Yargıtay Ceza Genel Kurulu
2022/205 Esas · 2025/36 Karar
Kelime ve Kanun Dizini
Yargıtay Karar Künyesi
Dava Konusu ve Uyuşmazlık
Taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma
Yargılama Aşamaları Haritası
- 1. Aşama
İlk Derece Mahkemesi
mahkûmiyet - 2. Aşama
Ceza Dairesi
Başsavcılık itirazı kararı · Özel Daire kararı - 3. Aşama · bu karar
YARGITAY
KALDIRMA
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 3420-148
Hüküm kalemleri (3)
- 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
- 2- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 17.11.2020 tarihli ve 2148-6064 sayılı temyiz isteminin reddi kararının KALDIRILMASINA,
- 3- Dosyanın temyiz incelemesinin yapılabilmesi amacıyla Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.01.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğle karar verildi.
“Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan verilen 1 yıl 21 ay 10 gün hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ve bir kısım katılanlar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında verilen 1 yıl 21 ay 10 günlük hapis cezasının hükümden çıkartılarak yerine 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası eklenmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek…”
Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları
Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 19 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.
“Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan verilen 1 yıl 21 ay 10 gün hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ve bir kısım katılanlar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında verilen 1 yıl 21 ay 10 günlük hapis cezasının hükümden çıkartılarak yerine 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası eklenmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilen dosyada; mahkûmiyet kararını 5 gün artıran Bölge Adliye Mahkemesi kararının maddi hatanın düzeltilmesi niteliğinde olup olmadığının ve bu bağlamda temyizen incelenmesi gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.”
“"(3) Birinci ve ikinci fıkra uyarınca verilen kararların sanık lehine olması hâlinde, bu hususların istinaf isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan yararlanırlar "”
“2018 tarihinde yürürlüğe giren 7079 sayılı Kanunun 92. maddesiyle maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "maddede" ibaresi "maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde" şeklinde değiştirilerek madde son halini almıştır.”
“c) Sulh ceza mahkemesinin görevine giren suçlarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları, d) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin suç niteliğini değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları, e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarını değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları,”
“2014 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 78. maddesiyle ikinci fıkranın (d) bendinde yer alan "suç niteliğini değiştirmeyen" ibaresi "her türlü" şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer alan "bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile" ibaresi metinden çıkarılmış, aynı fıkranın (c), (e) ve (g) bentleri ise; "c) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları" "e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları" "g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar" şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklikler sonrasında, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi "Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları", aynı fıkranın (f) bendi ise "On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları " hâlini almıştır.”
“2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere "c) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar," bendi eklenmiş, diğer bentlerin buna göre teselsül ettirilmesi sonucunda CMK'nın 286. maddesi; "(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.”
“a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları, b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları, c) (Ek: 20/7/2017 - 7035/20 md) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar, d) (Değişik: 18/6/2014 - 6545/78 md.) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları, e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları, f) (Değişik: 18/6/2014 - 6545/78 md) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları, g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,”
“h) (Değişik: 18/6/2014 - 6545/78 md.) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar, i) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları, Temyiz edilemez." şeklinde hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve 71-118 sayılı kararıyla CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş, söz konusu bu iptal hükmü 15.02.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine doğan yasal boşluk ise, 28.02.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle giderilmiş, iptal gerekçesi doğrultusunda yeniden düzenlenen CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi; "İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları " şeklindeki son hâlini almıştır.”
“Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı olağan kanun yolu olarak CMK'nın 272. maddesi uyarınca istinaf yoluna, istinaf üzerine verilen bölge adliyesi mahkemesi hükümlerine karşı olağan kanun yolu olarak da CMK'nın 286. maddesi uyarınca temyiz yoluna başvurulabilecektir. Kural bu olmakla birlikte, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlerden hangilerine karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı CMK'nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasında, istinaf üzerine bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen hükümlerden hangilerine karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı da CMK'nın 286. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında sayılmak suretiyle kuralın istisnaları gösterilmiştir. CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde; "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları" nın temyiz edilemeyeceği belirtilmiştir.”
“Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirilebilmesi için birinci koşul; ilk derece mahkemesinden verilen bir "mahkûmiyet" hükmünün bulunması ve bu hükmün de "beş yıl veya daha az hapis cezalarına" ilişkin olmasıdır. İkinci koşul ise; bölge adliye mahkemesi ceza dairesince verilen, ilk derece mahkemelerince hükmolunan beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bir kararın varlığıdır. Birinci koşul yönünden uygulamada tereddüde yol açacak bir durum görülmemekle beraber, ikinci koşul olan bölge adliye mahkemesi ceza dairesince verilen ve "hapis cezalarını artırmayan" kararın niteliğinin belirlenmesi yönünden, kanun koyucunun düzenlemeyi yapmaktaki amacı, kanunun sistematiği, kıyas ve yorumun mümkün olup olmadığının değerlendirmesi gerekmektedir.”
