Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
2025/4630 Esas · 2025/5619 Karar
Kelime ve Kanun Dizini
Yargıtay Karar Künyesi
Dava Konusu ve Uyuşmazlık
Davacı işçinin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ve bu alacaklardan davalının sorumlu olup olmadığı
Yargılama Aşamaları Haritası
- 1. Aşama
İlk Derece Mahkemesi
davanın reddine - 2. Aşama
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı - 3. Aşama · bu karar
YARGITAY
BOZMA
Süreç kaydındaki diğer halkalar: İstinaf · ilk derece hükmü · İnceleme konusu karar
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/180 E., 2025/376 K.
- İlk Derece Mahkemesi
- Ankara 15. İş Mahkemesi
Hüküm kalemleri (2)
- 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 17.03.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
- 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
“Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu alacağın miktarı dikkate alınarak temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de davacının dava tarihi itibarıyla davalı işyerinde çalışmaya devam ettiği ve somut davadaki hükmün, ücret tespit talebi yönünden ileriye yönelik etkisi bulunduğu dikkate alındığında; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-(a) hükmünde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir.”
Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları
Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 2 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.
“Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu alacağın miktarı dikkate alınarak temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de davacının dava tarihi itibarıyla davalı işyerinde çalışmaya devam ettiği ve somut davadaki hükmün, ücret tespit talebi yönünden ileriye yönelik etkisi bulunduğu dikkate alındığında; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-(a) hükmünde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir.”
“Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalı Kurumun 4735 sayılı Kanun'un 8. maddesi kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarından olduğu, bu durumda alt işveren Şirketin 4734 sayılı Kanun'un 62/1-(e) hükmünde yer alan prosedüre uygun şekilde Kamu İşveren Sendikasına yetki vererek toplu iş sözleşmesi görüşmelerini sürdürüp sonuçlandırması gerektiği ancak somut olayda sürecin doğrudan dava dışı alt işveren şirket ile yürütüldüğünün anlaşıldığı bu durumda davalının asıl işveren sıfatıyla söz konusu toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ücret farkından sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de ulaşılan sonuç dosya kapsamına ve ilgili mevzuata aykırıdır.”
Karar Özeti ve Gerekçe Analizi
Kararın Tam Metni
15.713 karakter · metni göstergizle
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/180 E., 2025/376 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 15. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/534 E., 2024/571 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 17.03.2025 tarihli ek karar ile kararın miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre; Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu alacağın miktarı dikkate alınarak temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de davacının dava tarihi itibarıyla davalı işyerinde çalışmaya devam ettiği ve somut davadaki hükmün, ücret tespit talebi yönünden ileriye yönelik etkisi bulunduğu dikkate alındığında; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-(a) hükmünde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 17.03.2025 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin davalı Şirkete bağlı Muş ili ... 1 Hidroelektrik Santralinde çalıştığını, davacının dava dışı alt işverenler ... Enerji Turizm Temizlik Madencilik İthalat ve İhracat Ticaret Anonim Şirketi (... Enerji Şirketi) ve ... (... Enerji Şirketi) nezdinde çalıştığını ve hâlen çalışmaya devam ettiğini, ... Sendikası (Sendika) üyesi olduğunu, Sendika ile dava dışı ... Enerji Şirketi ile ... Enerji Şirketleri arasında işyerleri için yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlanması üzerine 6356 Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) sayılı Kanun'un 51.maddesi gereğince konunun intikal ettirildiği Yüksek Hakem Kurulu Başkanlığı tarafından 01.04.2018-31.03.