Portala Dön
Ceza HukukuBOZMA
T.C. YARGITAY

Yargıtay 2. Ceza Dairesi

2024/13185 Esas · 2025/18842 Karar

Kelime ve Kanun Dizini

Yargıtay Karar Künyesi

Yargı MerciiYargıtay 2. Ceza Dairesi
Esas Numarası2024/13185
Karar Numarası2025/18842
Karar Tarihi23 Ekim 2025
Hüküm TürüBOZMA

Dava Konusu ve Uyuşmazlık

Hırsızlık

Yargılama Aşamaları Haritası

  1. 1. Aşama

    Ceza Dairesi

    İncelenen hüküm · Bölge Adliye Mahkemesi kararı
  2. 2. Aşama · bu karar

    YARGITAY

    BOZMA
Mahkemesi
Ceza Dairesi
Sayısı
2024/1931 E. 2024/1572 K.
Suç
Hırsızlık
Hükümler
İstinaf başvurusunun esastan reddine
Tebliğname Görüşü
Onama
Hüküm kalemleri (2)
  • Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının,
  • aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Karardan Alıntı (Uyuşmazlık Tanımı)
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; suça sürüklenen çocuk ... müdafinin temyiz isteminin suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlenmediği hâlde suça sürüklenen çocuğun cezalandırılmasına karar verildiği, daha önce…
* Bu metin doğrudan karar tutanağından alıntılanmış olup, mahkemenin uyuşmazlığa ilişkin tespitini içerir.

Dilekçede Kullanılabilir İçtihat ve Gerekçe Pasajları

Bu kararda mahkemenin hükmüne esas teşkil eden 4 gerekçe pasajı tespit edilmiştir.

Gerekçe Pasajı 12296 karakter
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; suça sürüklenen çocuk ... müdafinin temyiz isteminin suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlenmediği hâlde suça sürüklenen çocuğun cezalandırılmasına karar verildiği, daha önce suça karıştığı bahse konu edilerek dosya değerlendirilirken yanılgıya düşüldüğü, suça sürüklenen çocuk lehine ve aleyhine bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlenmediğinin sabit olduğu, her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve mahkûmiyete yeter delil elde edilmesi gerektiği, yerinde olmayan ve yetersiz gerekçelerle suça sürüklenen çocuğa takdiri indirim uygulanmadığı, yokluğunda toplanan delillerin sonradan bildirilmediği, son duruşmada, suça sürüklenen çocuk hakkında lehe hükümlerin uygulanmasını talep edilmesine rağmen, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi, hapis cezasının adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi veya takdiri indirim uygulanması hususlarının tartışılmadığı, suça sürüklenen çocuğun hapis cezası ile mahkum edilmesi şeklindeki kararın aleyhe olarak açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkemece delillerin tamamının toplanması gerekirken, eksik soruşturma ile esasa etkili bir delilin değerlendirilmemesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğuna yönelik olduğu, suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz talebinin ise, somut olayda sadece şüpheye dayalı olarak mahkûmiyet kurulduğu, şartları oluştuğu hâlde suça sürüklenen çocuğun cezasında takdiri indirim yapılmadığı, yokluğunda toplanan delillerin sonradan bildirilmediği, son sözün verilmediği, lehe hükümlerin uygulanması talebinin karşılanmadığı, eksik soruşturma nedeniyle delillerin tamamının toplanmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün şüpheden uzak ve somut delillerle desteklenmediğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Gerekçe Pasajı 22619 karakter
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Küçükçekmece 1. Çocuk Mahkemesinin, 08.06.2021 tarihli ve 2019/328 Esas, 2021/169 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik suça sürüklenen çocuklar ve müdafilerinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 18.01.2022 tarihli ve 2021/2198 Esas, 2022/106 Karar sayılı kararı ile "Mezkur kovuşturma işlemi ile savunmasının CMK.nın 150/1. maddesi uyarınca zorunlu müdafii tayin olunarak müdafii huzuru ile alınmasındaki hukuki lüzum gözetilmeden savunmasının alınması ile sanığın savunma hakkının ihlal edilmesinden öte, Kovuşturma evresindeki sanığın savunmasının CMK.nın 150/1. maddesi gereğince tayin olunacak bir müdafi katılımı ile alınmasında hukuki zorunluluğu nedeniyle duruşmada sanığın savunmasının alındığı celsede CMK.nın 188. maddesi gereğince mutlaka hazır bulunması gereken müdafiin katılımının sağlanmamış olması, yine bu savunmanın yöntemince elde edilmiş hukuka uygun delil olmaması nedeniyle CMK.nın 289/1-i maddesindeki kesin hukuka aykırılık sebebini oluşturduğu, kesin hukuka aykırılık sebeplerinin ise bozma müeyyidesine tabi olduğu ve suça sürüklenen çocukların plaka çalma eylemlerinin TCK.nın 142/1-e maddesindeki ayrı bir suçu oluşturduğu halde ve bu eylemleri ile soyunma odasında çalınan eşyalar arasında eylemlerin tek bir hukuki fiil ile işlenmesi hukuki ilişkisinin bulunduğunu kabule yasal imkan bulunmamasına rağmen hatalı kabul ile mezkur eylemden ayrı hükümler kurulması yerine karar yerindeki gibi hükümler kurulmuş olması," sebepleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Gerekçe Pasajı 31988 karakter
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 18.01.2022 tarihli ve 2021/2198 Esas, 2022/106 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Küçükçekmece 1. Çocuk Mahkemesinin, 27.02.2024 tarihli ve 2022/115 Esas, 2024/80 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Gerekçe Pasajı 4350 karakter
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Karar Özeti ve Gerekçe Analizi