“Bir karar veya hükme ilişkin kanun yolunun belirlenmesi sırasında öncelikle kanunun sistematiği ve normları dikkate alınacak, bu belirleme yapılırken kıyas ve yorum yoluna başvurulabilecektir. Ceza muhakemesinde kıyas ve her türlü yorum mümkün olmakla birlikte, temel hak ve özgürlükleri daraltan normlar ile istisnai normlarda kıyas yasağı mevcuttur. Kanun koyucunun düzenlediğinin aksine sonuçlara ulaşmaya izin verecek şekilde, kıyas veya yorum yoluyla temel hak ve özgürlüklere ilişkin normları daraltıcı, istisnai normları genişletici şekilde hareket etmek mümkün değildir. CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin hem uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen "hak arama özgürlüğü"ne ilişkin temel hak ve özgürlükler kapsamında kalması, hem de istisnai bir norm olma özelliği taşıması karşısında, bir bölge adliye mahkemesi kararının bu bent kapsamında kalıp kalmadığına ilişkin yorum yapılırken, hak arama özgürlüğünü daraltıcı nitelikte kıyas yapılamayacağı gibi bu düzenlemenin istisnai nitelikte olması nedeniyle kapsamını genişletici şekilde yorum da yapılamayacağı gözetilmelidir.”
“Bu noktadan hareketle; CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde geçen "hapis cezalarını artırmayan" ibaresinden anlaşılması gerekenin; "cezayı aynı tutan" ya da "cezayı eksilten" kararlar olduğunun, bölge adliye mahkemesi ceza dairesince verilecek olan kararın da yine bir "hapis cezası" olacağının, ancak bu kararın ilk derece mahkemesince verilen hapis cezasını artırmamakla birlikte, aynı miktarda veya daha az bir ceza olması gerektiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Dolayısıyla bölge adliye mahkemesi ceza dairesi tarafından verilecek "hapis cezasını artırmayan" kararın, yine hapis cezasına ilişkin bir "mahkûmiyet" kararı olması gerekmektedir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi ceza dairesi arasında "mahkûmiyet" hükmü yönüyle bir uyuşmazlık bulunmaması ve ilk derece mahkemesince verilen beş yıl veya daha az hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün bölge adliye mahkemesi ceza dairesince artırılmaması durumunda bu kararın "temyiz edilemez" nitelikte bir karar olmasını amaçlayan kanun koyucunun, bu düzenleme ile usul ekonomisini de gözettiğini söylemek yanlış bir yorum olmayacaktır.”
“Ceza Genel Kurulunun ve Özel Dairelerin yerleşmiş uygulama ve kabullerine göre, hükmün esasını kısa karar oluşturmaktadır. Tutanağa geçirilmesi ve açıklanması suretiyle hukuken geçerlilik kazanmış kısa kararın/hükmün önemine binaen mahkemelerin kısa karar oluştururken son derece dikkatli ve ciddi davranmaları gerekmektedir. Ancak hüküm kurulurken çeşitli hatalar yapılabildiği, örneğin nitelikli haller nedeniyle ceza artırılırken artırım oranlarında, bazen de sonuçlarında hatalar yapılabildiği gibi indirim nedeninin uygulanması sırasında da hesap hatası yapılarak daha az ceza tayin edildiği, hatta nitelikli hal nedeniyle cezanın artırılması yerine indirilmesi yoluna gidildiği, ilgili kanun maddesinde suç için hapis cezası ile birlikte para cezası da öngörüldüğü halde, yalnızca hapis ya da para cezasına hükmedildiği, öngörülmüş cezanın alt sınırının da altında olacak şekilde bir ceza tayin edildiği veya belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması sırasında işlem hataları yapıldığı görülmektedir.”