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin imzalandığını, davacının anılan toplu iş sözleşmesi kapsamında olmasına rağmen hükümlerinden faydalandırılmadığı için hak kazandığı ve ödenmeyen alacaklarının bulunduğunu, çocuk yardımı, bayram yardığımı alacağı, yakacak yardımı ve ikramiye alacaklarının ödenmediğini, ücret zamlarının uygulanmamasından kaynaklanan fark ücret alacaklarının bulunduğunu, davalı Kurum ile dava dışı alt işveren Şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin olduğunu, davacının aylık ücretinin ihale sözleşmesi ile teknik şartnamede belirtildiği şekilde asgari ücretin katı şeklinde belirlendiğinden uygulanması gereken zam oranlarına göre varsa fark alacaklarının belirlenmesi gerektiğini, davalı işverence yapılan uygulamanın, davacının rızası olmaksızın ücretinin düşürülemeyeceği ve azaltılamayacağı kuralına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek fark alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın öncelikle görev, yetki, husumet, derdestlik, kesin hüküm, hak düşürücü süre, zamanaşımı ve hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacının uyuşmazlık konusu yapılan dönemde hizmet alımı yoluyla iş gördürülen alt işveren Şirketler bünyesinde bünyesinde çalıştığını, zira müvekkiline bağlı bütün santrallerde asıl işleri olan elektrik üretimi dışında kalan temizlik, bakım, onarım güvenlik gibi yardımcı işlerin Kamu İhale Kanunu çerçevesinde ihale yoluyla değişik firmalar tarafından yapıldığını, bu Şirketler ile davalı arasındaki sözleşme anahtar teslim esasına dayalı olduğundan müvekkilinin ihale makamı olduğunu ve talep konusu yapılan işçilik alacaklarından sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının müvekkili Kuruluş işçisi olmadığını, müvekkili ile hukuki ve fiilî hiçbir ilişkisi bulunmayan davacının bu davada müvekkilini hasım göstermesinin hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının sendika üyesi olduğu, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını talep ettiği, davalının husumet itirazının yerinde olmadığı, toplu iş sözleşmesi hükümleri uyarınca davacının alacak kalemlerinin hesaplandığı bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu ve bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilerek davanın ıslah edilmiş hâliyle kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı Şirketler ile davalı İdare arasında hizmet alım sözleşmesinin bulunduğu, davacının alt işverenler nezdinde çalıştığı ve sendika üyesi olduğu, Sendika ile dava dışı alt işveren arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine Yüksek Hakem Kurulu tarafından uyuşmazlığın 02.03.2023 tarih ve 2023/8 Esas, 2023/71 Karar sayılı kararı ile sonuçlandırıldığı, kabule ilişkin varılan sonucun tarafların iddia ve savunmaları ve dosya kapsamı ile örtüşmediği, zira 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun (4735 sayılı Kanun), 4857 sayılı İş Kanunu'na (4857 sayılı Kanun) göre daha özel bir Kanun olup, 8. maddesi kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde çalıştırılan işçileri kapsayacak olan toplu iş sözleşmelerinin alt işverenin yetkilendirmesi kaydıyla merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin üyesi bulunduğu kamu işveren sendikalarından birisi tarafından yürütülerek sonuçlandırılacağı, kamu işveren sendikası tarafından yürütülmeyen ve sonuçlandırılmayan toplu iş sözleşmeleri için ise 4857 sayılı Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrası esas alınarak asıl işveren sıfatından dolayı ücret farkı ve asıl işveren sıfatıyla sorumluluk yüklenemeyeceği, buna karşın dava dışı alt işveren Şirketin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun (4734 sayılı Kanun) 62/1-(e) hükmünde yer alan prosedüre uygun olarak, Kamu İşveren Sendikasına bu kapsamda yetki verdiğine dair somut bir delil sunulmadığı gibi dosya kapsamından toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin de doğrudan dava dışı alt işveren şirket ile yürütüldüğünün anlaşıldığı, hâl böyle iken; davalı Kurum yönünden uyuşmazlık konusu alacak taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile kabulüne dair verilen kararın hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz başvurusunda;
1. Dava konusu taleplerin toplu iş sözleşmesinin uygulanmasına yönelik olduğunu ve kararın kesin mahiyette olmayıp temyizi kâbil olduğunu,
2. Davacı müvekkili işçinin, davalıya ait olan işyerlerinde, davalı tarafından ihale edilen işler kapsamında alt işveren Şirketler nezdinde çalıştığını, davalı ile dava Şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğunu, davalının uyuşmazlık konusu işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, konuya ilişkin emsal karaların benzer yönde olduğunu,
3. Seri nitelikte ikame olunan davaların bir çoğunda davacılar lehine kabul kararları verilirken eldeki davada aksi yönde karar çıkmasının hatalı oldup, usul ve yasaya aykırılık oluşturduğunu,
