2023/545 E. · 2025/502 K.
Zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi
2023/612 Esas · 2025/383 Karar
Haberleşmenin gizliliğini ihlal
Ceza Dairesi
YARGITAY
“İlk derece mahkemesi sıfatıyla inceleme yapan Özel Dairece sanık hakkında haberleşme gizliliğinin ihlali suçundan dava zamanaşımının dolması sebebiyle kurulan düşme hükmü temyizen incelenecek olup öncelikle; sanığın söz konusu hükmü, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz etmesinde hukuki yararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.”
Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 7 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.
“İlk derece mahkemesi sıfatıyla inceleme yapan Özel Dairece sanık hakkında haberleşme gizliliğinin ihlali suçundan dava zamanaşımının dolması sebebiyle kurulan düşme hükmü temyizen incelenecek olup öncelikle; sanığın söz konusu hükmü, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz etmesinde hukuki yararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.”
“1- Sanık müdafiinin Özel Dairece dava zamanaşımı dolduğundan bahisle verilen düşme kararını sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz etmesinde hukuki yararının bulunup bulunmadığı;”
“2016 tarihi itibarıyla iç hukukumuzun bir parçası hâline gelen İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin (İHAS) Ek 7 No.lu Protokolü'nün 2. maddesinde; ilgili kişinin hakkında kurulan hükmü daha yüksek bir mahkemeye inceletme hakkının bulunduğunun belirtilmesi, CMK'nın 304. maddesinin dördüncü fıkrasının; ilk derece mahkemesi tarafından verilen ve doğrudan temyiz yolu açık bulunan hükümlere ilişkin usul kurallarını ihtiva etmesi ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 41. maddesinin ikinci fıkrası ile aynı Kanun’un 15. maddesinin üçüncü fıkrasında, ilk derece mahkemesi olarak Özel Dairelerce verilen hükümlerin Ceza Genel Kurulunca temyiz yoluyla inceleneceğinin belirtilmesi ile; Ceza Genel Kurulunun 27.06.1994 tarihli ve 174-196 sayılı, 09.10.2012 tarihli ve 301-1800 sayılı, 07.06.2022 tarihli ve 246-411 sayılı kararları ile Özel Dairelerin duraksamasız uygulamalarına göre; beraat kararlarının sanık tarafından gerekçeye yönelik olarak temyiz edilebileceğinin kabul edilmesi nazara alındığında, sanık müdafiinin Özel Dairece dava zamanaşımı dolduğundan bahisle verilen düşme kararını sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz etmesinde hukuki yararının bulunduğu ve bu nedenle hükmün temyizen incelenmesinin olanaklı olduğu kabul edilmelidir. 2- Sanık hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan kurulan düşme hükmünün isabetli olup olmadığı;”
“Suç tarihinde hâkim olarak görev yapan sanığa müsnet suçun niteliği itibarıyla, 2802 sayılı Kanun'da öngörülen soruşturma ve kovuşturma usul ve şartlarına da uyularak başlatılıp icra olunan hukuki süreçte, mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup silahların eşitliği ve yüzyüzelik ilkeleri çerçevesinde usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına istinad eden kabule göre; Sanığın, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Özel Dairece yapılan yargılama sonucunda, suç tarihlerinde hâkim olarak görev yapan sanığın, 05.04.2010 tarihinde mağdurlar ... ve ...; 01.07.2010 tarihinde mağdurlar ... ve ...; 03.09.2010 tarihinde mağdur ...; 10.11.2010 tarihinde mağdurlar ..., ... ve ...; 24.12.2010 tarihinde mağdurlar ... ve ...; 15.02.2011 tarihinde ise mağdur ... hakkında usulsüz önleme dinlemesi kararları vermesi şeklindeki eyleminin TCK’nın 132. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu ve dava zamanaşımı dolduğundan düşme hükmü verildiği anlaşılan olayda;”
“Sanığa isnat edilen ve eylemine uyan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun yaptırımı TCK’nın 132/1. maddesinde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüş olup aynı Kanun’un 137/1-a maddesindeki hükmolunacak cezada yarı oranında artırım öngören suçun nitelikli hâli de dikkate alındığında, TCK'nın 66/1-e maddesi gereğince anılan suçun asli dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Suç tarihinde kamu görevlisi olan sanığın eylemiyle ilgili olarak soruşturma izninin verilmesinin teklif edildiği 20.10.2016 ile soruşturma izninin verildiği 11.11.2016; soruşturma izninin verilmesinin teklif edildiği 10.11.2016 ile soruşturma izninin verildiği 24.11.2016; kovuşturma izninin verilmesi için dosyanın gönderildiği 23.11.2017 ile kovuşturma izninin verildiği 14.01.2020 tarihleri arasında dava zamanaşımının toplam 2 yıl 2 ay 25 günlük günlük süre için durduğu görülmektedir. İddianame ve gerekçeli kararın içeriğine göre daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 05.04.2010, 01.07.2010, 03.09.2010, 10.11.2010, 24.12.20 10... .02.2011 tarihlerinde gerçekleştirilen eylemlerle ilgili olarak durma süreleri de gözetildiğinde, asli dava zamanaşımı süresi olan sekiz yılın sanık hakkında kamu davasının açıldığı 24.05.2021 tarihli son soruşturmanın açılması kararından önce 13.05.2021 tarihinde dolduğu, bu tarihten önce dava zamanaşımını kesen bir nedenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.”