“Uygulamada hükmün kurulması sırasında yapılan hatalar, uygulama hatası, hesaplama hatası, yazım hatası şeklinde tasniflere tabi tutulmaktadır. Uygulama hatası; yargılama araçlarının belirli biçimde hatalı takdir edilmelerinden kaynaklanan hukuki yanılgılardır. Hesaplama hatası, cezanın artırımı veya eksiltimi sırasında yapılan matematiksel işlem hatalarıdır. Yazım hataları ise, olağan bir dikkat ve özenin gösterilmesi halinde gerçekleşmeyecek olan isim, yaş vb. bilgilerin yanlış yazılmasıdır. Esasen hesaplama ve yazım hataları da uygulama neticesinde ortaya çıkmış hatalar olduğundan sonuç itibariyle birer uygulama hatasıdır. Kaldı ki bazen yapılan yanlışlığın ne tür bir hata olduğu da tam belirlenememektedir. Örneğin, sonuç cezanın altı yıl sekiz ay yerine altı yılda bırakılması şeklinde bir hatalı uygulamada, sekiz yıldan TCK'nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken matematiksel hesap hatasından kaynaklanan bir hesap hatası mı, yoksa mahkemenin 1/6 değil de hatalı olarak daha fazla indirim sağlayan ve oranı da gösterilmeyen başka bir indirim uygulamasından kaynaklanan uygulama hatası mı ya da normalde 6 yıl 8 ay yazılacakken "8 ay" ibaresinin yazımının unutulmasından/atlanmasından kaynaklanan yazım hatası mı olduğu tam olarak belirlenemeyecektir.”
“Mahkemenin hata yapıldığından bahisle, kısa kararda yer verilmeyen hususlara gerekçeli kararda yer vermesi veya kısa kararı sonradan değiştirmesi usul ve kanuna aykırı olacaktır. Bu konuda öğretide, "Gerekçe ile birlikte hüküm fıkrası tekrar yazılırken, duruşmada yazılıp, okunmuş olan hüküm fıkrasında, yani kısa kararda hiçbir değişiklik yapılamaz. Esas olan, duruşmada okunmuş bulunan hüküm fıkrasıdır." (Nur Centel-Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul 2013, 10. Baskı, s. 714) şeklinde görüşler bulunmaktadır. Ancak yerleşmiş uygulama ve kabullere göre, uygulama ve hesap hataları dışında kalan ve sonuç ceza üzerinde değişikliğe yol açmayan maddi yazım hatalarının yöntem ve zaman sınırlamasına tabi bulunmaksızın, bizzat bu hatayı yapan merci tarafından kendiliğinden veya denetim muhakemesi sonunda verilen bir karardaki uyarı üzerine düzeltilmesi mümkündür. Esasen olağan bir dikkat ve özenin gösterilmesi halinde gerçekleşmeyecek olan isim, yaş, tarih ve hesap hataları, yargı kararlarında "maddi yanılgı" veya "yazım hatası" diye isimlendirilen beşeri hatalardır.”
“Yargılama araçlarının belirli biçimde takdir edilmelerinden kaynaklanan değerlendirme hataları ise hukuki yanılgılardır. Hukuki yanılgılar, ancak başka bir merci tarafından ve yasa yolu başvurusuyla açılan bir tali muhakeme ile giderilebilir. Yargı kararlarındaki maddi yanılgıların düzeltilmesi ise herhangi bir yöntem ve zamanla sınırlı değildir. Bu yanılgılar, bizzat bu hatayı yapan merci tarafından, kendiliğinden veya bir yasa yolu başvurusu üzerine verilen bir karardaki uyarı üzerine düzeltilebilir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;”
“Kula Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Kula Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sanığın aynı suçtan TCK’nın 89/4, 22/3, 62 ve 53/6. maddeleri uyarınca 1 yıl 21 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve sürücü belgesinin 1 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına karar verildiği, hükmün sanık müdafii ve bir kısım katılanlar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince, sair istinaf nedenlerinin reddine karar verilmesinden sonra, "Sanığın temel cezası 2 yıl 6 ay hapis olarak belirlenip, verilen cezanın 1/3 oranında arttırılması suretiyle 2 yıl 16 ay hapis cezası bulunduktan sonra, TCK'nın 62/1. maddesi gereğince bu cezadan 1/6 oranında indirim yapıldığında sonuç olarak 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken, 1 yıl 21 ay 10 gün olarak eksik cezaya hükmedilmiş olmasının kanuna aykırı olduğu" gerekçesiyle sanık hakkında verilen 1 yıl 21 ay 10 günlük hapis cezasının hükümden çıkartılarak yerine 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası eklenmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verildiği, bu hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın maddi hatanın düzeltilmesi niteliğinde olması nedeniyle cezanın artırılmasına yol açmadığı ve CMK’nın 286. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinden yer alan, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilemeyeceğine ilişkin düzenleme karşısında, temyiz istemlerinin reddine oy çokluğuyla karar verildiği dosya kapsamında;”
“İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince, İlk Derece Mahkemesince belirlenen cezanın yanlış hesaplandığı değerlendirilerek eksik cezaya hükmedildiği gerekçesiyle sanık hakkında verilen 1 yıl 21 ay 10 günlük hapis cezasına dair kısmın hükümden çıkartılarak yerine 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi ve TCK’nın 61/6. maddesinde bir ayın 30 gün, bir yılın ise resmî takvime göre 365 güne tekabül ettiğinin açıkça belirtilmesi karşısında; İlk Derece Mahkemesince verilen hapis cezasının 5 gün artırılması nedeniyle sanık aleyhine sonuç doğuran Bölge Adliye Mahkemesi kararının, CMK'nın 280/1-a maddesi kapsamında ceza üzerinde değişikliğe yol açmayan maddi hatanın düzeltilmesi niteliğinde değil hukuki yanılgı niteliğinde verildiğinin kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla itiraz konusu bakımından, CMK'nın 286. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi kapsamında kaldığı için kesin nitelikte olan ve bu nedenle temyiz incelemesine tabi olmayan bir karardan söz etmek mümkün değildir. Bu yaklaşım, sanıklar hakkında Bölge Adliye Mahkemesince hükmolunan cezaların temyiz edilebilmesi sonucunu doğurması nedeniyle hem uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğü hem de ceza muhakemesinde istisnai normların geniş yorumlanmaması gerektiği ilkesiyle de bağdaşmaktadır.”