4. Dosya kapsamıyla sübut bulan asıl işveren alt asıl ilişkisinin göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesinin müvekkili için hak kayıplarının oluşmasına mahal verdiğini beyanla ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken sair nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı işçinin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ve bu alacaklardan davalının sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta davacı taraf, davalı Kurum ile çalıştığı işverenler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğunu ileri sürerek, üyesi bulunduğu sendika ile alt işveren ... Enerji Şirketi arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan 01.04.2018-31.03.2020 dönemine ilişkin alacaklarının asıl işveren sıfatıyla davalı taraftan tahsilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davalının 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükmü gereğince toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalı Kurumun 4735 sayılı Kanun'un 8. maddesi kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarından olduğu, bu durumda alt işveren Şirketin 4734 sayılı Kanun'un 62/1-(e) hükmünde yer alan prosedüre uygun şekilde Kamu İşveren Sendikasına yetki vererek toplu iş sözleşmesi görüşmelerini sürdürüp sonuçlandırması gerektiği ancak somut olayda sürecin doğrudan dava dışı alt işveren şirket ile yürütüldüğünün anlaşıldığı bu durumda davalının asıl işveren sıfatıyla söz konusu toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ücret farkından sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de ulaşılan sonuç dosya kapsamına ve ilgili mevzuata aykırıdır.
Dosya kapsamındaki delil ve belgelere göre somut uyuşmazlığın değerlendirilmesinden önce konu ile ilgili yasal düzenlemelere değinmekte yarar vardır:
4735 sayılı Kanun'un 8. maddesine göre “4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ihale edilen işlerde, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 2 nci maddesinde tanımlanan asıl işveren-alt işveren ilişkisi çerçevesinde alt işveren tarafından münhasıran bu Kanun kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde çalıştırılan işçileri kapsayacak olan toplu iş sözleşmeleri; alt işverenin yetkilendirmesi kaydıyla merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin üyesi bulunduğu kamu işveren sendikalarından birisi tarafından 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerine göre yürütülür ve sonuçlandırılır. Toplu iş sözleşmesinin kamu işveren sendikası tarafından bu fıkraya göre sonuçlandırılması hâlinde, belirlenen ücret ve sosyal haklardan kaynaklanan bedel artışı kadar idarece fiyat farkı ödenir. Kamu işveren sendikası tarafından yürütülmeyen ve sonuçlandırılmayan toplu iş sözleşmeleri için fiyat farkı ödenemez, 4857 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin yedinci fıkrası esas alınarak asıl işveren sıfatından dolayı ücret farkına hükmedilemez ve asıl işveren sıfatıyla sorumluluk yüklenemez. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usuller, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenir.”
4734 sayılı Kanun'un 62/1-(e) hükmünde ise; "(Değişik: 20/11/2017-KHK-696/83 md. Aynen kabul: 1/2/2018-7079/78 md.)(1) 1) 5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri (MİT Müsteşarlığı hariç) ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) sayılı listede yer alan idarelerin merkez ve taşra teşkilatları, il özel idareleri, belediyeler ile bağlı kuruluşları ve bunların üyesi olduğu mahalli idare birlikleri, birlikte veya ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlası il özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşlarına ait şirketler; merkezi yönetim, sosyal güvenlik kurumu, fon, kefalet sandığı, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüğü, mahalli idare ve şirket bütçelerinden veya döner sermaye bütçelerinden, anılan liste kapsamındaki diğer idareler için ise kendi bütçelerinden personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı veya niteliği itibarıyla bu sonucu doğuracak şekilde alım yapamaz ve buna imkân sağlayan diğer mevzuat hükümleri uygulanmaz" düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan 4734 sayılı Kanun'un 2. maddesinde Kanun'un kapsamında yer alan işler sayılmış, 3. maddesinde ise istisnaları düzenlenmiştir. Kanun'un 3. Maddesinin (g) bendinde "2 nci maddenin birinci fıkrasının (b) ve (d) bentlerinde sayılan kuruluşların, ticarî ve sınaî faaliyetleri çerçevesinde; doğrudan mal ve hizmet üretimine veya ana faaliyetlerine yönelik ihtiyaçlarının temini için yapacakları, Hazine garanTisi veya doğrudan bütçenin transfer tertibinden aktarma yapmak suretiyle finanse edilenler dışındaki yaklaşık maliyeti ve sözleşme bedeli ikitrilyon üçyüzmilyar Türk Lirasını aşmayan mal veya hizmet alımları" istisna olarak düzenlenmiştir.