“Özel Dairece dava zamanaşımı gerçekleştiğinden bahisle düşme kararı verilmesi, CMK’nın 223/9. maddesi ve madde gerekçesi doğrultusunda, "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması şeklinde anlaşılıp CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir durum olarak değerlendirilip geniş bir şekilde yorumlanamayacak olması, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hâllerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtayın, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verebilmesi, Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin yerleşik uygulamalarında da zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhâl beraat kararı verilmesini gerektiren hâller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesinin benimsemiş olması, aksi hâlde, yani derhâl beraat kararı verilmesini gerektiren hâllerde zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiğinin kabul edilmesi, dava zamanaşımında önemli ölçüde, çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması sonucunda gündeme gelmekle birlikte, sanığın mutlaka davasının devam etmesini isteme hakkına sahip olmayıp isnat edilen iddia bakımından bir karar verilmesini isteme hakkı bulunması, bu kapsamda İHAS'ın 6. maddesinin ceza davalarının mutlaka bir mahkûmiyet veya beraat hükmü ile sonuçlandırılmasını isteme hakkını içermemesi, kaldı ki verilen düşme kararının herhangi suçlayıcı ve cezai bir ifade barındırmayıp sanığın adli siciline işlenmemesi, verilecek düşme kararının lekelenmeme hakkının ihlaline yol açmaması ve dava zamanaşımı dolduğunda resen karar verilecek olup sanığın bundan vazgeçme hakkının olmaması nazara alındığında;”
“Müsnet haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan açılan kamu davası bakımından dava zamanaşımının gerçekleştiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucunda saptandığı, bütün ve özellikle belirleyici delillerin ve aşamalarda ileri sürülen sonuca etkili iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği ve özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, gösterilen gerekçenin olaya ilişkin sorunlar bakımından özgün ve yeterli olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla temyiz davasının reddiyle kamu davasının düşmesine ilişkin hükmün onanmasına karar verilmelidir.”
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : Ceza Genel Kurulu
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 4-5
SUÇ : Haberleşmenin gizliliğini ihlal
HÜKÜM : Sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine ilişkindir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda eylemlerinin haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu kabul edilerek dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle TCK'nın 66/1-e ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşmesine ilişkin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince verilen 24.10.2023 tarihli ve 4-5 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istemli 25.12.2023 tarihli ve 136518 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
III. İNCELEME KONUSU
İlk derece mahkemesi sıfatıyla inceleme yapan Özel Dairece sanık hakkında haberleşme gizliliğinin ihlali suçundan dava zamanaşımının dolması sebebiyle kurulan düşme hükmü temyizen incelenecek olup öncelikle; sanığın söz konusu hükmü, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz etmesinde hukuki yararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
IV. GEREKÇE
1- Sanık müdafiinin Özel Dairece dava zamanaşımı dolduğundan bahisle verilen düşme kararını sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz etmesinde hukuki yararının bulunup bulunmadığı;
25.03.2016 tarihi itibarıyla iç hukukumuzun bir parçası hâline gelen İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin (İHAS) Ek 7 No.lu Protokolü'nün 2. maddesinde; ilgili kişinin hakkında kurulan hükmü daha yüksek bir mahkemeye inceletme hakkının bulunduğunun belirtilmesi, CMK'nın 304. maddesinin dördüncü fıkrasının; ilk derece mahkemesi tarafından verilen ve doğrudan temyiz yolu açık bulunan hükümlere ilişkin usul kurallarını ihtiva etmesi ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 41. maddesinin ikinci fıkrası ile aynı Kanun’un 15. maddesinin üçüncü fıkrasında, ilk derece mahkemesi olarak Özel Dairelerce verilen hükümlerin Ceza Genel Kurulunca temyiz yoluyla inceleneceğinin belirtilmesi ile;
Ceza Genel Kurulunun 27.06.1994 tarihli ve 174-196 sayılı, 09.10.2012 tarihli ve 301-1800 sayılı, 07.06.2022 tarihli ve 246-411 sayılı kararları ile Özel Dairelerin duraksamasız uygulamalarına göre; beraat kararlarının sanık tarafından gerekçeye yönelik olarak temyiz edilebileceğinin kabul edilmesi nazara alındığında, sanık müdafiinin Özel Dairece dava zamanaşımı dolduğundan bahisle verilen düşme kararını sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz etmesinde hukuki yararının bulunduğu ve bu nedenle hükmün temyizen incelenmesinin olanaklı olduğu kabul edilmelidir.