“Bu itibarla,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Dairenin temyiz istemlerinin reddine dair kararının kaldırılmasına, temyiz incelemesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.”
Karar Özeti ve Gerekçe Analizi
Kararın Tam Metni
29.198 karakter · metni göstergizle
İtirazname No : 2020/38829
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 3420-148
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/4, 22/3, 62 ve 53/6. maddeleri uyarınca 1 yıl 21 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve sürücü belgesinin 1 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına ilişkin Kula Asliye Ceza Mahkemesince verilen 19.06.2018 tarihli ve 545-354 sayılı hükmün, sanık müdafii ve bir kısım katılanlar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince 15.01.2020 tarih ve 3420-148 sayı ile; "Sanık müdafii ile katılanlar vekillerinin başkaca istinaf nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak;
Sanığın temel cezası 2 yıl 6 ay hapis olarak belirlenip, verilen cezanın 1/3 oranında arttırılması suretiyle 2 yıl 16 ay hapis cezası bulunduktan sonra, TCK'nın 62/1. maddesi gereğince bu cezadan 1/6 oranında indirim yapıldığında sonuç olarak 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken, 1 yıl 21 ay 10 gün olarak eksik cezaya hükmedilmiş olması kanuna aykırı, bir kısım katılanlar vekillerinin istinaf itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden CMK’nın 280/1-d ve 303/1-f maddeleri uyarınca bu eksikliğin düzeltilmesi mümkün olduğundan, istinaf yoluna başvurulan kararın hüküm fıkrasının; 3 nolu bendinde yazılı '1 yıl 21 ay 10 gün' ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine '2 yıl 9 ay 10 gün' ibaresinin eklenmesi suretiyle," istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
Bu hükmün de sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 17.11.2020 tarih, 2148-6064 sayı ve oy çokluğuyla "...İstinaf Mahkemesince Yerel Mahkeme kararındaki cezanın hesabına yönelik hatanın düzeltilerek esastan reddine dair kararın maddi hatanın düzeltilmesi niteliğinde olup cezanın artırılmasına yol açmadığının anlaşılması karşısında, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-b maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık ile müdafinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca reddine" karar verilmiş;
Daire Üyesi ...; "Yerel Mahkeme hüküm kurarken TCK’nın temel ceza ve arttırım maddelerini kullanmış ve cezayı zuhul eseri olarak 1 yıl 21 ay 10 gün olarak hesaplamıştır. İstinaf edilen karar üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi yanlışlığı fark etmiş ve aynı Yasa'nın aynı temel ceza ve arttırım maddelerini kullanarak sanığa verilen cezayı 2 yıl 9 ay 10 gün olarak belirlemiştir.
Cezanın infazı açısından, gerek hapis cezası olarak infaz edilmesi gerekse verilen cezanın paraya çevrilmesi halinde belirlenecek para cezasının miktarı yönünden 1 yıl 21 ay 10 gün ile 2 yıl 9 ay 10 gün arasında fark olduğu açıktır. Çünkü 1 yıl 21 ay 10 gün hapis cezasının tümünün Ceza Kanunu esasları gözönüne alınarak güne çevrilmesi halinde ceza toplamı 1005 gün ederken 2 yıl 9 ay 10 günlük cezanın toplamı 1010 güne tekabül etmektedir.