Dosya Ceza Dairesi kararından gelmektedir (istinaf başvurusunun esastan reddine). Yargıtay, incelenen hükmü bozmuştur; dosyayı ilgili mercie tevdi etmiştir. Hüküm 2 kalemden oluşmaktadır (1 bozma, 1 tevdi). Gerekçe (karar metninden): “5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır.”

Kararın Tam Metni

8.521 karakter · metni göster

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2024/1931 E. 2024/1572 K.

SUÇ : Hırsızlık

HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddine

Suça sürüklenen çocuk ... müdafii

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; suça sürüklenen çocuk ... müdafinin temyiz isteminin suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlenmediği hâlde suça sürüklenen çocuğun cezalandırılmasına karar verildiği, daha önce suça karıştığı bahse konu edilerek dosya değerlendirilirken yanılgıya düşüldüğü, suça sürüklenen çocuk lehine ve aleyhine bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlenmediğinin sabit olduğu, her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve mahkûmiyete yeter delil elde edilmesi gerektiği, yerinde olmayan ve yetersiz gerekçelerle suça sürüklenen çocuğa takdiri indirim uygulanmadığı, yokluğunda toplanan delillerin sonradan bildirilmediği, son duruşmada, suça sürüklenen çocuk hakkında lehe hükümlerin uygulanmasını talep edilmesine rağmen, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi, hapis cezasının adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi veya takdiri indirim uygulanması hususlarının tartışılmadığı, suça sürüklenen çocuğun hapis cezası ile mahkum edilmesi şeklindeki kararın aleyhe olarak açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkemece delillerin tamamının toplanması gerekirken, eksik soruşturma ile esasa etkili bir delilin değerlendirilmemesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğuna yönelik olduğu, suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz talebinin ise, somut olayda sadece şüpheye dayalı olarak mahkûmiyet kurulduğu, şartları oluştuğu hâlde suça sürüklenen çocuğun cezasında takdiri indirim yapılmadığı, yokluğunda toplanan delillerin sonradan bildirilmediği, son sözün verilmediği, lehe hükümlerin uygulanması talebinin karşılanmadığı, eksik soruşturma nedeniyle delillerin tamamının toplanmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün şüpheden uzak ve somut delillerle desteklenmediğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Küçükçekmece 1. Çocuk Mahkemesinin, 08.06.2021 tarihli ve 2019/328 Esas, 2021/169 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik suça sürüklenen çocuklar ve müdafilerinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 18.01.2022 tarihli ve 2021/2198 Esas, 2022/106 Karar sayılı kararı ile "Mezkur kovuşturma işlemi ile savunmasının CMK.nın 150/1. maddesi uyarınca zorunlu müdafii tayin olunarak müdafii huzuru ile alınmasındaki hukuki lüzum gözetilmeden savunmasının alınması ile sanığın savunma hakkının ihlal edilmesinden öte, Kovuşturma evresindeki sanığın savunmasının CMK.nın 150/1. maddesi gereğince tayin olunacak bir müdafi katılımı ile alınmasında hukuki zorunluluğu nedeniyle duruşmada sanığın savunmasının alındığı celsede CMK.nın 188. maddesi gereğince mutlaka hazır bulunması gereken müdafiin katılımının sağlanmamış olması, yine bu savunmanın yöntemince elde edilmiş hukuka uygun delil olmaması nedeniyle CMK.nın 289/1-i maddesindeki kesin hukuka aykırılık sebebini oluşturduğu, kesin hukuka aykırılık sebeplerinin ise bozma müeyyidesine tabi olduğu ve suça sürüklenen çocukların plaka çalma eylemlerinin TCK.nın 142/1-e maddesindeki ayrı bir suçu oluşturduğu halde ve bu eylemleri ile soyunma odasında çalınan eşyalar arasında eylemlerin tek bir hukuki fiil ile işlenmesi hukuki ilişkisinin bulunduğunu kabule yasal imkan bulunmamasına rağmen hatalı kabul ile mezkur eylemden ayrı hükümler kurulması yerine karar yerindeki gibi hükümler kurulmuş olması," sebepleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 18.01.2022 tarihli ve 2021/2198 Esas, 2022/106 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Küçükçekmece 1. Çocuk Mahkemesinin, 27.02.2024 tarihli ve 2022/115 Esas, 2024/80 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Beyan.pro Hukuk Asistanı

Bu Emsal Kararı Dilekçenize Eklemek İster misiniz?

Beyan.pro yapay zekâsı, dava dosyanızı inceleyip bu karardaki hukuki ilkeleri ve gerekçe pasajlarını savunma stratejinize en uygun usulle dilekçenizin içerisine yerleştirir.

İlgili ve Benzer Emsal Kararlar