hasar tutarı olan 1.012.506,99 USD toplamı olan 1.348.487,86 USD üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, davalı ...Ş. yönünden 25.000,00 USD'lik muafiyet bedelinin mahsubundan sonra belirlenen 310.980,87 USD ile ikinci hasar tutarı olan 1.012.506,99 USD toplamı 1.323.487,86 USD üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak gerekçeli karar tefhim edilen kısa karara aykırı olamayacağından ve HMK'nın 304. maddesi kapsamında bir maddi hata söz konusu olmadığından tefhim edilen kısa karara uygun gerekçeli karar yazılmıştır." şeklinde açıklama bulunduğu anlaşılmaktadır.”
“Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm sonucuyla gerekçe içeriğine bakıldığında aslında vermek istediği hüküm arasında, Özel Dairenin HMK'nın 373/5. maddesi çerçevesinde yaptığı inceleme sonucunda tesis ettiği gönderme kararında da belirtildiği üzere açık bir uygunsuzluk mevcuttur.”
“Bu uygunsuzluk, hükmü kendi içinde çelişkili kılar ve henüz HMK'nın 297 vd. hükümlerine uygun tesis edilmiş bir hüküm/gerekçe bulunmadığından ortada işin esası yönünden temyiz incelemesi yapılması mümkün, denetlenebilir bir kararın varlığından bahsedilemez.”
“Hâl böyle olunca direnme kararının salt usule ilişkin bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.”
Karar Özeti ve Gerekçe Analizi
Kararın Tam Metni
7.238 karakter · metni göstergizle
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1953 E., 2023/2065 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.04.2023 tarihli ve
2021/8883 Esas, 2023/2467 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne verildikten ve temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun’un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek temyiz eden davalı ... A.Ş. vekilinin duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ÖN SORUN
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararının HMK'nın 298/2. maddesine uygun olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre kararın usul yönünden bozulmasının gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
II. GEREKÇE
1. Hukuk Muhakemeleri Usulünde yargıcın inceleme ve yargılama sonucu taraflara yükletilen külfeti, görevi ve tanınan haklar ile yetkileri gösteren beyanı, yani uyuşmazlığı sonuçlandıran karar olarak tanımlanan (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 507) hüküm, HMK'nın 294. maddesinde düzenlendiği üzere yargılamanın sona erdiği duruşmada oluşturulur ve tefhim edilir.
2. Hükmün tefhimi, hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle gerçekleştirilir. Mahkemece yargılama sonunda verilen bu kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan (nihai) son karardır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur.
3. Yargılama sonunda tarafların tüm delilleri toplanıp tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hâkimin HMK'nın 298. maddesi uyarınca kararlarını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve 297. maddeye uygun şekilde oluşturulan hüküm sonucunu tefhim etmesi asıldır (HMK md. 297/2).
4. Ancak kanun koyucu gerekçenin nihai kararın tefhim edildiği anda düzenlenmesinin her zaman mümkün olmayabileceğini öngörmüş, buna ilişkin olarak da HMK'nın 294. maddesinde "Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir." düzenlemesine yer alan imkânı tanımıştır.
5. Böyle bir durumda sonradan yazılan gerekçenin tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olması zorunludur. Nitekim 298/2. maddede bu durum “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde açıkça düzenlenmiştir.
6. Tefhim edilen kısa kararda mahiyeti itibariyle hükmün tashihi (md. 304), tavzihi (md.305) ve tamamlanması (md. 305/A) usulleriyle giderilemeyecek bir hata bulunması hâlinde, gerekçeli kararın yazılması aşamasında bu durum fark edilse bile nihai kararı vermekle dosyadan el çeken hâkimin bu hatayı kendiliğinden düzeltmesi mümkün olmadığından yanlışlık ancak kanun yollarına başvurulması hâlinde bu mercilerce düzeltilebilecektir.
7. Hükmün tefhim edilen kısa karara uygun yazılması ve gerekçe taşıması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardandır. Aksi durumda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ve yargılamanın aleniyeti ilkelerine, bu ilkeler gözetilerek HMK'da yer verilen ve yukarıda bahsi geçen hükümlere aykırılık oluşur.
8. Herhangi bir nedenle kısa kararda benimsenen sonucu, gerekçeli kararı yazarken vicdanına ve hukuki görüşüne uygun bulmayan hâkimin gerekçeli kararında kısa kararla çelişen bir durumu benimsemesi hâli ve bunun yarattığı etki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararı gerekçesinde tartışılmış ve böyle bir durumun yargılamanın aleniyetini zedeleyeceği tespit edildikten sonra, yazılan gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması gerektiğine, aksi hâlde mahkeme kararlarına güvenin sarsılacağına işaret edilerek neticeten bu uygunsuzlukların tek başına bozma nedeni teşkil ettiği kabul edilmiştir.
9. Tüm bu açıklamalar ışığında direnme kararı incelendiğinde; temyiz istemine konu direnme kararının son celsede tesis edilen kısa karar ve devamında gerekçeli karara işlenen hüküm fıkrasında "Davanın KISMEN KABULÜNE, davalı ...Ş. 310.980,87 USD'si ile sınırlı olarak sorumlu olmak üzere toplam 1.323.487,86 USD'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" denilmiş olmasına rağmen, karar gerekçesinde "…davalı ... İnş. Tic. Turz. A.Ş'nin ilk zarardan da sorumlu tutulması için yapılan hesaplama sırasında, adı geçen davalı yönünden, ilk hasar tutarı olan 335.980,87 USD ile ikinci hasar tutarı olan 1.012.506,99 USD toplamı olan 1.348.487,86 USD üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, davalı ...Ş. yönünden 25.000,00 USD'lik muafiyet bedelinin mahsubundan sonra belirlenen 310.980,87 USD ile ikinci hasar tutarı olan 1.012.506,99 USD toplamı 1.323.487,86 USD üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak gerekçeli karar tefhim edilen kısa karara aykırı olamayacağından ve HMK'nın 304. maddesi kapsamında bir maddi hata söz konusu olmadığından tefhim edilen kısa karara uygun gerekçeli karar yazılmıştır." şeklinde açıklama bulunduğu anlaşılmaktadır.
10. Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm sonucuyla gerekçe içeriğine bakıldığında aslında vermek istediği hüküm arasında, Özel Dairenin HMK'nın 373/5. maddesi çerçevesinde yaptığı inceleme sonucunda tesis ettiği gönderme kararında da belirtildiği üzere açık bir uygunsuzluk mevcuttur.
11. Bu uygunsuzluk, hükmü kendi içinde çelişkili kılar ve henüz HMK'nın 297 vd. hükümlerine uygun tesis edilmiş bir hüküm/gerekçe bulunmadığından ortada işin esası yönünden temyiz incelemesi yapılması mümkün, denetlenebilir bir kararın varlığından bahsedilemez.
12. Hâl böyle olunca direnme kararının salt usule ilişkin bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Direnme kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
İstek hâlinde temyiz peşin harçlarının yatıranlara geri verilmesine,
Dosyanın HMK’nın 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.11.2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
Hukuki Kavramlar ve Konular
Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?
Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.
İlgili ve Benzer Emsal Kararlar
2023/616 E. · 2025/119 K.
Telif haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ile maddi ve manevi tazminat
2024/816 E. · 2025/265 K.
Davacı gemi adamlarının ödenmediği iddia olunan ücret ve işçilik alacakları bakımından dava konusu gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tesisi