Bu itibarla; Yerel Mahkemece verilen cezanın miktarını değiştirdiği, daha net bir ifadeyle istinaf talebi neticesinde bölge adliye mahkemesince sanığa verilen cezanın arttırdığı anlaşılan bir işlem neticesinde yeni bir hüküm oluştuğunun kabul edilerek dosyanın Yargıtay denetimine tabi tutulmasının kişinin hukuki güvencesi yönünden daha yerinde olacağı değerlendirilmiştir.
Yukarıda arz ve izah edildiği üzere; bölge adliye mahkemesinin yaptığı düzenleme ile yerel mahkemece verilen cezayı arttırdığının kabul edilerek sanığın temyiz talebi doğrultusunda dava dosyasının içeriğine girilip temyiz sebeplerinin incelenmesi yerine yapılan işlemin karardaki maddi hatanın düzeltilmesi şeklinde algılanıp kararın temyizinin kabil olmadığı, bu nedenle de temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir." gerekçesiyle karşı oy kullanmıştır.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.01.2021 tarih ve 38829 sayı ile; "Sanık ... hakkında verilen mahkûmiyet kararının, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Dairesinin 15.01.2020 tarih ve 2018/3420 Esas 2020/148 Karar sayılı düzeltilerek esastan reddine ilişkin verilen kararın sanık aleyhine 5 günlük fazla hapis cezasını öngördüğü tartışmasız kabul edilmelidir.
Sanık ... hakkında verilen mahkûmiyet kararını 5 gün süreyle attıran düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararın CMK'nun 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve diğer bentlerinde sınırlı şekilde sayılan 'temyiz edilemez' nitelikteki kararlardan olmadığı kabul edilmelidir. Sanığın uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir uzantısı olarak hüküm ve kararlara karşı başvurulabilecek bir kanun yolunun açık olmasının kural, kapalı olmasının ise istisna olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, yapmış olduğu istinaf incelemesi sonucunda sanık aleyhine 5 gün fazla hapis cezası tayin edilerek sonuçlandıran bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kararına karşı temyiz kanun yolunun açık olduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, sanık hakkında işlediği kabul edilen taksirle yaralama suçundan Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 17.11.2020 gün ve 2020/2148 Esas, 2020/6064 Karar sayılı temyiz isteğinin reddine dair kararının kaldırılmasına, temyiz incelemesi için dosyanın Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmesi ve sanığın temyiz talebi doğrultusunda, dava dosyasının esastan incelenerek temyiz denetimi yapılması ve sanık hakkında TCK 22/3 maddesinde yazılı bilinçli taksir hükümlerinin uygulama olanağının bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu," düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 08.02.2022 tarih ve 1483-837 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan verilen 1 yıl 21 ay 10 gün hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ve bir kısım katılanlar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında verilen 1 yıl 21 ay 10 günlük hapis cezasının hükümden çıkartılarak yerine 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası eklenmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilen dosyada; mahkûmiyet kararını 5 gün artıran Bölge Adliye Mahkemesi kararının maddi hatanın düzeltilmesi niteliğinde olup olmadığının ve bu bağlamda temyizen incelenmesi gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
IV. GEREKÇE
CMK'nın "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280. maddesi;
"(1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (c), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
b) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
c) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına,
Karar verir.
(2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar" şeklinde iken; 05.08.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanunun 15. maddesiyle, birinci fıkranın (a) bendinde yer alan "(c)" ibaresi "(a), (c), (d)" şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (a) bendinden sonra gelmek üzere (b) ve (c) başlığı altında aşağıdaki bentler eklenmiş, mevcut (b) ve (c) bentleri (d) ve (e) bentleri olarak aynı şekilde teselsül ettirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"b) Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi hâlinde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
c) Olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hâllerde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,"
"(3) Birinci ve ikinci fıkra uyarınca verilen kararların sanık lehine olması hâlinde, bu hususların istinaf isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan yararlanırlar "
08.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7079 sayılı Kanunun 92. maddesiyle maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "maddede" ibaresi "maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde" şeklinde değiştirilerek madde son halini almıştır.
Görüldüğü üzere; CMK'nın 280. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra verebileceği kararlar "istinaf başvurusunun esastan reddine", "düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine", "hükmün bozulmasına" ve "davanın yeniden görülmesine" olarak sayılmış, davanın yeniden görülmesi kararını veren bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin duruşma sonunda ya istinaf başvurusunu esastan reddedeceği ya da ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kuracağı belirtilmiştir. Bu kararlardan hangilerinin temyiz edilemeyecekleri, hangilerinin ise temyiz kanun yoluna tabi oldukları aynı Kanun’un 286. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ayrı ayrı sayılmıştır.
CMK'nın "Temyiz" başlıklı 286. maddesi;
"(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.
(2) Ancak;
a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
c) Sulh ceza mahkemesinin görevine giren suçlarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
d) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin suç niteliğini değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları,
e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarını değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları,
f) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine veya istinaf başvurusunun reddine dair kararlar,
h) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları,
Temyiz edilemez." şeklinde düzenlenmiş iken;
28.06.2014 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 78. maddesiyle ikinci fıkranın (d) bendinde yer alan "suç niteliğini değiştirmeyen" ibaresi "her türlü" şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer alan "bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile" ibaresi metinden çıkarılmış, aynı fıkranın (c), (e) ve (g) bentleri ise;
"c) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları"
"e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları"
"g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar" şeklinde değiştirilmiştir.
Bu değişiklikler sonrasında, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi "Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları", aynı fıkranın (f) bendi ise "On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları " hâlini almıştır.
05.08.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere "c) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar," bendi eklenmiş, diğer bentlerin buna göre teselsül ettirilmesi sonucunda CMK'nın 286. maddesi;
"(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.
(2) Ancak;
a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
c) (Ek: 20/7/2017 - 7035/20 md) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
d) (Değişik: 18/6/2014 - 6545/78 md.) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
f) (Değişik: 18/6/2014 - 6545/78 md) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
h) (Değişik: 18/6/2014 - 6545/78 md.) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
i) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları,
Temyiz edilemez." şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve 71-118 sayılı kararıyla CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş, söz konusu bu iptal hükmü 15.02.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine doğan yasal boşluk ise, 28.02.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle giderilmiş, iptal gerekçesi doğrultusunda yeniden düzenlenen CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi; "İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları " şeklindeki son hâlini almıştır.
Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı olağan kanun yolu olarak CMK'nın 272. maddesi uyarınca istinaf yoluna, istinaf üzerine verilen bölge adliyesi mahkemesi hükümlerine karşı olağan kanun yolu olarak da CMK'nın 286. maddesi uyarınca temyiz yoluna başvurulabilecektir. Kural bu olmakla birlikte, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlerden hangilerine karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı CMK'nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasında, istinaf üzerine bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen hükümlerden hangilerine karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı da CMK'nın 286. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında sayılmak suretiyle kuralın istisnaları gösterilmiştir.
CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde; "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları" nın temyiz edilemeyeceği belirtilmiştir.
Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirilebilmesi için birinci koşul; ilk derece mahkemesinden verilen bir "mahkûmiyet" hükmünün bulunması ve bu hükmün de "beş yıl veya daha az hapis cezalarına" ilişkin olmasıdır. İkinci koşul ise; bölge adliye mahkemesi ceza dairesince verilen, ilk derece mahkemelerince hükmolunan beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bir kararın varlığıdır. Birinci koşul yönünden uygulamada tereddüde yol açacak bir durum görülmemekle beraber, ikinci koşul olan bölge adliye mahkemesi ceza dairesince verilen ve "hapis cezalarını artırmayan" kararın niteliğinin belirlenmesi yönünden, kanun koyucunun düzenlemeyi yapmaktaki amacı, kanunun sistematiği, kıyas ve yorumun mümkün olup olmadığının değerlendirmesi gerekmektedir.
Bir karar veya hükme ilişkin kanun yolunun belirlenmesi sırasında öncelikle kanunun sistematiği ve normları dikkate alınacak, bu belirleme yapılırken kıyas ve yorum yoluna başvurulabilecektir. Ceza muhakemesinde kıyas ve her türlü yorum mümkün olmakla birlikte, temel hak ve özgürlükleri daraltan normlar ile istisnai normlarda kıyas yasağı mevcuttur. Kanun koyucunun düzenlediğinin aksine sonuçlara ulaşmaya izin verecek şekilde, kıyas veya yorum yoluyla temel hak ve özgürlüklere ilişkin normları daraltıcı, istisnai normları genişletici şekilde hareket etmek mümkün değildir. CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin hem uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen "hak arama özgürlüğü"ne ilişkin temel hak ve özgürlükler kapsamında kalması, hem de istisnai bir norm olma özelliği taşıması karşısında, bir bölge adliye mahkemesi kararının bu bent kapsamında kalıp kalmadığına ilişkin yorum yapılırken, hak arama özgürlüğünü daraltıcı nitelikte kıyas yapılamayacağı gibi bu düzenlemenin istisnai nitelikte olması nedeniyle kapsamını genişletici şekilde yorum da yapılamayacağı gözetilmelidir.
Bu noktadan hareketle; CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde geçen "hapis cezalarını artırmayan" ibaresinden anlaşılması gerekenin; "cezayı aynı tutan" ya da "cezayı eksilten" kararlar olduğunun, bölge adliye mahkemesi ceza dairesince verilecek olan kararın da yine bir "hapis cezası" olacağının, ancak bu kararın ilk derece mahkemesince verilen hapis cezasını artırmamakla birlikte, aynı miktarda veya daha az bir ceza olması gerektiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Dolayısıyla bölge adliye mahkemesi ceza dairesi tarafından verilecek "hapis cezasını artırmayan" kararın, yine hapis cezasına ilişkin bir "mahkûmiyet" kararı olması gerekmektedir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi ceza dairesi arasında "mahkûmiyet" hükmü yönüyle bir uyuşmazlık bulunmaması ve ilk derece mahkemesince verilen beş yıl veya daha az hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün bölge adliye mahkemesi ceza dairesince artırılmaması durumunda bu kararın "temyiz edilemez" nitelikte bir karar olmasını amaçlayan kanun koyucunun, bu düzenleme ile usul ekonomisini de gözettiğini söylemek yanlış bir yorum olmayacaktır.
Ceza Genel Kurulunun ve Özel Dairelerin yerleşmiş uygulama ve kabullerine göre, hükmün esasını kısa karar oluşturmaktadır. Tutanağa geçirilmesi ve açıklanması suretiyle hukuken geçerlilik kazanmış kısa kararın/hükmün önemine binaen mahkemelerin kısa karar oluştururken son derece dikkatli ve ciddi davranmaları gerekmektedir. Ancak hüküm kurulurken çeşitli hatalar yapılabildiği, örneğin nitelikli haller nedeniyle ceza artırılırken artırım oranlarında, bazen de sonuçlarında hatalar yapılabildiği gibi indirim nedeninin uygulanması sırasında da hesap hatası yapılarak daha az ceza tayin edildiği, hatta nitelikli hal nedeniyle cezanın artırılması yerine indirilmesi yoluna gidildiği, ilgili kanun maddesinde suç için hapis cezası ile birlikte para cezası da öngörüldüğü halde, yalnızca hapis ya da para cezasına hükmedildiği, öngörülmüş cezanın alt sınırının da altında olacak şekilde bir ceza tayin edildiği veya belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması sırasında işlem hataları yapıldığı görülmektedir.
Uygulamada hükmün kurulması sırasında yapılan hatalar, uygulama hatası, hesaplama hatası, yazım hatası şeklinde tasniflere tabi tutulmaktadır. Uygulama hatası; yargılama araçlarının belirli biçimde hatalı takdir edilmelerinden kaynaklanan hukuki yanılgılardır. Hesaplama hatası, cezanın artırımı veya eksiltimi sırasında yapılan matematiksel işlem hatalarıdır. Yazım hataları ise, olağan bir dikkat ve özenin gösterilmesi halinde gerçekleşmeyecek olan isim, yaş vb. bilgilerin yanlış yazılmasıdır. Esasen hesaplama ve yazım hataları da uygulama neticesinde ortaya çıkmış hatalar olduğundan sonuç itibariyle birer uygulama hatasıdır. Kaldı ki bazen yapılan yanlışlığın ne tür bir hata olduğu da tam belirlenememektedir. Örneğin, sonuç cezanın altı yıl sekiz ay yerine altı yılda bırakılması şeklinde bir hatalı uygulamada, sekiz yıldan TCK'nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken matematiksel hesap hatasından kaynaklanan bir hesap hatası mı, yoksa mahkemenin 1/6 değil de hatalı olarak daha fazla indirim sağlayan ve oranı da gösterilmeyen başka bir indirim uygulamasından kaynaklanan uygulama hatası mı ya da normalde 6 yıl 8 ay yazılacakken "8 ay" ibaresinin yazımının unutulmasından/atlanmasından kaynaklanan yazım hatası mı olduğu tam olarak belirlenemeyecektir.
Mahkemenin hata yapıldığından bahisle, kısa kararda yer verilmeyen hususlara gerekçeli kararda yer vermesi veya kısa kararı sonradan değiştirmesi usul ve kanuna aykırı olacaktır. Bu konuda öğretide, "Gerekçe ile birlikte hüküm fıkrası tekrar yazılırken, duruşmada yazılıp, okunmuş olan hüküm fıkrasında, yani kısa kararda hiçbir değişiklik yapılamaz. Esas olan, duruşmada okunmuş bulunan hüküm fıkrasıdır." (Nur Centel-Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul 2013, 10. Baskı, s. 714) şeklinde görüşler bulunmaktadır. Ancak yerleşmiş uygulama ve kabullere göre, uygulama ve hesap hataları dışında kalan ve sonuç ceza üzerinde değişikliğe yol açmayan maddi yazım hatalarının yöntem ve zaman sınırlamasına tabi bulunmaksızın, bizzat bu hatayı yapan merci tarafından kendiliğinden veya denetim muhakemesi sonunda verilen bir karardaki uyarı üzerine düzeltilmesi mümkündür.