2- Sanık hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan kurulan düşme hükmünün isabetli olup olmadığı;
Suç tarihinde hâkim olarak görev yapan sanığa müsnet suçun niteliği itibarıyla, 2802 sayılı Kanun'da öngörülen soruşturma ve kovuşturma usul ve şartlarına da uyularak başlatılıp icra olunan hukuki süreçte, mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup silahların eşitliği ve yüzyüzelik ilkeleri çerçevesinde usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına istinad eden kabule göre;
Sanığın, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Özel Dairece yapılan yargılama sonucunda, suç tarihlerinde hâkim olarak görev yapan sanığın, 05.04.2010 tarihinde mağdurlar ... ve ...; 01.07.2010 tarihinde mağdurlar ... ve ...; 03.09.2010 tarihinde mağdur ...; 10.11.2010 tarihinde mağdurlar ..., ... ve ...; 24.12.2010 tarihinde mağdurlar ... ve ...; 15.02.2011 tarihinde ise mağdur ... hakkında usulsüz önleme dinlemesi kararları vermesi şeklindeki eyleminin TCK’nın 132. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu ve dava zamanaşımı dolduğundan düşme hükmü verildiği anlaşılan olayda;
Sanığa isnat edilen ve eylemine uyan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun yaptırımı TCK’nın 132/1. maddesinde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüş olup aynı Kanun’un 137/1-a maddesindeki hükmolunacak cezada yarı oranında artırım öngören suçun nitelikli hâli de dikkate alındığında, TCK'nın 66/1-e maddesi gereğince anılan suçun asli dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.
Suç tarihinde kamu görevlisi olan sanığın eylemiyle ilgili olarak soruşturma izninin verilmesinin teklif edildiği 20.10.2016 ile soruşturma izninin verildiği 11.11.2016; soruşturma izninin verilmesinin teklif edildiği 10.11.2016 ile soruşturma izninin verildiği 24.11.2016; kovuşturma izninin verilmesi için dosyanın gönderildiği 23.11.2017 ile kovuşturma izninin verildiği 14.01.2020 tarihleri arasında dava zamanaşımının toplam 2 yıl 2 ay 25 günlük günlük süre için durduğu görülmektedir.
İddianame ve gerekçeli kararın içeriğine göre daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 05.04.2010, 01.07.2010, 03.09.2010, 10.11.2010, 24.12.20 10... .02.2011 tarihlerinde gerçekleştirilen eylemlerle ilgili olarak durma süreleri de gözetildiğinde, asli dava zamanaşımı süresi olan sekiz yılın sanık hakkında kamu davasının açıldığı 24.05.2021 tarihli son soruşturmanın açılması kararından önce 13.05.2021 tarihinde dolduğu, bu tarihten önce dava zamanaşımını kesen bir nedenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Özel Dairece dava zamanaşımı gerçekleştiğinden bahisle düşme kararı verilmesi, CMK’nın 223/9. maddesi ve madde gerekçesi doğrultusunda, "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması şeklinde anlaşılıp CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir durum olarak değerlendirilip geniş bir şekilde yorumlanamayacak olması, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hâllerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtayın, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verebilmesi, Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin yerleşik uygulamalarında da zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhâl beraat kararı verilmesini gerektiren hâller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesinin benimsemiş olması, aksi hâlde, yani derhâl beraat kararı verilmesini gerektiren hâllerde zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiğinin kabul edilmesi, dava zamanaşımında önemli ölçüde, çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması sonucunda gündeme gelmekle birlikte, sanığın mutlaka davasının devam etmesini isteme hakkına sahip olmayıp isnat edilen iddia bakımından bir karar verilmesini isteme hakkı bulunması, bu kapsamda İHAS'ın 6. maddesinin ceza davalarının mutlaka bir mahkûmiyet veya beraat hükmü ile sonuçlandırılmasını isteme hakkını içermemesi, kaldı ki verilen düşme kararının herhangi suçlayıcı ve cezai bir ifade barındırmayıp sanığın adli siciline işlenmemesi, verilecek düşme kararının lekelenmeme hakkının ihlaline yol açmaması ve dava zamanaşımı dolduğunda resen karar verilecek olup sanığın bundan vazgeçme hakkının olmaması nazara alındığında;
Müsnet haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan açılan kamu davası bakımından dava zamanaşımının gerçekleştiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucunda saptandığı, bütün ve özellikle belirleyici delillerin ve aşamalarda ileri sürülen sonuca etkili iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği ve özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, gösterilen gerekçenin olaya ilişkin sorunlar bakımından özgün ve yeterli olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla temyiz davasının reddiyle kamu davasının düşmesine ilişkin hükmün onanmasına karar verilmelidir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin sanık hakkında dava zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle açılan kamu davasının düşmesine ilişkin 24.10.2023 tarihli ve 4-5 sayılı kararının ONANMASINA,
2- Dosyanın, Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.
Zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi
Zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi