2025/3361 E. · 2025/8259 K.
Sahte belge düzenleme, defter, kayıt ve belgeleri gizleme
2021/2407 Esas · 2025/11052 Karar
Sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet alma ile zimmet, ... hakkında zimmet ve kamu görevlisinin suçu bildirmemesi, ... hakkında rüşvet verme
Ağır Ceza Mahkemesi
YARGITAY
“Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkında açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre atılı suçlardan doğrudan zarar görmeyen ve kooperatif üyesi olan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in müdahil olarak katılmalarının…”
Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 2 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.
“Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkında açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre atılı suçlardan doğrudan zarar görmeyen ve kooperatif üyesi olan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in müdahil olarak katılmalarının mümkün olmayıp verilen hükümleri temyiz etme yetkilerinin bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak kamu davalarına katılmalarına karar verilmesinin de hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği, keza kooperatif yöneticisi olmayan sanık ...'ya isnat edilen rüşvet verme suçu ile sanık ...'e isnat edilen kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçundan da ... ... Kooperatifinin doğrudan zarar görmediği, davaya katılma ve bu suçlar yönünden kurulan hükümleri temyiz etme yetkisi olmadığı anlaşılmakla, ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin beraat hükümlerine, kooperatif vekilinin sanık ... hakkında kurulan hüküm ile sanık ... hakkında kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre kooperatif yöneticisi olan sanıkların üzerlerine atılı zimmet ve rüşvet alma suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar gören ve vekilinin yargılama sırasında 19.10.2011 havale tarihli dilekçesi ile vaki katılma talebi hakkında karar verilmeyen ... ... Kooperatifinin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve sanıklar ..., ..., ... hakkında anılan suçlardan kurulan hükümlerin vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 237/2. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak bu suçlar yönünden kamu davasına katılan olarak kabulüne, mahkemece isabetli biçimde Hazinenin rüşvet ve zimmet suçlarından açılan kamu davalarına katılan olarak kabul edildiği gözetilerek başvuruların kapsamına göre incelemenin katılan ... vekilinin rüşvet alma ve rüşvet verme ile zimmet suçlarından kurulan beraat hükümlerine, katılan kooperatif vekilinin sanıklar ... ve ... hakkında kurulan beraat ve mahkumiyet hükümleri ile ... hakkında zimmet suçundan kurulan beraat hükmüne, sanıklar ... ve ... müdafilerinin müvekkilleri, sanık ...'in ise hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:”
“Tebliğname başlığında yer verilen görevi kötüye kullanma ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na muhalefet suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına ilişkin temyiz talebi bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede; Sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet alma, sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;”
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2009/434 Esas, 2014/356 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖREN : ... Kooperatifi
SUÇLAR: Sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet alma ile zimmet, ... hakkında zimmet ve kamu görevlisinin suçu bildirmemesi, ... hakkında rüşvet verme
HÜKÜMLER : Zincirleme şekilde basit zimmet suçundan sanıklar ... ve ... hakkında mahkumiyet, rüşvet alma suçundan sanıklar ... ve ..., rüşvet verme suçundan sanık ..., zimmet ve kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçlarından sanık ... hakkında beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
İddianamede sanıklar ... ve ... hakkında 10.07.2006 tarihinde ortaklıktan ayrılan ... Şirketinden genel yönetim giderlerine katılım payı alınmaması veya bu yönde bir genel kurul kararı alınmaması, 2006 yılı olağan genel kuruluna ortaklardan ... ve ...'nun davet edilmemesi, yine sanıklar ... ve ... ile temyiz dışı sanık ... hakkında kooperatif parasının nemalandırılması yerine nakit olarak kasada tutulması şeklindeki görevi kötüye kullanma suçuna konu edilen isnatlarla ilgili kararın gerekçe kısmında bir değerlendirmede bulunulmadığı ve hüküm de kurulmadığı anlaşıldığından anılan iddialara ilişkin mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkında açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre atılı suçlardan doğrudan zarar görmeyen ve kooperatif üyesi olan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in müdahil olarak katılmalarının mümkün olmayıp verilen hükümleri temyiz etme yetkilerinin bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak kamu davalarına katılmalarına karar verilmesinin de hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği, keza kooperatif yöneticisi olmayan sanık ...'ya isnat edilen rüşvet verme suçu ile sanık ...'e isnat edilen kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçundan da ... ... Kooperatifinin doğrudan zarar görmediği, davaya katılma ve bu suçlar yönünden kurulan hükümleri temyiz etme yetkisi olmadığı anlaşılmakla, ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin beraat hükümlerine, kooperatif vekilinin sanık ... hakkında kurulan hüküm ile sanık ... hakkında kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre kooperatif yöneticisi olan sanıkların üzerlerine atılı zimmet ve rüşvet alma suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar gören ve vekilinin yargılama sırasında 19.10.2011 havale tarihli dilekçesi ile vaki katılma talebi hakkında karar verilmeyen ... ... Kooperatifinin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve sanıklar ..., ..., ... hakkında anılan suçlardan kurulan hükümlerin vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 237/2. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak bu suçlar yönünden kamu davasına katılan olarak kabulüne, mahkemece isabetli biçimde Hazinenin rüşvet ve zimmet suçlarından açılan kamu davalarına katılan olarak kabul edildiği gözetilerek başvuruların kapsamına göre incelemenin katılan ... vekilinin rüşvet alma ve rüşvet verme ile zimmet suçlarından kurulan beraat hükümlerine, katılan kooperatif vekilinin sanıklar ... ve ... hakkında kurulan beraat ve mahkumiyet hükümleri ile ... hakkında zimmet suçundan kurulan beraat hükmüne, sanıklar ... ve ... müdafilerinin müvekkilleri, sanık ...'in ise hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Tebliğname başlığında yer verilen görevi kötüye kullanma ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na muhalefet suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına ilişkin temyiz talebi bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet alma, sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanıklar ..., ... ve ...'ya isnat edilen rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 252/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-d maddesinde belirtilen 15 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, anılan suçlar yönünden zamanaşımını kesen son işlem olan 22.03.2010 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Sanık ... hakkında zimmet suçundan verilen beraat hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanlar Hazine ve kooperatif vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanıklar ... ve ... hakkında zincirleme şekilde basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde ise;
Mahkemece ... ... Kooperatifi yönetim kurulu başkanı ... ve ikinci başkan ...'in kooperatif üyeliğinden ayrılan ...'e aidat iadesi olarak 04.03.2006 tarihli ve ... numaralı tediye fişi ile toplam 11.000,00 TL bedelli senet verdikleri, aynı zamanda kasa hesabından da 11.442,00 TL nakit çıkışı gösterildiği, beyanına göre ...'e ödenmediği belirlenen bu tutarın sanıkların uhdesinde kaldığı, 24.05.2006 tarihli ve 1434-143 ... numaralı üzerlerinde mutfak dolapları başlığı yazılı tediye makbuzları ile nakit kasa hesabından toplam 32.000,00 TL çıkış yapıldığı, söz konusu makbuzların ... tarafından iptal edildiği ve bu ödemenin dayanağının kalmadığı, yine üzerinde mutfak dolapları karşılığı yazan 21.06.2006 tarihli ve ... numaralı tediye makbuzu ile nakit kasa hesabından 52.000,00 TL çıkış yapıldığı, bilahare bu makbuzun iptali ile söz konusu ödemenin de dayanağının kalmadığı, bu suretle toplam 95.442,00 TL kooperatif parasının mal edinildiği kabulüyle sanıklar hakkında zincirleme şekilde basit zimmet suçundan mahkumiyet kararları verilmiş ise de;
Sanıkların savunmalarında kooperatif parasını uhdelerine geçirmediklerini, kooperatifin hiçbir zaman nakit mevcudunun yüksek olmadığını, ödemeleri üyelerden alınan senetler üzerinden yaptıklarını, senet hesabı ve nakit hesabına mükerrer kayıt yapılması nedeniyle hesaplarda karışıklık olduğunu, bilirkişilerin incelemelerinde bu hususu yeterince idrak edemediğini, iptal edilen tediye makbuzlarında ödeme yapıldığı belirtilen ... inşaat firmasından mutfak dolapları işinin alınıp ... firmasına verildiğini, bu nedenle makbuzların iptal edilip ödemelerin ... firmasına yapıldığını, muhasebe işlemlerindeki karışıklık nedeniyle aleyhlerine zimmet çıkarıldığını savunmaları, tanık ...'ün ifadesinde kooperatiften aldığı senetler karşılığı tarafına bir ödeme yapılmadığını ve bu nedenle icra takibine başladığını belirtmesi, tanık ...'ün ... firmasınının taşeronu olarak kooperatife mutfak dolabı işini yaptığını ve alacağını bu firmadan aldığını beyan etmesi, ... firması yetkilisi ...'nin ise ... ile benzer beyanda bulunması ve kooperatiften alacakları kalmadığını bildirmesi karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılabilmesi açısından, bilirkişi incelemelerinin yalnızca muhasebe kayıtları üzerinde yapılmış olması, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hem senet hem de nakit hesabına kaydedilen ödemelerin gerçekliğinin araştırılması neticesinde muhatabın söz konusu ödemeyi aldığını kabul etmesi üzerine harcamanın gerçek olduğunun tespitinin yapılması ve zimmet miktarına dahil edilmemesi, mahkumiyete esas alınan isnatlar bakımından da ...'e hiç ödeme yapılmaması, tanıklar ... ve ...'nin kooperatiften yaptıkları iş karşılığı ödeme aldıklarını belirtmeleri hususları nazara alınarak, dosyanın kül halinde Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşan yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek temin edilecek raporda kooperatifin tüm kayıtlarının incelenip ...'e fazladan ödendiği belirtilen 11.442 TL'nin kayıtlarda nakit veya başka bir ortak senedi olarak çıkışının yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, mutfak dolapları işi için verilen ama tediye makbuzlarının iptali nedeniyle zimmet olarak kabul edilen 32.0 00... .000 TL'nin akıbetinin ise bahsi geçen işi yaptığı tanık beyanlarıyla doğrulanan ... firması ve taşeronu ... ile ilgili ödemelere dair tüm kooperatif kayıtları üzerinden yeniden incelenmesi, söz konusu iş nedeniyle başka bir ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesi ve bu hususlarda gerektiği takdirde tanık beyanlarına başvurulması suretiyle ulaşılacak sonuca göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, sanıkların hangi zimmet kaleminden ne şekilde sorumlu oldukları da karar yerinde tartışılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 247/1 ve 43/1. maddeleri uyarınca belirlenen 7 yıl 6 ay hapis cezasından 62. madde uyarınca indirim yapıldığı sırada hesap hatası yapılarak sonuç cezanın 6 yıl 3 ay hapis cezası yerine 5 yıl 15 ay olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesi ile ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan kooperatif vekili, sanıklar ... ve ... müdafileri ile sanık ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.
Sahte belge düzenleme, defter, kayıt ve belgeleri gizleme
Kasten öldürmeye teşebbüs, hırsızlık, mala zarar verme, işyeri dokunulmazlığını ihlal, tehdit