Esasen olağan bir dikkat ve özenin gösterilmesi halinde gerçekleşmeyecek olan isim, yaş, tarih ve hesap hataları, yargı kararlarında "maddi yanılgı" veya "yazım hatası" diye isimlendirilen beşeri hatalardır.
Yargılama araçlarının belirli biçimde takdir edilmelerinden kaynaklanan değerlendirme hataları ise hukuki yanılgılardır. Hukuki yanılgılar, ancak başka bir merci tarafından ve yasa yolu başvurusuyla açılan bir tali muhakeme ile giderilebilir. Yargı kararlarındaki maddi yanılgıların düzeltilmesi ise herhangi bir yöntem ve zamanla sınırlı değildir. Bu yanılgılar, bizzat bu hatayı yapan merci tarafından, kendiliğinden veya bir yasa yolu başvurusu üzerine verilen bir karardaki uyarı üzerine düzeltilebilir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Kula Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Kula Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sanığın aynı suçtan TCK’nın 89/4, 22/3, 62 ve 53/6. maddeleri uyarınca 1 yıl 21 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve sürücü belgesinin 1 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına karar verildiği, hükmün sanık müdafii ve bir kısım katılanlar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince, sair istinaf nedenlerinin reddine karar verilmesinden sonra, "Sanığın temel cezası 2 yıl 6 ay hapis olarak belirlenip, verilen cezanın 1/3 oranında arttırılması suretiyle 2 yıl 16 ay hapis cezası bulunduktan sonra, TCK'nın 62/1. maddesi gereğince bu cezadan 1/6 oranında indirim yapıldığında sonuç olarak 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken, 1 yıl 21 ay 10 gün olarak eksik cezaya hükmedilmiş olmasının kanuna aykırı olduğu" gerekçesiyle sanık hakkında verilen 1 yıl 21 ay 10 günlük hapis cezasının hükümden çıkartılarak yerine 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası eklenmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verildiği, bu hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın maddi hatanın düzeltilmesi niteliğinde olması nedeniyle cezanın artırılmasına yol açmadığı ve CMK’nın 286. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinden yer alan, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilemeyeceğine ilişkin düzenleme karşısında, temyiz istemlerinin reddine oy çokluğuyla karar verildiği dosya kapsamında;
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince, İlk Derece Mahkemesince belirlenen cezanın yanlış hesaplandığı değerlendirilerek eksik cezaya hükmedildiği gerekçesiyle sanık hakkında verilen 1 yıl 21 ay 10 günlük hapis cezasına dair kısmın hükümden çıkartılarak yerine 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi ve TCK’nın 61/6. maddesinde bir ayın 30 gün, bir yılın ise resmî takvime göre 365 güne tekabül ettiğinin açıkça belirtilmesi karşısında; İlk Derece Mahkemesince verilen hapis cezasının 5 gün artırılması nedeniyle sanık aleyhine sonuç doğuran Bölge Adliye Mahkemesi kararının, CMK'nın 280/1-a maddesi kapsamında ceza üzerinde değişikliğe yol açmayan maddi hatanın düzeltilmesi niteliğinde değil hukuki yanılgı niteliğinde verildiğinin kabulü gerekmektedir.
Dolayısıyla itiraz konusu bakımından, CMK'nın 286. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi kapsamında kaldığı için kesin nitelikte olan ve bu nedenle temyiz incelemesine tabi olmayan bir karardan söz etmek mümkün değildir. Bu yaklaşım, sanıklar hakkında Bölge Adliye Mahkemesince hükmolunan cezaların temyiz edilebilmesi sonucunu doğurması nedeniyle hem uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğü hem de ceza muhakemesinde istisnai normların geniş yorumlanmaması gerektiği ilkesiyle de bağdaşmaktadır.
Bu itibarla,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Dairenin temyiz istemlerinin reddine dair kararının kaldırılmasına, temyiz incelemesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 17.11.2020 tarihli ve 2148-6064 sayılı temyiz isteminin reddi kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın temyiz incelemesinin yapılabilmesi amacıyla Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.01.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğle karar verildi.
İlgili Kanun Maddeleri
Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?
Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.