Bu yasal düzenlemeler çerçevesinde somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; dosyada yer alan bilgi ve belgelerden; davacının, dava dışı bir dönem ... Enerji Şirketi, ardından Yamanlar Enerji Şirketi işçisi olarak davalı Kuruma ait işyerinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacının yararlanmak istediği toplu iş sözleşmesi, Yüksek Hakem Kurulu Başkanlığının 02.03.2023 tarih ve 2023/8 Esas, 2023/71 Karar sayılı kararı ile uygulamaya konulan Sendika ile ... Enerji Şirketi arasında 01.04.2018-31.03.2020 tarihleri arasında yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesidir. Söz konusu toplu iş sözleşmesinin kapsamındaki işyerleri arasında ... Enerji Şirketinin davalı Şirketin Muş ili ... 1 Hidroelektrik Santrali işyeri de yer almaktadır. Nitekim dosya kapsamında mevcut, davalı Kurum ile dava dışı ... Enerji Şirketi arasındaki uyuşmazlık konusu döneme ilişkin hizmet alım sözleşmesi incelendiğinde; sözleşmenin 4734 sayılı Kanun'un 3/(g) hükmü uyarınca düzenlendiğinin açıkça belirtildiği görülmektedir. Bu durumda dava dışı Şirket ile davalı Kurum arasındaki sözleşme, 4734 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca istisnalar kapsamında olup somut uyuşmazlık bakımından, aynı Kanun'un 62/1-(e) hükmü ile 4735 sayılı Kanun'un 8. maddesinin uygulanması imkânı bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca, davalı EÜAŞ'ın 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükmü gereğince asıl işveren sıfatıyla alt işveren ... Enerji Şirketinin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklardan sorumlu tutulması için, dava dışı alt işveren Şirket ile Sendika arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin alt işveren Şirketçe yetkilendirilen Kamu İşveren Sendikası tarafından sürdürülmüş olması da gerekli değildir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre davalının, dava dışı Şirketin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan hak ve alacaklardan asıl işveren sıfatıyla sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Nitekim aynı ihaleye dayalı hizmet alım sözleşmesi kapsamında, aynı toplu iş sözleşmesinden doğan taleplere ilişkin olarak açılan davalarda Dairemizce aynı sonuca ulaşılmıştır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 24.04.2025 tarihli ve 2025/1883 Esas, 2025/3886 Karar sayılı kararı).
Bu durumda Mahkemece, davacının toplu iş sözleşmesinden yararlanma koşulları mevcut olduğu takdirde, talep dönemi de dikkate alınmak suretiyle davaya konu edilen alacaklar bakımından bir değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerekir.
Belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 17.03.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?
Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.
İlgili ve Benzer Emsal Kararlar
2024/6534 E. · 2024/9509 K.
Davacı işçinin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, talep edilen alacaklardan davalının sorumlu olup olmadığı, uygulanması gereken toplu iş sözleşmesi ile alacakların hesabı hususları
2024/11262 E. · 2024/15376 K.
Davalının tarafı olduğu asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı, muvazaaya dayanıp dayanmadığı, bunun sonucu olarak da davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı